<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Türk Sitesi Chat Sohbet Mynet Arkadaşlık</title>
	<atom:link href="http://www.turksitesi.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turksitesi.net</link>
	<description>Bedava Chat Odaları Mynet Çet Sohbet Avrupa CANLI Üyesiz Arkadaş Chat Odası  Sitesi Türk Siteleri.</description>
	<pubDate>Wed, 16 May 2012 19:23:58 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.5</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Hakkari Sitesi Sohbet</title>
		<link>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/hakkari-sitesi-sohbet.html</link>
		<comments>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/hakkari-sitesi-sohbet.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 19:23:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şehir Chat Sohbet Odaları]]></category>

		<category><![CDATA[hakkari çet]]></category>

		<category><![CDATA[hakkari chat]]></category>

		<category><![CDATA[hakkari sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turksitesi.net/?p=2638</guid>
		<description><![CDATA[Yüzölçümü: 9.521 km² 
Nüfus: 172.479 (1990) 
İl Trafik No: 30 Derin ve uzun Zap Vadisi&#8217;nin güney yamacına kurulu ve dört bir yanı dağlarla çevrili Hakkari; Anadolu&#8217;nun en ırak illerinden biridir. Türkiye haritasının güneydoğu köşesinde en uçtaki konumuyla ve İran - Irak sınırındaki 343 km. sınır şeridi ile ülkemizin en stratejik ili olduğu söylenebilir.

Hakkari ilinin ilçeleri; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzölçümü: 9.521 km² </p>
<p>Nüfus: 172.479 (1990) </p>
<p>İl Trafik No: 30 Derin ve uzun Zap Vadisi&#8217;nin güney yamacına kurulu ve dört bir yanı dağlarla çevrili Hakkari; Anadolu&#8217;nun en ırak illerinden biridir. Türkiye haritasının güneydoğu köşesinde en uçtaki konumuyla ve İran - Irak sınırındaki 343 km. sınır şeridi ile ülkemizin en stratejik ili olduğu söylenebilir.<br />
<span id="more-2638"></span><br />
Hakkari ilinin ilçeleri; Çukurca, Şemdinli ve Yüksekova&#8217;dır. </p>
<p>Coğrafyası: Hakkari ili doğuda İran, güneyde Irak, batıda Şırnak, kuzeyde de Van illeri ile çevrilidir. Yüzey şekillerinin ana çatısını oluşturan dağlar, batı-doğu doğrultusunda yüksek bir kabartı şeklinde uzanırlar. Güneydoğu Toroslar yayının bu ildeki uzantılarına Hakkari Dağları adı verilir. İlin en büyük düzlüğü Yüksekova&#8217; nın kuzey ve doğusundaki dağların yamaçlarından doğan Nehil Çayı&#8217; nın oluşturduğu Yüksekova&#8217; dır. Bununla beraber yüksek dağların doruklarında ve doruğa yakın yerlerde çok sayıda göl vardır bunların içinde en önemlisi Gelyana Gölü&#8217; dür. </p>
<p>İklimi: Hakkari&#8217; de karasal iklim hüküm sürmektedir. Bu nedenle kışları soğuk ve sert geçmektedir. Yazları ise sıcak ve kuraktır. </p>
<p>Tarihçesi: Anadolu Mezopotamya, ve İran üçgeninde yer alan Hakkari konumu ve coğrafi yapısıyla bir çok topluluğun ilgisini çekmiş ve bir çok millete vatan olmuştur. Hakkari, Med, Pers, Selevkos, Abbasi, Selçuklu, Moğol, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Osmanlı hakimiyetini görmüştür. </p>
<p>Anahtar Kelimeler: hakkari sohbet odası hakkari chat sitesi hakkari çet kanalı hakkari arkadaşlık siteleri hakkari sohbet odaları sohbet chat muhabbet sohpet çet arkadaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/hakkari-sitesi-sohbet.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hatay Sitesi Sohbet</title>
		<link>http://www.turksitesi.net/guzel-sozler-mesajlar/hatay-sitesi-sohbet.html</link>
		<comments>http://www.turksitesi.net/guzel-sozler-mesajlar/hatay-sitesi-sohbet.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 19:23:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güzel Sözler,Mesajlar]]></category>

		<category><![CDATA[hatay çet]]></category>

		<category><![CDATA[hatay chat]]></category>

		<category><![CDATA[hatay sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turksitesi.net/?p=2640</guid>
		<description><![CDATA[Yüzölçümü: 5.403 km² 
Nüfus: 1.109.754 (1990) 
İl Trafik No: 31 
 Antakya yöresini çekici kılan ve tarihi boyunca göçlere açık olmasını sağlayan, yaşamı kolaylaştıran iklim koşulları ve verimli topraklarının yanı sıra Anadolu&#8217;yu Çukurova yoluyla Suriye ve Filistin&#8217;e bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasıdır. Ayrıca Mezopotamya&#8217;dan Akdeniz&#8217;e çıkmak için kullanılabilecek en uygun limanlar yine bu bölgededir. Hatay, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzölçümü: 5.403 km² </p>
<p>Nüfus: 1.109.754 (1990) </p>
<p>İl Trafik No: 31 </p>
<p> Antakya yöresini çekici kılan ve tarihi boyunca göçlere açık olmasını sağlayan, yaşamı kolaylaştıran iklim koşulları ve verimli topraklarının yanı sıra Anadolu&#8217;yu Çukurova yoluyla Suriye ve Filistin&#8217;e bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasıdır. Ayrıca Mezopotamya&#8217;dan Akdeniz&#8217;e çıkmak için kullanılabilecek en uygun limanlar yine bu bölgededir. Hatay, inanç turizmi merkezleri, antik kentleri ve yaylalarıyla turizm potansiyeline sahip bir ildir.<br />
<span id="more-2640"></span><br />
Hatay ilinin ilçeleri; Altınözü, Belen Dörtyol, Erzin, Hassa, İskenderun, Kırıkhan, Kumlu , Reyhanlı, Samandağ ve Yayladağı&#8217;dır. </p>
<p>Belen: Amanos Dağları üzerinde Akdeniz&#8217;i Amik Ovası&#8217;na bağlayan en önemli geçitte kurulmuştur. 1550&#8242;li yıllarda Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan kervansaray, cami ve hamam etrafında gelişmiş bir ilçedir. Soğukoluk (Güzelyayla) ve Atik yaz aylarında büyük ilgi gören yaylalardır. </p>
<p>Dörtyol: İskenderun Körfezi ile Nur Dağları arasında kurulmuştur. Dörtyol narenciye üretimi, plajları ve Botaş Boru Hattı Tesisleri ile tanınır. Kuzuculu&#8217;da bir orman içi dinlenme parkı vardır. </p>
<p>Erzin: Adana, Osmaniye, Dörtyol ve İskenderun Körfezi ile çevrilidir. Erzin&#8217;de narenciye üretimi ve plajları ile tanınır. İlçe yakınında bir orman içi parkı ve Başlamış Köyü&#8217;nde bir kaplıca ile madensuyu kaynağı ve bu kaynağın bulunduğu yerde sağlık turizmine yönelik tesisler bulunmaktadır. </p>
<p>Kırıkhan: Amik Ovası&#8217;nda Nur Dağları ile Suriye sınırı ve Hassa ile Kumlu İlçeleri arasında yer alır. Karasu, ilçe sınırları içinden geçer. Hatay&#8217;ın tek doğal gölü olan Gölbaşı Gölü (Balık gölü), Kırıkhan sınırları içindedir. </p>
<p>Coğrafyası: Hatay, Akdeniz Bölgesi&#8217; nin doğu ucunda Suriye ve Lübnan dağları arasındaki El Bekaa Vadisi&#8217; ni içine alan Gor Çukurluğu&#8217; ndan oluşan bir sınır ilimizdir. Kuzeyden Güneybatıya doğru uzanan Nur Dağları (Amanos) ve Kel Dağ ile Suriye platoları arasında kalan ilin verimli topraklarına sahip olan Amik Ovası, batıda şerit halinde uzanan bir kıyı ovasını oluşturur. İlin başlıca akarsuları Asi, Karasu ve Afrin nehirleridir. İki tane sulama amacıyla kullanılan baraj bulunmaktadır. Birisi karasu üzerinde kurulmuş olan Tahtaköprü Barajı, diğeri ise Bohsin Çayı üzerinde kurulmuş olan Yarseli Barajı&#8217; dır. Bitki örtüsü bakımından Ardıç, Meşe, Kayın, Kızılcık, Kavak, Çınar ağaçlarından oluşan geniş ormanlık alanların dışında Mersin, Defne, Kekik ve Lavanta bitkileriyle kaplı makilikler de bulunur. </p>
<p>İklimi: Hatay&#8217; da Akdeniz iklimi hakim olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. </p>
<p>Tarihçesi: Yaklaşık olarak 2300 yıllık bir geçmişi olan Antakya&#8217; da ilk yerleşimin tarihi M.Ö. 8000&#8242; e kadar uzanır. Şehri İskender&#8217; in ölümünden sonra imparatorluğunu paylaşan komutanlarında Seleukos kurmuştur. Daha sonra Part, Sasani, Bizans, Abbasi, Tolunoğulları, Aksitler, Hamdanoğulları, Selçuklu, Haçlı ve Memluk egemenliklerine girmiştir. Şehir Yavuz Sultan Selim&#8217; in Mısır Seferi sırasında Osmanlı egemenliğine geçmiştir. 1937&#8242; de bağımsız Hatay Devleti kurulmuş, 1939&#8242; da Hatay Türkiye Cumhuriyeti&#8217; ne bağlanmıştır. </p>
<p>Anahtar Kelimeler: hatay sohbet odası hatay chat sitesi hatay çet kanalı hatay arkadaşlık siteleri hatay sohbet odaları sohbet chat muhabbet sohpet çet arkadaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turksitesi.net/guzel-sozler-mesajlar/hatay-sitesi-sohbet.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Iğdır Sitesi Sohbet</title>
		<link>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/igdir-sitesi-sohbet.html</link>
		<comments>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/igdir-sitesi-sohbet.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 19:23:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şehir Chat Sohbet Odaları]]></category>

		<category><![CDATA[ığdır çet]]></category>

		<category><![CDATA[ığdır chat]]></category>

		<category><![CDATA[ığdır sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turksitesi.net/?p=2642</guid>
		<description><![CDATA[Yüzölçümü: 3.539 km² 
Nüfus: 142.601 (1990) 
İl Trafik No: 76 Türkiye&#8217;nin doğu sınırında yer alan Iğdır, efsanevi Ağrı Dağı ile görülmesi gereken bir ildir. 
Iğdır ilinin ilçeleri (merkez), Aralık, Karakoyunlu, Tuzluca.

Tuzluca: İl merkezine uzaklığı 39 km.dir. Tuz Dağı&#8217;nda bulunan su göletleri astım hastalığına iyi gelmektedir. 
Coğrafyası: Kuzey ve kuzeydoğu sınırını Aras Nehri ve nehir yatağı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzölçümü: 3.539 km² </p>
<p>Nüfus: 142.601 (1990) </p>
<p>İl Trafik No: 76 Türkiye&#8217;nin doğu sınırında yer alan Iğdır, efsanevi Ağrı Dağı ile görülmesi gereken bir ildir. </p>
<p>Iğdır ilinin ilçeleri (merkez), Aralık, Karakoyunlu, Tuzluca.<br />
<span id="more-2642"></span><br />
Tuzluca: İl merkezine uzaklığı 39 km.dir. Tuz Dağı&#8217;nda bulunan su göletleri astım hastalığına iyi gelmektedir. </p>
<p>Coğrafyası: Kuzey ve kuzeydoğu sınırını Aras Nehri ve nehir yatağı boyunca Ermenistan sınırı teşkil eder. Doğu ve güneydoğusundan Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti ve İran, güneyinde Ağrı ili, batı ve kuzeybatıda Kars ili yer almaktadır. Iğdır yüksek platolar ve dağlık kesimlerin geniş yer kapladığı bir bölgededir. Dil Ovası Türkiye&#8217; nin en uç noktasıdır. Bölgenin güneyinde batı doğu doğrultusunda uzanan Orta Toroslar ve Manzar Dağlarıyla başlayıp, Karasu, Aras Dağlarıyla devam eden dağlık kesim sırasıyla batıdan doğuya doğru Durak Dağı (2811 metre), Zor Dağı (3196 m), Pamuk Dağı (2639 m), Büyük Ağrı Dağı (5165 m), Küçük Ağrı Dağı (3986 m) dır. Türkiye&#8217; nin en yüksek dağı olan Büyük Ağrı Dağı, İran ile sınır teşkil etmektedir. </p>
<p>İklimi: Iğdır&#8217; da coğrafî konumundan dolayı karasal bir iklim hüküm sürmektedir. Sıcaklık bölge ortalamasından daha yüksektir çok az yağmur almaktadır. </p>
<p>Tarihçesi: Bölgeye M.Ö. 4000 tarihinde Hurriler yerleşmiş daha sonra farklı medeniyetlere sahne olmuştur. Günümüze kadar Urartular, Sakalar, Sasaniler, Bizanslar, Selçuklular, Moğollar, Oğuzlar, Karakoyunlular ve Osmanlı İmparatorluğu&#8217; nun egemenliğine girmiştir. </p>
<p>Anahtar Kelimeler: IĞDIR sohbet odası IĞDIR chat sitesi IĞDIR çet kanalı IĞDIR arkadaşlık siteleri IĞDIR sohbet odaları sohbet chat muhabbet sohpet çet arkadaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/igdir-sitesi-sohbet.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Isparta Sitesi Sohbet</title>
		<link>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/isparta-sitesi-sohbet.html</link>
		<comments>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/isparta-sitesi-sohbet.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 19:23:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şehir Chat Sohbet Odaları]]></category>

		<category><![CDATA[ısparta çet]]></category>

		<category><![CDATA[ısparta chat]]></category>

		<category><![CDATA[ısparta sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turksitesi.net/?p=2644</guid>
		<description><![CDATA[Yüzölçümü: 8.933 km² 
Nüfus: 434.771 (1990) 
İl Trafik No: 32 
 Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgelerinin kesiştiği Göller Bölgesi denilen noktada yer alan Isparta ili, Eğirdir, Kovada ve Gölcük gölleri, Kovada ve Kızıldağı Milli Parkları ile zengin bir fauna ve floraya sahiptir. İnanç Turizminin merkezi Yalvaç ilçesi Anadolunun kültür zenginliğini tüm ihtişamı ile yansıtmaktadır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzölçümü: 8.933 km² </p>
<p>Nüfus: 434.771 (1990) </p>
<p>İl Trafik No: 32 </p>
<p> Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgelerinin kesiştiği Göller Bölgesi denilen noktada yer alan Isparta ili, Eğirdir, Kovada ve Gölcük gölleri, Kovada ve Kızıldağı Milli Parkları ile zengin bir fauna ve floraya sahiptir. İnanç Turizminin merkezi Yalvaç ilçesi Anadolunun kültür zenginliğini tüm ihtişamı ile yansıtmaktadır. Kayak Merkezinin yeraldığı Davraz Dağı, doğa yürüyüşü ve nehir sporlarına elverişli kanyonlar, mağaralar ve dağları ile pek çok doğa sporlarının yapıldığı merkezdir. Isparta&#8217;nın turizm kapısı Eğirdir, alternatif turizm cennetidir. Dağcılık, trekking, rüzgarsörfü, yamaç paraşütü, kampçılık turizm çeşitlerinden birkaçıdır.<br />
<span id="more-2644"></span><br />
Isparta ilinin ilçeleri; Aksu, Atabey, Eğirdir, Gelendost, Gönen, Keçiborlu, Senirkent, Sütçüler, Şarkikaraağaç, Uluborlu,Yalvaç ve Yenişarbademli&#8217;dir. </p>
<p>Aksu: Yaklaşık 1200 metre rakımında bulunan Aksu İlçesi, eski adı olan Anamas’ı, ilçe coğrafyasına hakim 2388 m yüksekliğindeki Anamas Dağından almaktadır. Aksu ilçesinin yeraldığı yörede yapılan kazılarda, ilk çağlardan beri iskana açık olduğu görülmektedir. Yörede, Helenistik çağa ait M.Ö.2. ve 1. Yüzyıldan kalma sikkelere rastlanmaktadır. Yapılan araştırmalardan, Aksu Vadisi ve Anamas yaylaları arasındaki ulaşım zorluklarına rağmen, civarındaki bazı köylerde 16. yüzyıldan beri Pazar kurulmakta olduğu ve bu yörede yoğun bir Yörük nüfusun yaşadığı anlaşılmaktadır. Cumhuriyet döneminde, Eğirdir&#8217;e bağlı bir bucak olarak Yenice adı altında idari konumunu sürdüren Aksu, 26.8.1988 tarihinde ilçe statüsüne kavuşmuştur. Aksu ilçesi sınırları içindeki en önemli tarihi kalıntılar: Timbriada, Tynada, Eurymendon Kutsal Alanı ve Roma Köprüsü dür. Yörede turistik önemi olan Sorgon ve Zindan Mağaraları ile Sorgun yaylası Aksu İlçe sınırları içinde bulunmaktadır. </p>
<p>Atabey: Atabey İlçesi kuzeyden Senirkent ve Uluborlu, Batıdan Gönen, güneyden merkez ilçe Isparta, doğudan da Eğirdir ilçeleri ile çevrilidir. İlçenin kuzeyini ve batısını Barla Dağı ve uzantıları bulunmaktadır. Selçuklular döneminde bilinçli bir şekilde kervansaray ağıyla donatılan Konya-Antalya güzergahındaki yerleşmelerinden birisi olan (Atabey) önem verildiği, Ertokuş tarafından burada 1224 yılında inşa ettirilen medreseden anlaşılmaktadır. 13. yy. başında tamamen Türkleşen bölgede, önemli bir yerleşim merkezi olarak beliren Atabay’ deki medrese Osmanlı devleti eğitim sistemi içinde de fonksiyonunu devam ettirmiştir. Atabey’ in 1478,1501, ve 1568 tarihlerindeki kayıtlara göre, Eğirdir ’e bağlı bir nahiye olduğu yazılıdır. İlçe sınırları içinde bulunan başlıca tarihi ve kültürel varlıklar, Harmanören (Göndürle) de meydana çıkartılan 41 Küp Mezarlar, Sidera Bayat Harabeleri, Ertokuş Medresesi, Sinan Camiidir. (18) Atabey ilçesine bağlı olarak, İslamköy Kasabası yanında 4 adette köy yerleşimi bulunmaktadır. Atabey ilçe merkezi Isparta’ya 23 km uzaklıkta olup, çoğunluğu çift yol olmak üzere asfalt yol ile bağlıdır. </p>
<p>Eğirdir: Eğirdir Destinasyonu Gelendost ilçesi, Isparta il merkezinin kuzeyinde, Eğirdir Gölünün 10 km içerisinde kurulmuştur. Gelendos ilçesi, ilk çağlardan beri, Pisidya Ülkesi adı verilen Göller Bölgesinin en eski kültür merkezlerinden birisidir. M.Ö. 3500 yıllarında “Mirya veya Miryo” adı ile Hititlerin bir kolu olan Anamurla Miryalılar tarafından kurulmuştur. M.Ö. 547 yıllarında bu topraklar Pisidyalıları yenen Pers’ lerin egemenliğine geçmiştir. 17 Eylül 1176 yılında yapılan ve bir kısmı da Gelendost Ovasında geçen Miryakefalon Savaşını Türklerin kazanması ile Selçuklu topraklarına katılmıştır. Gelendost daha sonra Hamidoğulları Beyliğinin egemenliği altına girmiştir. Gelendost: Gelendost, tarihi boyunca Ablada, Sabinae, Myrion, Miryona, Miryo, Myriokafalon, Gelende-Abad, Gelendoz adları ile anılmıştır. 16. yüzyılda Afşar nahiyesine bağlı olan Gelendost, Cumhuriyet döneminde 1930 yılında Afşar’ın yerine nahiye olmuştur. Daha sonrada 6.3.1954 tarih ve 6324 sayılı kanun ile de ilçe olmuştur. Gelendost, Isparta-Konya karayolu üzerindedir. Isparta’ya 80 km uzaklıktadır. İlçenin tüm kasaba ve köyleri ile ulaşım olanakları her mevsim vardır. İlçede halk ağırlıklı olarak tarımla uğraşmaktadır. Elmacılık en önemli uğraş koludur. Gelendos ilçe merkezinde bulunan tarihi iki cami ile Yeşilköy sınırları içinde bulunan Ertokuş Kervansarayı ilçenin en önemli kültür yapılarıdır. </p>
<p>Gönen: Isparta İl Merkezine 24 km uzaklıklığında, Isparta-Burdur karayoluna 5 km uzaklığındaki Gönen’in tarihi M.Ö. 3-4 yüzyıla kadar dayanır. Tarih boyunca Kaue, Kawaena, Colonia, julia, Augusta, Pia, Fida, Comama, Yuztinianopolis, Gonana, Konana, Könan ve Gönen adları ile anılmıştır. Roma İmparatorluğu Augustos’ un Pisidia adı verilen bölgede kurulduğu dört şehirden birisidir. Araştırmalara göre yörede ilk yerleşim birimi Yuvaca, şimdiki yayla adıyla bilinen yerdir. Buraya ilk gelenler Yüreçi göçerleridir. İlçe zamanla Selçukluların ve daha sonra da Hamitoğulları Beyliği’nin egemenliği altında bulunmuştur. Hamitoğlu Hüseyin Bey, topraklarının büyük bir bölümünü Osmanlı Sultanı I. Murat ‘a satmıştır . 30 Aralık 1992 tarihinde yapılan düzenleme sonucunda, İğdecik. Gölbaşı, Koçtepe ve Senirce köyleri Isparta İl merkezine, Güneykent Kasabası, Gümüşgün Köyü Keçiborlu ilçesine bağlanmıştır. Gönen ilçesine bağlı yerleşim birimi olarak yalnız Kızılcık Köyü kalmıştır. </p>
<p>Keçiborlu: Isparta il merkezine 40 km uzaklığındaki Keçiborlu ilçe merkezinin tarihi gelişimi Isparta ilçe merkezi ile benzerlik göstermektedir. Keçiborlu tarih boyunca, Eudoxiopolis, Keçik-Borlu, Kiçi-Borlu isimleriyle anılmıştır. Keçiborlu, Hitit, İyon, Lidya, Pers, Helen, Roma, Bizans devirlerini yaşadıktan sonra 1204 yılında Sultan Kılıç Arslan tarafından Anadolu Selçuklu Devletinin egemenliğine girmiştir. Daha sonra Hamitoğulları Beyliğinde Uluborlu ve Gönen’e bağlı bir kasaba olarak varlığını sürdürmüştür. Günümüzdeki Keçiborlu ilçesinde korunmakta olan Keçiborlu Höyüğü, Kılıç Höyüğü, Kılıç Fari Harabeleri, Fadıllı Harabeleri, Güneykent şehir kalıntıları, Sinanbey Camii, Senir Hacı Osman Camii, Gümüşgün Sinan Dede Türbesi eski çağlardan kalan eserler ve yerler olarak görülmektedir. İlçenin başlıca mesire ve yayla turizmi yerleri : Söğüt Dağı Yaylası, Fadıllı Yaylası, Koru Yaylası, Taşoluk Yaylası, Güneydere Uzundere Piknik Yeri ve göleti, Keçiborlu Göleti, Boyralı Sini Yaylası, Aydoğmuş Akdağ Yaylası, Senir, Tepecik ve Ardıçlı Köyleri Burdur Gölü Kenarı Plaj sahasıdır. Keçiborlu adının, bölgenin küçük tepeciklerinden oluşmasına izafeten Kiçi (Küçük) Bor (Taş) kelimelerinden oluştuğu Kiçiborlu ’dan bozulduğu sanılmaktadır. </p>
<p>Senirkent: Isparta İl Merkezine 76 km uzaklığında, Eğirdir Gölü’ nün Hoyran Gölü adı verilen kuzey kısmının batısında bir vadide yer alan ilçe, dağ eteğindeki meyilli düzlük bir arazide kurulmuştur. Zira “Senir” dağ eteğindeki meyilli düzlük anlamına gelmektedir. Senirkent’in bulunduğu bölgenin, tarihin çok eski devirlerinden beri yerleşim merkezi olduğu, buluntulardan ve yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır. Ancak su kanalı, kervansaray, kale gibi ayakta kalmış tarihi yapılara rastlamaktadır. 1370 yılında kurulmuş olan Senirkent 1807de Uluborlu’ya bağlı nahiye statüsüne getirilmiş ve belediye teşkilatı kurulmuştur. İlçedeki başlıca kültür varlıkları: Tymandos Antik Kent, Yassıören Höyük, Garip Höyük, Tohumkesen Höyük, Aralık Höyük Gençali Höyük, Veli Baba Türbesidir. </p>
<p>Sütçüler: Isparta&#8217;nın güneyinde yer alan Sütçüler ilçesinin kuruluşunun M.Ö. 200 yıllarına kadar dayandığı bilinmektedir. Bu gün Adada olarak adlandırılan antik kent, Pisidya bölgesinde; Pisidya ile Pamfilya bölgeleri arasında yer almaktadır. 1330 yıllarında Hamitoğulları beyliği Eğirdir’ de kurulana kadar Sütçüler Selçuklular ’ın elinde kalmıştır . Osmanlılar zamanında bir süre Kara Bavlu olarak anılmıştır. Zamanla Bavlu şekline dönüşen isim, Cumhuriyet döneminde 1926 yılına kadar sürmüş, bu tarihte yerleşime dağ-dağlık anlamına gelen Cebel ismi verilmiştir. 1938 yılında belde halkının büyük şehirlerde sütçülük yapmaları üzerine isimi Sütçüler olarak değiştirilmiş ve Eğirdir ’e bağlı bir nahiye iken ilçe statüsü verilmiştir. İlçenin belli başlı kültür varlıkları arasında, ilçenin tarihi gelişimini simgeleyen kalıntılarından Adada antik kenti gelir. Antik kent ilçe merkezine 12, Sağrak köyüne 2 kilometre uzaklıktadır. Diğer kültürel varlıkları ise, Sığırlık Harabeleri, Taşkapı Harabeleri, Zorzila Kalıntıları, Sefer Ağa Camii, Çandır Köprüsüdür. </p>
<p>Uluborlu: Uluborlu, tarih öncesi devirlerden beri çeşitli medeniyetlerin hüküm sürdüğü yörede yer almaktadır. Uluborlu’nun 4000 yıl öncesi Hititler tarafından kurulduğu bilinmektedir. Bu döneme ait kalıntılara yörede hala rastlanmaktadır. Uluborlu, Türklerin fethi öncesinde Apolonia, Sozopolis, Mardion, Mardiyon, Mardiaion adlarıylada anılmıştır. 1070 yılında Türklerin egemenliğine girmiştir. Bu devirden sonra Uluborlu, Borgulu, Burgulu, Uluğborlu isimleri de almıştır. Uluborlu’da yaklaşık 17 türde kiraz yetiştirilmektedir. Uluborlu kirazı Avrupa ülkelerinde çok tutulmaktadır. Ürünün büyük bir kısmı ihraç edilmektedir. İlçede Temmuz ayının ilk haftasında 2 gün süreli Altın Kiraz ve Yağlı Pehlivan Güreş Şenlikleri düzenlenmektedir. </p>
<p>Yalvaç: Yenişarbademli, Beyşehir Gölünün batısında, Toros Dağlarının kuzey uzantısı olan Anamas Dağları ile bütünleşir. İlçe doğusunda, Beyşehir, batısında Aksu ve kuzeyinde Şarkikaraağaç ilçeleri ile çevrilidir. İlçenin rakımı 1150 metredir. İlçe sınırları içerisinde bulunan Dedegöl Dağı (2892 m) ile Isparta’nın en yüksek dağıdır. Yenişar tarih boyunca pek çok uygarlığa sahne olmuştur. Yapılan araştırmaya göre, M.Ö. 4000 yıllarında Etiler , M.Ö. 1500 yıllarında Frikyalılar, M.Ö. 800 yıllarında İyonlar, M.Ö. 600 yıllarında Lidyalılar, M.Ö. 446 yıllarında Persler, M.Ö. 190 yıllarında Romalılar, M:S. 395 yıllarında da Bizanslar yörede uygarlık kurmuşlardır. Yalvaç Destinasyonu Yenişarbademli: 1071 Malazgirt Zaferinden sonra 1142 yıllarında Selçuklu topraklarına katılabilmiştir. 1810 yılında Konya Vilayetine bağlı bir kaza olmuştur. Selçuklulara ait Kubad-ı Abad Sarayı kalıntıları da ilçe hudutları içinde yer almaktadır. Yenişarbademli, Şarkikaraağaç üzerinden asfalt yol ile Isparta il merkezine 177 km uzaklıktadır. Yenişarbademli’ nin , başlıca gelir kaynağı, tarım, hayvancılık, orman işçiliği ve balıkçılıktır. </p>
<p>Tarihçesi: Isparta yakın çevresi ile birlikte Pisidia yöresinin önemli yerleşim merkezlerinden birisidir. Yöredeki yerleşmenin tarihi paleolitik (Eskitaş) dönemine kadar dayanmaktadır. Pisidia bölgesi M.Ö. 2000’ lerde Luvi ve Arzava topluluklarının yerleşim alanı idi. Hititler de zamanında bölgeyi ele geçirmek istemişler, ancak yüzyıllar boyu uğraşmalarına karşılık Arzava ülkesi üzerinde kesin bir egemenlik kuramamışlardır. M.Ö. 1200’ lerde Balkanlardan gelen “Ege Göç Kavimleri” Arzava ülkesi konfederasyonunun siyasi varlığına son vermişler, Anadolu’ nun siyasi yapısını bütünüyle değiştirmişlerdir. Bu tarihten itibaren M.Ö. 8. yüzyıla kadar Firigler, M.Ö. 690’ da Lidyalılar, M.Ö. 546’ da Persler yöreye hükmetmişlerdir. M.Ö. 334’ de Büyük İskender’ le Hellenistik döneme giren Isparta’ da bu döneme ait bir yerleşim merkezi olarak Minassos (Minasın) dikkat çekmektedir. M.Ö. 323’ de Büyük İskender’ in ölümü üzerine Isparta sırası ile Bergama Krallığı’ nın, Seleukos’ ların, M.Ö. 190- M.S. 395 Roma İmparatorluğunun, M.S. 395-1204 Bizans İmparatorluğunun egemenliği altına girmiştir. Roma Dönemine ait yerleşim merkezleri Bayat (Selevcia, Sidera)-Atabey, Apollonia-Uluborlu, Antiocheia-Yalvaç, Adada-Sarak-Sütçüler, Neopolis-Şarkikaraağaç, Debenae-Gelendost&#8217; dur. Isparta Bizans döneminde 7. ve 9. yüzyılda yapılan idari taksimata göre bir eyalet olmuş ve dini merkez niteliği almıştır. 8. yüzyılda kısa bir süre Abbasi yönetimine giren kentin adı Arap kaynaklarında Sabart olarak geçmektedir. Kent 1204 yılında Selçuklular tarafından feth edilmiş ve Isparta’ da Türk-İslam dönemi başlamıştır. 1300 yılında Hamitoğulları egemenliğine giren kent, 1390 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Isparta 1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile birlikte vilayet olmuştur. </p>
<p>Anahtar Kelimeler: ISPARTA sohbet odası ISPARTA chat sitesi ISPARTA çet kanalı ISPARTA arkadaşlık siteleri ISPARTA sohbet odaları sohbet chat muhabbet sohpet çet arkadaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/isparta-sitesi-sohbet.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mersin</title>
		<link>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/mersin.html</link>
		<comments>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/mersin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 19:23:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şehir Chat Sohbet Odaları]]></category>

		<category><![CDATA[mersin çet]]></category>

		<category><![CDATA[mersin chat]]></category>

		<category><![CDATA[mersin sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turksitesi.net/?p=2646</guid>
		<description><![CDATA[Yüzölçümü: 15853 km² 
Nüfus: 1.640.888
İl Trafik No: 33 
Kentin kuzeyindeki Yumuktepe höyüğünde yapılan kazılarda birçok katman ortaya çıkarılmıştır. Bunların en eskisi, M.Ö. 6300 lere, en yenisi ise Selçuklu dönemine tarihleniyor. Kazılardan çıkarılan eserler, Adana Arkeoloji Müzesi ve Mersin Müzesinde sergileniyor.

 Mersin&#8217;in tarih sahnesine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlar. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzölçümü: 15853 km² </p>
<p>Nüfus: 1.640.888</p>
<p>İl Trafik No: 33 </p>
<p>Kentin kuzeyindeki Yumuktepe höyüğünde yapılan kazılarda birçok katman ortaya çıkarılmıştır. Bunların en eskisi, M.Ö. 6300 lere, en yenisi ise Selçuklu dönemine tarihleniyor. Kazılardan çıkarılan eserler, Adana Arkeoloji Müzesi ve Mersin Müzesinde sergileniyor.<br />
<span id="more-2646"></span><br />
 Mersin&#8217;in tarih sahnesine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlar. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, göçmen bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapıyor ve adını da bu aşiretten alır.Ayrıca Kapadokya bölgesinden gelen Rumlar kent nüfusuna hakim hale gelmişler ve 1850&#8242;de kentte 5.250 Ortodoks Rum&#8217;a karşılık 1.600 Müslüman yaşamaktadır.</p>
<p> Kentin kaderi ise Özellikle Amerika iç savaşı sırasında dünyadaki pamuk kıtlığını gidermek amacıyla Çukurova&#8217;da gelişen pamuk üretimi ve bölgenin 1866 da demiryolu ağına bağlanması, ile değişmiştir. Bu dönemde Mersin hızla, Çukurova&#8217;nın tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir.</p>
<p> Şehrin bugünkü durumuna gelmesinde, şu anda azınlık olsalar da Hıristiyan Levantenlerin önemi yadsınamaz. Şehirde halen Levantenlere ait iki Katedral bulunuyor, Latin-İtalyan Katedrali ve Arap-Ortodoks Katedrali. Ayrıca şehrin kuzeyine Rumlar için bir kilise yapılasıda gündemde.Ayrıca bazı yapıtlarında bazı gizemler olduğu her zaman gündemdedir.</p>
<p>Mersin ilinin ilçeleri; Anamur, Aydıncık, Bozyaka, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke ve Tarsus&#8217;tur.</p>
<p>Çamlıyayla<br />
 Çamlıyayla, tarihi Namrun Kalesi eteklerinde kurulmuş en büyük en eski yayla yerleşimidir. Toros dağlarının ormanla örtülü yamaçları pitoresk özelliğini koruyan yayla evleri bol güneşli yeşil ortamı, serin havası ile çok sayıda doğal güzelliği bünyesinde barındırır. En önemli tarihi kalıntısı ilçenin kuzey yamacında yükselen tepe üzerinde Namrun Kalesi (Lampron)dir.</p>
<p>Erdemli<br />
 Mersin&#8217;e 37 km uzaklıkta bulunan Erdemli ilçesi Kanlıdivane (Neapolis) antik kenti ile ünlüdür. Kanlıdivane, kule, bazilikalar, nekropol alanı ve sarnıçları ile etkileyici tarihi bir alandır.</p>
<p>Silifke<br />
 Silifke ilçesi, Büyük İskender&#8217;in generallerinden I. Seleukos tarafından kurulmuştur.İlçedeki gezilecek yerler;Silifke Kalesi,Meryemlik,Hagia,Thekla Bazillikası,Kubbeli Kilise,Uzuncaburç,Korykos,Kız Kalesi ve Narlı Kuyu&#8217;dür.</p>
<p>Gülnar<br />
 Gülnar ilçesi, Roma Kenti olan Gilindire ve Meydancık Kalesi ile ünlüdür.</p>
<p>Mut<br />
 Mut ilçesi, Mersin&#8217;e 160 km. uzaklıktadır. Yapım tarihi kesinlik kazanamayan Mut Kalesi, Karamanoğulları özelliklerini taşımaktadır. Alahan (Alacahan) Manastırı, V. yy yapıtıdır.</p>
<p>Coğrafyası: İl yüzölçümünün % 87&#8217;si dağlıktır.<br />
 En yüksek tepesi : Medetsiz Tepesi (3.524 m)<br />
 Önemli geçişleri : Sertavul, Gülek Boğazları<br />
 Belli başlı akarsuları :<br />
 Berdan Çayı (90 km)<br />
 Göksu (299 km)</p>
<p>İl&#8217;de bulunan belli başlı ovalar ve yüzölçümleri şu şekildedir:<br />
 Tarsus Ovası 105.000 hektar,<br />
 Berdan Ovası 70.000 hektar,<br />
 Anamur Ovası 9.900 hektar.</p>
<p> Mersin ili 36-37° kuzey enlemleri ve 33-35° doğu boylamları arasında bulunmaktadır. İlin kara sınırı 608 km, deniz sınırı 321 km olup, yüzölçümü 15.953 km²’dir. Mersin ilinin büyük bir kısmını oldukça yüksek, engebeli ve kayalık Batı ve Orta Toros Dağları oluşturmaktadır. Ovalık ve hafif eğimli alanlar ise bu dağların denize doğru uzandığı il merkezi, Tarsus, Silifke gibi alanlarda gelişmiştir. Bunun dışında kalan düzlük veya hafif eğimli alanlar, kuzeyde dağların arasında veya yüksek kesimlerinde görülmektedir.</p>
<p> Orta Toros Dağları Mersin ilini İç Anadolu Bölgesinden ayırmaktadır. Mersin il sınırları içinde kalan en yüksek kesim Bolkar Dağları&#8217;ndaki Medetsiz Tepesi&#8217;dir (3599 m) Kuzeydoğudan, kuzeybatıya ve güneye doğru yükseklikler azalmaktadır. Bolkar Dağları’ndan batıya doğru, Kümpet Dağı (2473 m), Elmadağı (2160 m), Alamusa Dağı (2013 m), Büyük Eğri Dağı (2025 m), Kızıldağ (2960 m), Naldöken Dağı (1754 m), Kabaklı Dağı (l675 m) önemli yükseltilerdir. Ayrıca Karaziyaret Dağı, Tol Dağı, Sunturas Dağı, Balkalesi, Ayvagediği, Makam Tepesi ve Kaşkaya Tepesi güneye doğru uzanan diğer önemli yükseklikleridir. Mersin&#8217;i kuzeydoğudan Gülek Boğazı (1250 m) ile ve kuzeybatıdan Sertavul Geçidi (1990 m) İç Anadolu&#8217;ya bağlamaktadır.</p>
<p> Toros Dağları&#8217;nın üst kısımlarında akarsuların, derelerin, atmosferik koşulların ve bölgede bulunan fayların etkisiyle çeşitli düzlükler oluşmuştur. Bu düzlüklerin yüksekliği 700–1500 m arasında değişmektedir.</p>
<p> Toros Dağları’nın üst kısımlarında akarsuların, derelerin, atmosferik koşulların ve bölgede bulunan fayların etkisiyle çeşitli düzlükler oluşmuştur. Bu düzlüklerin yüksekliği 700–1500 m. arasında değişmektedir. Belli başlı yaylalık alanlar; Mersin: Aslanköy, Gözne, Fındıkpınarı, Soğucak, Bekiralanı, Mihrican, Ayvagediği ve Güzelyayla Tarsus: Namrun(Çamlıyayla), Gülek ve Sebil;Erdemli: Sorgun, Küçük Sorgun, Toros, Küçükfındıklı ve Güzeloluk; Silifke: Balandız, Uzuncaburç, Gökbelen ve Kırobası; Anamur: Abanoz,Halkalı,Kaş ve Beşoluk; Bozyazı: Elmagözü ve Kozağaç; Gülnar: Bardat, Tersakan ve Bolyaran; Mut: Kozlar, Çivi, Dağpazarı, Söğütözü ve Sertavul Yaylası’dır.</p>
<p> Mersin ve çevresinde yer alan ovaların büyük bir kısmı Toros Dağları’nın güney eteklerinde akarsular tarafından ve yamaç eğimine bağlı olarak taşınan tortularca oluşturulmuştur. Tarıma oldukça elverişli olan bu alanlar, Mersin-Adana sınırından başlayıp Silifke’ye kadar, dağlara paralel, şerit şeklinde uzanmaktadır. Bunlar yerleşim alanlarına bağlı olarak; Yenice, Tarsus Mersin, Erdemli ve Silifke Ovaları olarak adlandırılmaktadır. Ülkemizin en mümbit ovalarından olan Çukurova’nın batı uzantısı ilde yer alır. Bunların dışında yine dağların eteklerinde Aydıncık, Anamur ve Bozyazı ovaları gibi birbirinden ayrı küçük düzlüklerde gelişmiştir. Dağların arasında Mut ilçesi çevresinde yer alan düzlük alanlar Göksu Irmağı’nın etkisiyle gelişmiştir.</p>
<p> Mersin ilinin en büyük iki akarsuyu Göksu Irmağı ve Tarsus (Berdan) Çayı’dır. Bunun dışında Akdeniz’e dökülen çok sayıda irili ufaklı çay ve dere yer almaktadır. Bunlardan bazıları; Mersin’de: Mezitli Deresi, Tece Deresi, Müftü (Efrenk) Deresi, Deliçay Deresi; Anamur’da: Dragos Çayı , Sultan Çayı, Melleç Deresi; Aydıncık’da: Menekşe, Gözsüzce Deresi; Bozyazı’da: Siniçay Deresi, Aksaz Deresi; Erdemli’de: Alata Çayı, Lamos Çayı’dır.</p>
<p> Mersin ilinde yer alan doğal göller; Silifke’de: Akgöl, Keklik Gölü, Paradeniz Gölü; Gülnar’da: Aygır Göl, Kamışlı Göl, Uzun Göldür. Bunlara ek olarak, yörede Gezende ve Berdan Baraj Gölleri ve çok sayıda sulama amaçlı yapılmış göletler bulunmaktadır.</p>
<p>Belli başlı yaylalık alanlar;<br />
 Mersin: Aslanköy, Gözne, Fındıkpınarı, Soğucak, Bekiralanı, Mihrican, Ayvagediği ve Güzelyayla<br />
 Tarsus: Namrun(Çamlıyayla), Gülek ve Sebil;<br />
 Erdemli: Sorgun, Küçük Sorgun, Toros, Küçükfındıklı ve Güzeloluk;<br />
 Silifke: Balandız, Uzuncaburç, Gökbelen ve Kırobası;<br />
 Anamur: Abanoz, Halkalı, Kaş ve Beşoluk;<br />
 Bozyazı: Elmagözü ve Kozağaç;<br />
 Gülnar: Bardat, Tersakan ve Bolyaran;<br />
 Mut: Kozlar, Çivi, Dağpazarı, Söğütözü ve Sertavul Yaylası’dır.</p>
<p> Mersin ve çevresinde yer alan ovaların büyük bir kısmı Toros Dağları&#8217;nın güney eteklerinde akarsular tarafından ve yamaç eğimine bağlı olarak taşınan tortularca oluşturulmuştur. Tarıma oldukça elverişli olan bu alanlar, Mersin-Adana sınırından başlayıp Silifke’ye kadar, dağlara paralel, şerit şeklinde uzanmaktadır. Bunlar yerleşim alanlarına bağlı olarak; Yenice, Tarsus Mersin, Erdemli ve Silifke Ovaları olarak adlandırılmaktadır. Ülkemizin en mümbit ovalarından olan Çukurova’nın batı uzantısı ilde yer alır. Bunların dışında yine dağların eteklerinde Aydıncık, Anamur ve Bozyazı ovaları gibi birbirinden ayrı küçük düzlüklerde gelişmiştir. Dağların arasında Mut ilçesi çevresinde yer alan düzlük alanlar Göksu Irmağı&#8217;nın etkisiyle gelişmiştir.</p>
<p> Mersin ilinin en büyük iki akarsuyu Göksu Irmağı ve Tarsus (Berdan) Çayı’dır.</p>
<p> Bunun dışında Akdeniz&#8217;e dökülen çok sayıda irili ufaklı çay ve dere yer almaktadır.</p>
<p>Bunlardan bazıları;<br />
 Mersin’de: Mezitli Deresi, Tece Deresi,Efrenk Deresi, Deliçay Deresi;<br />
 Anamur&#8217;da: Dragos Çayı, Sultan Çayı, Meriç Deresi;<br />
 Aydıncık&#8217;da: Menekşe, Gözsüzce Deresi;<br />
 Bozyazı&#8217;da: Siniçay Deresi, Aksaz Deresi;<br />
 Erdemli&#8217;de: Alata Çayı, Lamos Çayı&#8217;dır.</p>
<p>Mersin ilinde yer alan doğal göller;<br />
 Silifke&#8217;de: Akgöl, Keklik Gölü, Paradeniz Gölü;<br />
 Gülnar&#8217;da: Aygır Göl, Kamışlı Göl, Uzun Göldür.</p>
<p> Bunlara ek olarak, yörede Gezende ve Berdan Baraj Gölleri ve çok sayıda sulama amaçlı yapılmış göletler bulunmaktadır.</p>
<p> Mersin ilinde yerleşim genelde Mersin Körfezi çevresinde gelişmiştir. Burası doğuda Karataş burnundan başlayarak batıda İncekum burnuna kadar uzanır. Arada kalan kısımlarda, kayaç türlerine ve akarsulara bağlı olarak çok sayıda irili ufaklı koy gelişmiştir. Akdenize 370 km&#8217;lik bir kıyısı vardır. Mersin kıyılarının yaklaşık 109 km&#8217;lik bölümünü doğal kumsallar oluşturmaktadır. Bu plajlar kumsallarının ince ve temiz oluşu ve sualtı avcılığına uygun oluşundan dolayı tercih edilmektedir. Kızkalesi, Taşucu, Susanoğlu, Ayaş, Yemişkumu, Akkum, Çeşmeli, Ören, Balıkova, İskele, Yenikaş, Ovacık, Tisan, Büyükeceli ve Anamur Plajları bunlardan bazılarıdır.</p>
<p>İklimi Mersin ve çevresinde, tipik sıcak ve ılıman astropikal iklimi hakimdir. Yaz ayları sıcak ve aşırı nemli, ortalama 28 °C nemlilik ise %88 ler civarında kış ayları ise (15 °C) ılık ve yağışlıdır. (Yıllık yağış ortalaması 1096 mm. İlin uzun yıllar sıcaklık ortalaması ise 23 °C derecedir ve bu özelliğiyle Türkiye&#8217;nin en sıcak kesimidir. Ancak yaz aylarında özellikle aşırı nem bunaltıcı olabilmektedir. İl en fazla yağışı Aralık - Ocak döneminde alır, 2001&#8242;de yaşanan sel felaketinde 2 gün içerisinde metrekareye 669 kg. yağış düşmüştür.</p>
<p>Tarihi: İlde İnanç Turizmi açısından önemli olan iki merkez vardır. Birincisi İsa&#8217;nın Havarilerinden St. Paul&#8217;un Tarsus&#8217;ta bulunan Evi ve Kuyusu Vatikan tarafından Hac Yeri ilan edilmiştir. Diğeri Müslüman ve Hıristiyan alemince önemli olan ve Silifke/Taşucu&#8217;nda yer alan erken Hıristiyan devrinde Hac Yeri olarak kabul edilen Azize Aya Tekla (Meryemlik)(Meryem&#8217;inde kabrinin Mersinde olduğu ancak hiçbir zaman bulunamayacağı İncilde acıkca yazılmıstır(kilikya mektupları paftası)) önemli dini ziyaret merkezleridir. Ayrıca dini açıdan önemli ziyaret yerlerinden olan Tarsus Ashab-ı Kehf Mağarası da il sınırları içerisinde bulunmaktadır.</p>
<p> Toroslar merkez ilçe sınırlarında yer alan Yumuktepe höyüğünde yapılan kazılarda bulgular M.Ö. 6300&#8242;lere kadar gitmektedir.</p>
<p> Tarihi ve turistik açıdan görülmesi gereken başlıca yerler; Alahan Manastırı (Mut), Kravga Köprüsü, Kızkalesi, Yumuktepe, Kanlıdivane (Neapolis), Anamuryum Harabeleri, Viranşehir ( Soli), Tarsus - Aziz St.Paul Kilisesi, Silifke-Uzuncaburç, Karaduvar, Ayaş, Namrun Kalesi (Lampron), Alahan (Alacahan) Manastırı, Narlıkuyu, Zeus (Jupiter) tapınağı, Cennet Cehennem mağaraları, Çukurpınar Mağarası, Korikos Kalesi, Mamure kalesi, Aslanköy Kaya Mezarları, Adam Kayalar, Tarsus-Ulu Cami, Tarsus-Eski Cami, Büyükeceli Kaya mezarları sayılabilir.</p>
<p> Tabiplerin piri Lokman Hekim Tarsusta yaşamıştır. Aynı zamanda yılanların padişahı Şahmeran ile ilgili rivayetde şöyledir. Şahmeran yörenin kralının kızına aşık olur, cadının bir tanesi prensesin hamama geleceğini ve görmek isterse onu hamamda bir odaya gizlice alacağını söyler. Şahmeran her nekadar biraz şüphelense de aşk gözünü karartır ve gider. Orada katledilir.</p>
<p> Tarsusda halen ayakta olan eski hamamın göbek taşındaki kızıllığın şahmeranın kanı olduğuna inanılır.</p>
<p>Gezilecek Tarihi Yerleri</p>
<p>Mersin ilinin 320 km. uzunluğundaki kıyı bandından 108 km. si kumlu olan, doğal plajlardan oluşan yöre, tarihi ve kültürel değerler bakımından da çok zengindir. Neolitik dönemden itibaren bir yerleşim yeri olan Mersin&#8217;de, Kalkolitik, Hitit, Roma, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarından kalma bir çok arkeolojik ve tarihi eser bulunmaktadır.</p>
<p>Mersin&#8217;in gezilip görülecek yerleri aşağıdaki ilçelerde yeralmaktadır:<br />
 Mersin Cami ve Kiliseleri<br />
 St. Paul Kilisesi, St. Paul Kuyusu, Gözlü Kule, Donuk Taş, Ashabı Kehf Mağarası, Kleopatra Kapısı, Roma Yolu önemli tarihi ve kültürel değerleridir. Yumuk Tepe ve Soli Harabeleri görülecek yerlerdir. Anamuryum Harabeleri ve Mamure Kalesi ömeli tarihi yerleridir. 4 Ayaklı Anıt Mezar görülmelidir. Arsione, Nagidos ve Softa Kalesi görülecek yerleridir. Kanlıdivane Harabeleri, Ayaş, Korikos, Adamkaya Kabartmaları önemli tarihi ve kültürel değerleridir. Meydancık Kale, Mut&#8217;ta Alahan Manastırı, Cennet-Cehennem, Silifke Kalesi, Tekir Ambarı, Jüpiter Tapınağı, Ayatekla, Holmi Öreni, Silfke Afrodisyası, Uzuncaburç, Olba en önemlileridir. </p>
<p> Bölge yıllar boyunca çeşitli medeniyetlere beşiklik etmiş, Hıristiyan dünyasının ve Avrupa ülkelerinin değişik ölçülerde etkilendikleri özellikle Bizans ve Roma kültürüne ev sahipliği yapmıştır. </p>
<p> İlde İnanç Turizmi açısından önemli olan iki merkez vardır. Birincisi İsa&#8217;nın Havarilerinden St. Paul&#8217;un Tarsus&#8217;ta bulunan Evi ve Kuyusu Vatikan tarafından Hac Yeri ilan edilmiştir. Diğeri Müslüman ve Hıristiyan alemince önemli olan ve Silifke/Başucu&#8217;nda yer alan erken Hıristiyan devrinde Hac Yeri olarak kabul edilen Azize Aya Tekla (Meryemlik) önemli dini ziyaret merkezleridir. Ayrıca Tarsus Ashabı Kehf Mağarası da il sınırları içerisinde bulunmaktadır.</p>
<p>Mersin Mağaraları<br />
 İlde jeolojik hareketler ve aşınma sonucunda pek çok mağara oluşmuştur. Cennet ve Cehennem Obruğu, Narlıkuyu, Köşekbükü, Buğu Deliği Mağaraları önemlidir.</p>
<p>Yat Limanları<br />
 Yat turizminin Doğu Akdenize kaydırılması amacıyla, uluslararası standartlara uygun yat limanı projesi geliştirilmektedir. Bu nedenle 1994 yılında ihale edilmiş olan 500 yat kapasiteli Mersin Ana Yat Limanı inşaatı sürmektedir. </p>
<p> Mersin Çamlıbel mevkiinde faaliyet gösteren Yat Baseni 300- 350 yat kapasiteli olup, yatlara içme suyu, elektrik ,temizlik ve güvenlik hizmetleri vermektedir. Yat turizminin Doğu Akdenize kaydırılmasına öncülük etmek amacıyla 11 yıldan bu yana, geleneksel olarak düzenlenen Doğu Akdeniz Yat Rallisi son üç yıldır Mersin Yat Baseni güzergah olarak alınmıştır. </p>
<p> Mersin Yat Baseninde mavi tur, günlük tur ve mehtap turları da yapılmaktadır. </p>
<p>Milli Parklar ve Korunan Alanlar<br />
 Mersin Tabiat Anıtları </p>
<p>Kaplıcalar<br />
 Mersin ilinde Şifalı su kaynakları oldukça boldur. Bunlardan bazıları Mersin-Güneysu, Güneyyolu, Tarsus Akçakoca, Tarsus Keşbükü İçmeleri, Silifke Saparca Ilıcası Mut -Hocantı Kaplıcası&#8217;dir. </p>
<p>Yaylalar<br />
 Yaz aylarında insanlar Toroslardaki çeşitli yaylalara göç etmektedirler. Mersin&#8217;de Gözne, Ayvagediği, Kızılbağ, Soğucak, Bekiralanı, Fındıkpınarı, Mihrican, Çamlıyayla, Namrun, Sebil, Tarsus&#8217;ta, Gülek, Erdemli&#8217;de, Sorgun, Güzeloluk, Küçükfındık, Silifke&#8217;de, Balandız, Gökbelen, Kırobası, Gülnar&#8217;da Bardat, Tersakan ve Kozağaç Yaylaları, Mersin nüfusunun büyük bir bölümünün yaz aylarında konakladığı yerlerdir.</p>
<p>Mersin Yaylaları </p>
<p> Kuş Gözlem Alanı<br />
 Göksu Deltası Aydıncık Adaları </p>
<p>Sportif Aktiviteler<br />
 Niğde ve Mersin arasında yer alan Bolkar Dağının kuzey yamaçlarında Kayak tesisi bulunmaktadır. </p>
<p> Bolkar Kayak Merkezi Pozantı&#8217;dan doğuya doğru 50 km. uzaklıkta Aladağlar (Çamardı), Demirkazık, Alaca, Güveller ve Cebel Gölü dağcılık için birer cennettir. THK, yamaç paraşütü ve yelken kanat eğitimi yapmaktadır. Usta atlayıcılar için Emirler Köyünde 267 m yükseklikteki Gelincik Tepesi, acemiler için ise Mersin Üniversitesi Çiftlik Köyü Kampüsünde 150 m yüksekliğindeki tepe, Tarsus&#8217;ta Şelalenin küzeyindeki Karatepe ve Çanaktepe elverişlidir.</p>
<p> Yamaç Paraşütü Mersin&#8217;in akarsularda ( Göksu Nehri ) rafting, plajlarda ise yelken, sörf, bot, paraşüt, su kayağı gibi su sporları yapmak mümkündür. </p>
<p>Göksu Nehri (Rafting)<br />
 Su Altı Dalış Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü&#8217;ne bağlı Mersin-Silifke yolunun 65. km.de Akkum mevkiinde Akkum Gençlik Kampı bulunmaktadır. Gençlik ve İzcilik Kampı olarak faaliyette bulunan bu tesis 192 yataklı olup, 1 Haziran-30 Eylül tarihleri arasında hizmet vermektedir. Burada okullarca seçilerek görevlendirilen öğrenciler, tatil yapma imkanı bulmaktadırlar.</p>
<p> Ayrıca, gençler uygun fiyatlarla Erdemli Çamlığı, Limonlu Çay Deltası, Kızkalesi, Susanoğlu, Akkum, Boğsak, Anamur/Pullu ve Anamur/İskele gibi play-kamp yerlerinde kamp yapma imkanı bulabilirler.</p>
<p>Mersin Gençlik Kampları<br />
 Mersin Orman Kampları İldeki yaban hayatı koruma sahalarında yalnız Çamlıyayla / Cocak-Cehennem Deresi Dağ Keçisi koruma sahası av turizmine açılmıştır. Burada 1 Ağustos-31 Aralık, 1 Mart-31 Mart tarihleri arasında Dağ Keçisi avı yapılmaktadır.</p>
<p>Göksu Deltası Türkiye&#8217;nin 2. derece göçmen kuş rezerv alanıdır. Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Genel Müdürlüğünce Av Koruma ve Üretme Alanı olarak yapılmıştır.</p>
<p>Anahtar Kelimeler: Mersin sohbet odası Mersin chat sitesi Mersin çet kanalı Mersin arkadaşlık siteleri Mersin sohbet odaları sohbet chat muhabbet sohpet çet arkadaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/mersin.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul Sitesi</title>
		<link>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/istanbul-sitesi.html</link>
		<comments>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/istanbul-sitesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 19:23:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şehir Chat Sohbet Odaları]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul çet]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul chat]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turksitesi.net/?p=2648</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;un İlçeleri: ADALAR ÇEKMEKÖY SİLİVRİ ARNAVUTKÖY ESENLER SULTANBEYLİ ATAŞEHİR ESENYURT SULTANGAZİ AVCILAR EYÜP ŞİLE BAĞCILAR FATİH ŞİŞLİ BAHÇELİEVLER GAZİOSMANPAŞA TUZLA BAKIRKÖY GÜNGÖREN ÜMRANİYE BAŞAKŞEHİR KADIKÖY ÜSKÜDAR BAYRAMPAŞA KAĞITHANE ZEYTİNBURNU BEŞİKTAŞ KARTAL BEYLİKDÜZÜ KÜÇÜKÇEKMECE BEYOĞLU MALTEPE BÜYÜKÇEKMECE PENDİK BEYKOZ SANCAKTEPE ÇATALCA SARIYER

İl Trafik No: 34 
Yüzölçümü: 5.712 km² 
Nüfus: 11.018.735 (2006) 
İSTANBULU TANIYALIM &#8220;Orada, Tanrı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul&#8217;un İlçeleri: ADALAR ÇEKMEKÖY SİLİVRİ ARNAVUTKÖY ESENLER SULTANBEYLİ ATAŞEHİR ESENYURT SULTANGAZİ AVCILAR EYÜP ŞİLE BAĞCILAR FATİH ŞİŞLİ BAHÇELİEVLER GAZİOSMANPAŞA TUZLA BAKIRKÖY GÜNGÖREN ÜMRANİYE BAŞAKŞEHİR KADIKÖY ÜSKÜDAR BAYRAMPAŞA KAĞITHANE ZEYTİNBURNU BEŞİKTAŞ KARTAL BEYLİKDÜZÜ KÜÇÜKÇEKMECE BEYOĞLU MALTEPE BÜYÜKÇEKMECE PENDİK BEYKOZ SANCAKTEPE ÇATALCA SARIYER<br />
<span id="more-2648"></span><br />
İl Trafik No: 34 </p>
<p>Yüzölçümü: 5.712 km² </p>
<p>Nüfus: 11.018.735 (2006) </p>
<p>İSTANBULU TANIYALIM &#8220;Orada, Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep birlikte, yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki, görülmeğe değer.&#8221; Bir koluyla Asya&#8217;ya, diğeriyle Avrupa&#8217;ya uzanarak iki kıtayı da kucaklayan kenti Lamartine böyle tanımlıyor. Başkentler başkenti olarak bilinen, önce Roma, ardından Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ve kıtalara hükmederek büyük barış coğrafyaları yaratmış, Osmanlı İmpatatorluğuna başkentlik yapan İstanbul, geçmişin ihtişamını gururla korurken modern bir geleceğe doğru ilerlemektedir. İstanbul&#8217;daki çeşitlilik ziyaretçileri gerçekten büyülemektedir. Müzeleri, kiliseleri, sarayları, camileri, pazar yerleri ve doğal güzellikleri bitmez tükenmez nüanslar sunmaktadır. Boğazın kıyısında şöyle bir arkanıza yaslandığınızda, grupta kızaran renklerin karşı sahildeki evlerin pencerelerine yansımasını seyrederek, yüzyıllar öncesinde, insanların bu olağanüstü yeri neden seçtiklerini birden anlar ve İstanbul&#8217;un &#8220;dünyanın merkezindeki&#8221; şehir olduğunu hissedersiniz. Şehrin en güzel anıtları, Haliç-Marmara Denizi-Surlar arasında kalan yarımadada yer alır. Kentin tepelerinden yükselen 500&#8242;ü aşkın caminin sulieti başdöndürücü bir atmosfer yaratır. İnsan kendini geçmiş zamanla bugün arasında bir rüyada gibi hisseder! Altı minaresiyle İstanbul&#8217;un sembolü haline gelen, dekorasyonunda kullanılan mavi çiniler nedeni ile &#8220;Mavi Cami&#8221; diye anılan Sultanahmet Camii&#8217;ni mutlaka görmelisiniz. Karşısında, İmparator Justinien zamanında kilise olarak inşa edilmiş olan ünlü Ayasofya Müzesi yer alır; mimari hünerler örneği olan bu yapı, Hz. İsa&#8217;yı, Hz. Meryem&#8217;i ve imparatorları tasvir eden nefis mozaik panolarla bezenmiştir. Bir başka tepeden bu iki muhteşem abideyi seyreden Süleymaniye Cami ise Osmanlı mimarlık sanatının zirvesidir. Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın isteği üzerine Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Marmara&#8217;ya ve Boğaz&#8217;a hakim bir tepe üzerinde, 400 yıl boyunca Osmanlı sultanlarına konutluk ve siyasi merkezlik etmiş olan Topkapı Sarayı yer alır. Topkapı&#8217;da Çin Porselenleri koleksiyonunu, altın işlemeli ve değerli taşlarla süslü tahtları, sultan kostümlerini, masallardakileri andıran mücevherleri, nadir elyazması kitapları, yüzyıllarca merak uyandırmış olan harem salonlarını görebilirsiniz. Ayasofya ile Sultanahmet Cami arasında araba yarışlarının yapıldığı Bizans Devrinin ünlü Hipodromu ve bu Hipodromun orta yerinde, bu dönemden kalma üç dikilitaş bulunur. Yerebatan Sarayı Bizans döneminde yapılmış en önemli su sarnıçlarından biridir. En güzel Bizans devri eserlerinden biri sayılan Kariye Müzesi mozaik ve fresklerle süslü orijinal dekorunu muhafaza etmektedir. İstanbul&#8217;da görmeden edemeyeceğiniz bir başka mekan da Eyüp Camiidir. Burası, Eyüp Sultan&#8217;ı ziyaret edip manevi haz arayanlara güvercin sesleriyle her an cıvıl cıvıl bir ortam sunar. İstanbul tarihsel yapıların yeniyle buluştuğu, yenilendiği bir şehirdir aynı zamanda. Kapalıçarşı labirentvari yapısıyla geçmişin hülyalı günlerinin izlerini taşımakta ısrar ederken bir yandan da modern dünyanın yepyeni ürünlerini serer önünüze; büyüleyici mücevherler, bakır eşyalar, halılar, çeşit çeşit deri ve süet giyim&#8230; Cazibesine kapılınca en ufak bir yorgunluk duymadan saatlerce dolaşabilirsiniz bu çarşıda. Boğaz&#8217;da bir vapur gezisi, unutulmaz anılarınız arasına girecektir. Boğaz&#8217;ın iki yakasında sıralanan her birinden ayrı bir sevda masalının sulara yansıdığı asude ve emsalsiz yalılar, 20. yüzyılda yapılan lüks villalar, Dolmabahçe, Göksu ve Beylerbeyi Sarayları, Rumeli ve Anadolu Hisarları, balıkçı köylerinden kalma izler, lokantalar, çay bahçeleri, parklar, gece kulüpleri sizi büyüleyebilir. Aynı günde Karadeniz&#8217;in vahşi sahillerinde denize girip ardından Marmara&#8217;nın sakin kıyılarında bir çay bahçesinde bir fincan kahvenizi yudumlarken belki de tarihe geçecek anılarınızı kaleme alabilirsiniz. Eşsiz tarihi ve kültürel geçmişi ve sayısız cazibesine ilave olarak modern oteller, istisnai lokantalar, gece kulüpleri, kabareler, tarihi çarşılar ve dükkanlar İstanbul&#8217;u konferans ve kongreler için dört dörtlük bir mekan yapmaktadır. </p>
<p>Boğaz: Avrupa ve Asya&#8217;yı ayıran Boğaz&#8217;da Karadeniz&#8217;e doğru geleneksel ve unutulmaz bir deniz gezisi yapmadan İstanbul ziyareti tamamlanmış sayılamaz. Büyük bir ihtişam ve saf bir güzellik yansıtan kıyıları geçmiş ve günümüzün karmasıdır. Yalıların yanında modern oteller, taştan hisarların yanı başında rustik saraylar ve küçük balıkçı köylerinin hatırasını taşıyan semtlerde şık yapılar.. Boğaz&#8217;ı görmenin en iyi yolu kıyılarında zig zag çizen yolcu vapurlarından birine binmektir. Eminönü&#8217;nden başlayan gezi sanki bir bayramda akraba ziyaret ediyormuş gibi sırayla Boğazın Asya ve Avrupa kıyılarına uğranarak devam eder. Gezi, aşağı yukarı 6 saat sürmektedir. Eğer gezi özel bir biçimde gerçekleştirilmek istenirse, bu konuda gece veya gündüz kısa düzenlemeler yapan ihtisaslaşmış acentalara başvurulabilinir. </p>
<p>Haliç: Uzun ve dar, boynuz biçimindeki Haliç İstanbul&#8217;un Avrupa tarafını bölmektedir. Dünyanın en tabii limanlarından biri olduğundan Bizans ve Osmanlı donanmaları ve ticari gemicilikle ilgilenenler burada toplanmışlardır. Gurup vakti suyun altın rengini aldığı bu yerin kıyıları bugün hoş parklarla ve yürüme alanlarıyla çevrilidir. Haliç&#8217;in ortasına doğru gidildiğinde yer alan Fener ve Balat semtlerinde, Bizans ve Osmanlı döneminden kalma ahşap evler, kiliseler ve sinagoglarla dolu sokaklar bulunmaktadır. Ortodoks Patriği de burada oturmaktadır. Biraz yukarıdaki Eyüp, Osmanlı mimarisinde oymacılığın yansıdığı bir yerdir. Tepelerin yamaçlarını yer yer koyu selvilerin bulunduğu mezarlıklar kaplamaktadır. Dualarının kabul göreceğine inananlar buradaki Eyüp Türbesini ziyaret ederler. Bu tarafa bakan tepedeki Pierre Loti Kahvesi manzaranın keyfine varmak için mükemmel bir mekandır. </p>
<p>Beyoğlu ve Taksim: Beyoğlu yapıldığı devrin özelliklerini koruyan, 100 yıl evvelki Avrupa tesirli mimari mirasıyla görülmeye değer bir semttir. Avrupa&#8217;nın ikinci eski metrosu Tünel halen en kısa metro unvanını korumaktadır. Metro ile kulesi bir sembol haline gelen Galata bölgesine geçmek mümkündür. Tünelin üst ucu Istiklal Caddesinin başlangıcıdır. Eski tramvayların tekrar servise konulduğu, yalnız yayalara açık cadde, Cumhuriyet devrinde konsolosluklara tahsis edilen eski elçilik binaları ile çevrilidir. Tünelin üst kısmında, İstiklal Caddesinin başlangıcındaki Divan Edebiyati Müzesi (Mevlevi Tekkesi - 18. yy. eseri) güzel bir yapıdır. Caddenin iki yanında birbirinden meşhur mekanlar vardır. Bir yanda Galatasaray Lisesi, karşı sırada rengarek, otantik restoranları ve Balık Pazarını içine alan Çiçek Pasajı&#8230; Sonra cadde boyunca sinemalar, tiyatro, kafe, lokanta ve eğlence yerleri&#8230; Taksim meydanına ulaşan cadde eski parlak, hareketli, daima kalabalık gün ve gecelerine yeniden kavuşmuştur. Türk&#8217;ün Kurtuluş Savaşını, Atatürk ve arkadaşlarını sembolize eden, göz okşayan abide Taksim meydanını süslemektedir. Yeni metronun ana terminali meydanın altında, Atatürk Kültür Merkezi de kuzeyde yer almaktadir. Beş yıldızlı Hyatt ve Intercontinental Otelleri Taksim Parkındadır, Istanbul Hilton Oteli de buradadır. Sınıfında Türkiye&#8217;de yapılan ilk otel olan Hilton (1955) halen en meşhur ve en iyi olma özelliğini korumaktadır. Radyo Evi, türünün en zenginlerinden olan Istanbul Askeri Müzesi, Lütfü Kırdar Kongre Sarayı, Açık Hava Tiyatrosu da bu civardadır. </p>
<p>Sultanahmet: Tarihi yarımadanın batı ucunda yer alan semtte farklı İmparatorlukların önemli dini, idari ve sivil yapıları yer almaktadır. Tarihi Sultanahmet meydanının etrafı Ayasofya, Haseki Hürrem Hamamı, Sultanahmet Camii, Hippodrome, Dikilitaşla gibi tarihi eserlerle çevrilidir. </p>
<p>Ortaköy: Boğazın en güzel yerine tahtlanan, zamanında padişahların sayfiye yeri olan Ortaköy Osmanlı Dönemi&#8217;nden beri ilgi çeken bir yerleşim merkezidir. Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş Erkek Lisesi, Feriye, Princess Oteli, ve cami kilise ve sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy, çarşısı ve içindeki seyyar &#8220;entel pazarı&#8221;, hediyelik eşya dükkanları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla İstanbulun önemli eğlence ve alışveriş merkezlerinden birisidir. </p>
<p>Sarıyer: Tarabya&#8217;dan sonraki virajdan Boğaziçi&#8217;nin Karadeniz&#8217;e kavuşması ilk defa görünür. Buradan Sarıyer semti içlerine kadar elçiliklere ve şahıslara ait eski yazlıklar ve balık lokantaları sıralıdır. Büyükdere&#8217;den ayrılan dar bir yol orman içlerini aşarak, bentleri geçerek Karadeniz sahillerine, meşhur Kilyos plajlarına ulaşır. Sarıyer ve sonraki Rumeli Kavaği vapur seferleri ile Boğazı gezenlerin Avrupa yakasındaki son iskeleleridir. Balık lokantaları ile şöhretli her iki komşu semt ve karşı kıyıda bulunan Anadolu Kavağı tatil günleri çok kalabalık olur. Boğaziçi bu yerleşimleri geçtikten sonra sadece yeşil koruluklarla örtülü yamaçlara sahiptir. Her iki kıyıda son yerleşimler Karadeniz&#8217;e komşu Anadolu ve Rumeli Fenerleri ile balıkçı köyleridir. </p>
<p>Üsküdar: Üsküdar, Kız Kulesi ile bütünleşen bir semttir. Karşıya, Avrupa&#8217;ya geçişin iskelesidir. Meydandaki 16. yüzyıl camileri, ortadaki abidevi çeşme, sahildeki minyatür Şemsi Paşa Cami ve Medresesi Türk sanatının güzel örnekleridir. Tarihi Karacaahmet Mezarlığı ve daha ilerideki büyük ve küçük Çamlıca tepeleri Üsküdarın sırtlarında bulunur. Tepeler çamlıklarla örtülü olup, Adaların ve Boğazın kuş bakışı manzaralarına hakimdir. </p>
<p>Kadıköy: Marmara sahillerindeki güzel Kadıköy&#8217;de tarihi yapı bulunmaz. Istanbul&#8217;un son yüzyılda hızla gelişen semtlerinden biridir. Antik Kahlkedon yerleşim biriminde sonraları bir çok manastır inşaa edilmişti. M.S. 5. yüzyıl Hıristiyanlık dünyası önemli konsül toplantıları burada yapılmıştı. Eski bahçeli malikanelerin çok azı zamanımıza gelebilmiştir. Yat Kulüpleri, marinalar, geniş caddeler, Kadıköy sahilleri boyu uzanır. Fenerbahçe güzel bir gezinti yeridir. Meşhur Bağdat Caddesi de alışveriş imkanları ile ünlüdür. 1908 yılında tamamlanan Prusya mimari üslubundaki Haydarpaşa Tren İstasyonu, Üsküdar çıkışındadır. İstasyon Bağdat demiryolunun ilk (veya son) duraği idi. Yandaki yamaçta Kırım Savaşında hayatlarını kaybeden Ingiliz ve Fransız askerlerinin mezarları ve abideleri, büyük askeri hastanenin yanında bulunmaktadır. Ticari liman tesisleri arkasındaki tepelere yerleşmiş iki büyük bina vardır. Saat kuleli olan eski Haydarpaşa Lisesi, şimdi üniversitedir. Diğeri, büyük ve 4 kuleli olan Selimiye Kışlasıdır (19. yy). Kırım Savaşı sırasında buradaki yaralılara hemşirelik yapan Florence Nightingale anısına kaldığı oda o günlerdeki gibi korunmaktadır. </p>
<p>Şile: Üsküdar&#8217;dan 50 km. mesafedeki şirin ve güzel turistik kasaba Karadeniz sahillerindedir. Kısmen tamamlanmış otoyolu ve sonrası ormanları aşan viraj yol ile geniş ve meşhur Şile plajlarına ulaşılır. Balıkçı barınaği, Ceneviz kale kalıntısı ve şöhretli feneri görülmeye değer yerlerdir. Batıda plajlar, kasabanın doğusunda da bir sıra küçük kumsal koy uzanır. Yaz aylan hareketli ve kalabalık geçer, bol sayıda pansiyon ve oteller mevcuttur. </p>
<p>Adalar: Prens Adaları adı ile de bilinen Istanbul Adaları, Marmara Denizinde, şehre bir saat kadar yakınlıkta 8 adadır. Haliç girişi ve Kabataş Iskelelerinden kalkan vapur veya deniz otobüsleri dört adaya muntazam seferler yaparlar. Bizans devrinde manastırların kurulduğu Adalar, saray mensuplarına yazlık veya sürgün yeri olmuş; Heybeliada&#8217;da Bizans&#8217;ın son yapısı, Meryem Ana&#8217;ya ithaf edilmiş küçük kilise, Deniz Lisesi üst binası avlusunda bulunur. 19. yüzyıl başlarında servise giren buharlı vapurlar ile Adalar&#8217;a ulaşım kolaylaşmış, okullar ve oteller de inşa edilince nüfus artışı başlamıştır. Büyükçe olan, yan yana sıralı dört ada yazlık evler, villalar, çamlık korularla kaplı olup, plaj ve piknik yöreleri ile ünlüdürler. Mayıs ayından eylül sonuna kadar kalabalıklaşan Adalar diğer zamanlarda tenhadır. Yerleşim bölgelerinin iskelelere yakın çevrelerde, şehre bakan yönde geliştiği, tepeleri çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası faytonlardır. Mevsim boyu, bilhassa tatil günlerinde koylar ve plajlar özel yat ve motorların, yelkenli teknelerin çekici duraklarıdır. Her adada bulunan Yelken ve Su Sporlan kulüplerinin ilki ve meşhuru Burgaz Adasındadır. Hikaye yazarı Salt Faik Abasiyanık adada yaşamış, yaşadığı ev müzeye çevrilmiş ve uğrağı, gün batımı ile şöhretli Kalpazan Kaya mahalli meşhur bir kahve olmuştur. Heybeli yönünde, şeklinden dolayı adlandırılmış, Kaşık Adası yer alır. Heybeli Ada&#8217;nın ikiz tepeleri arasında Deniz Lisesi üst binası bulunurken, öndeki diğer tepe üzerinde, çamlık içerisinde, Rum Ruhban Okulu ilk görülen büyük yapılardır. Ada iskelesi yanında Deniz Lisesi sahil boyu uzanır. Lokanta ve çayhaneler diğer yöndedir. Yerleşim alanlarının arka cephesinde çok güzel bir koy ile, Kaşık Adası&#8217;na bakan tarafta halk plajı ve Deniz Kulübü tesisleri ile arkasında meşhur Değirmen Burnu piknik alanı bulunur. Tepeleri çevreleyen yollarda, çamlar içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergahlan adayı dolanır. Ada okullar ve sanatoryum tesislerinden dolayı kış aylannda da nispeten hareketlidir. Takım Adaların en büyüğü ve meşhuru Büyük Ada&#8217;dır. Fayton turu ile etrafı iki saate yakın bir sürede dolaşabilirsiniz. Ancak bir saatte dolaşılan yarım tur daha enteresandır. Halk plajlarından Heybeli Ada yönündeki Yörük Plajı şahane bir koyda bulunmaktadir. Dil Burnu mesire alanı tercih edilen güzel bir yerdir. Iskele civarı kalabalık yerleşim bölgesinin aksine adanın güney tarafı ıssızdır. Buralardaki koylar teknelerin ziyaret yerleridir. Adanın üst sırtlarında harap halde bulunan 19. yüzyıl yapısı eski oteli, belki dünyadaki en büyük ahşap yapı, ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmaya çabalamaktadır. Büyük Ada iskele civarı lokantaları, çayhaneleri ve dükkanları ile renkli ve hareketlidir. Yaz aylarında servis veren dört oteli vardır. Güzel evler, bakımlı bahçeler eşsiz manzaralar adaları gezenlerde unutulmaz anlar bırakır. Sonraki Sedef Adası sakinlerinin dışında gelenlere plajı ile açıktır. </p>
<p>İstanbulun Çevresi İstanbul&#8217;un dışından 25. km.de, Karadeniz&#8217;in Avrupa kıyısında Kilyos&#8217;un geniş kumsalları yaz aylarında İstanbulluları çekmektedir. Karadeniz&#8217;den içeride, Avrupa kıyısındaki Belgrad Ormanı İstanbul&#8217;un çevresindeki en geniş ormandır. İstanbullular, hafta sonlarında, gölgeliklerinde, mangallı aile piknikleri yapmak amacıyla arabalarıyla buraya giderler. Yöredeki 7 adet eski su deposu ve bazı doğal kaynaklar farklı bir atmosfer oluşturur. Osmanlı su kemerlerinden 16.&#8217;ncı yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılan Moğlova Su Kemeri en muhteşemidir. Golf Kulübü&#8217;nün üzerinden geçen yine Sinan&#8217;ın eseri 800 m. uzunluğundaki Sultan Süleyman Su Kemeri Türkiye&#8217;deki su kemerlerinin en uzunlarından biridir. İstanbul&#8217;dan 25 km. uzaklıktaki Polonezköy, 19&#8242;uncu yüzyılda Polonyalı göçmenler tarafından Asya kıyısında kurulmuştur. Köy atmosferi içinde yürüyüşler, atlı gezintiler yapmak, buraya ilk gelenlerin yakınlarınca sunulan geleneksel Polonya yemeklerinden tatmak için Polonezköy, İstanbulluların uğrak yeridir. Üsküdar&#8217;a 70 km. uzaklıkta Karadeniz kıyısındaki Şile&#8217;nin kumsalları, restoranları ve otelleri burayı İstanbul&#8217;un en hoş tatil mekanlarından biri haline getirmektedir. Turistik açıdan popüler olan yöre, tanınmış Şile bezinin üretildiği yerdir. Bayramoğlu - Darıca Kuş Cenneti ve Botanik Parkı İstanbul&#8217;un 38 km uzağında eşsiz bir dinlenme yeridir. Yaya yürüyüş yolları, restoranları ile bu devasa park dünyanın farklı bölgelerinden gelen kuş çeşitleri ve bitkilerle doludur. Marmara Denizi&#8217;ndeki günlük seyirlerinden sonra yatçıların marinasına yanaşabildiği şirin Eskihisar balıkçı kasabası İstanbul&#8217;un güneydoğusundadır. Türkiye&#8217;nin 19&#8242;uncu yüzyıl büyük ressamı Osman Hamdi Bey&#8217;in kasabadaki evi müzeye dönüştürülmüştür. Eskihisar ve Gebze arasında yer alan Anibal&#8217;ın mezarı bir Bizans kalesi çevresindeki sitlerdendir. İstanbul&#8217;dan 65 km. mesafedeki popüler tatil yeri Silivri&#8217;de birçok İstanbullunun yazlık evi bulunmaktadır. Burası harika restoranları, spor ve sağlık merkezleri ile büyük bir tatil yeridir. Konferans merkezi de iş - tatil karışımı faaliyetleri ve &#8220;kültür turizmi&#8221; için şehrin hızlı temposundan kaçan iş adamlarını çekmektedir. Tarifeli deniz otobüsü servisi İstanbul&#8217;u Silivri&#8217;ye bağlamaktadır. Dokuz ada ile bezeli Marmara Denizi&#8217;ndeki adalar Bizanslı prenslerin sürgün yeriydi. Bugün artık varlıklı İstanbulluların yaz aylarında serin meltemlerine ve 19&#8242;uncu yüzyıl şık evlerine kaçtıkları mekanlardır. Adaların en büyüğü Büyükada&#8217;dır. Çam ağaçları arasında harika bir fayton gezisi yapabilir veya adanın çevresindeki sayısız küçük koylardan birinde denize girebilirsiniz! </p>
<p>Diğer popüler adalar Kınalı, Sedef, Burgaz ve Heybeliada&#8217;dır. Muntazam araba vapuru seferleri adaları her iki Avrupa ve Asya kıyılarına bağlamaktadır. Yazın Kabataş&#8217;tan hızlı deniz otobüsü servisi vardır. </p>
<p>İSTANBULUN TARİHİ  İstanbul&#8217;un tarihi 300 bin yıl önceye kadar uzanır. Küçükçekmece gölü kenarında bulunan Yarımburgaz mağarasında yapılan kazılarda insan kültürüne ait ilk izlere rastlanmıştır. Bu dönemde gölün çevresinde Neolitik ve Kalkolitik insanların yaşadığı sanılmaktadır. Çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda, Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağ&#8217;a, Ağaçlı yakınlarında ise, Orta Paleolitik Çağ ile Üst Paleolitik Çağ&#8217;a özgü aletlere rastlanmıştır. M.Ö. 5000 yıllarından itibaren başta Kadıköy Fikirtepe olmak üzere Çatalca, Dudullu, Ümraniye, Pendik, Davutpaşa, Kilyos ve Ambarlı&#8217;da yoğun bir yerleşimin başladığı sanılmaktadır. Ama bugünkü İstanbul&#8217;un temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılmıştır. M.S. 4. Yüzyılda İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent yapılmış; o günden sonra da yaklaşık 16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde başkentlik sıfatını sürdürmüştür. Aynı zamanda, İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri olan İstanbul, 1453&#8242;te Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra Müslümanların en önemli kentlerinden biri sayılmıştır. </p>
<p>İSTANBUL TARİHİNDEKİ BELLİ BAŞLI DÖNEMLER Bizantion (M.O. 660 - M.S. 324) Yunanistan&#8217;dan gelen Megara&#8217;lılar M.Ö. 680&#8242;lerde Marmara Denizi&#8217;ni geçerek İstanbul&#8217;a ulaştılar ve bugünkü Kadıköy&#8217;de Halkedon adını verdikleri bir kent kurdular. &#8220;Körler Ülkesi&#8221; olarak da anılan Halkedon&#8217;un halkı tarımla uğraşıyordu. M.Ö. 660&#8242;larda da Trak kökenli komutanları Bizans önderliğinde yola çıkan Mega&#8217;lıların diğer bir kolu bugünkü Sarayburnu&#8217;nun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu. Efsaneye göre Delfi Tapınağı&#8217;ndaki kahinin öğüdüne uyarak burayı seçen Megara&#8217;lılar, komutanlarının adından hareketle, kente &#8220;Bizantion &#8221; adını verdiler. Bu yörede Megara&#8217;lılardan önce de bazı Trak toplulukları yaşadığı bilindiği için Megara&#8217;lılarla yerli halkın kaynaşmış oldukları sanılmaktadır. Pek çok istilalara uğrayan Bizantion, M.Ö. 269&#8242;da Bithynialılar tarafından yağmalanarak ele geçirildi. M.Ö. 202&#8242;de Makedonyalılar&#8217;ın tehdidinden korkarak, Bizantion Roma&#8217;dan yardım isteğinde bulundu. Bu dönemden itibaren kentte Roma İmparatorluğu&#8217;nun etkisi başlamış ve M.Ö 146&#8242;da kent Roma&#8217;nın egemenliğine girmiştir. Önceleri idari olarak varlığını sürdüren kent, daha sonra Bitinya-Pontus eyaletinin bir parçası haline gelmiştir. Böylece 700 yıllık kent devleti statüsü sona ermiştir. 73 yılında Bizantion Roma&#8217;nın Bithynia-Pontus eyaletine bağlandı. İmparator Vespasianus kentin gelişimine katkıda bulundu. 193 yılına gelindiğinde, Roma İmparatoru Septimus Severus, Partlar&#8217;ın tarafını tutan Bizantion&#8217;u kuşatarak kenti yağmalayıp, surları da yıktırdı. Daha sonra ise surları yeniden inşa ettirip, kenti imar etti. Yeni binalarla sokakları düzenledi. Hipodrom inşaatını başlattı. 269&#8242;da kent bu defa Gotlar&#8217;ın saldırısına uğradı. Zafer kazanan Gotlar, deniz kıyısına yakın bir yere sütunlarını diktiler. 313&#8242;de Nicomedialılar kenti ele geçirdiler. I. Constantinus, Nicomedialılar&#8217;la yaptığı savaşı kazanarak kenti geri aldı. </p>
<p>Roma İmparatorluğu&#8217;nun başkenti (324 - 395) Bizantion Roma&#8217;nın Doğu&#8217;sunun yönetim merkezi olarak seçildi. Bu yeni konumu, kentin dünya kültürü ve siyaseti içindeki önemli rolünü de belirledi. I. Constantinus (324-337), Romalı soyluları Bizantion&#8217;a çağırarak kentin Romalı nüfusunu artırdı. Yeni başkentin konumuna yakışır bir imar hamlesi başlatıldı. Limanlar ve su tesisleri yeniden düzenlendi. Kent içi su dağıtım sistemlerinin temelleri atıldı. Savunma için yeni bir sur yaptırıldı. Septimus Severius&#8217;un başlattığı hipodrom inşaatı tamamlandı. 100 bin kişilik hipodromun genişliği 117, uzunluğu ise 480 metreydi. Hipodrom duvarlarının üzeri çok sayıda heykelle süslüydü. En önemlisi de at heykelleriydi. Kentin Latinler tarafından istila edilmesiyle bu at heykelleri Venedik&#8217;e, San Marco Meydanı&#8217;na taşındı. Hipodrom&#8217;daki (Sultanahmet Meydanı) imparatorluk sarayı (Sultanahmet Camisi&#8217;nin bulunduğu alan) ve anıtsal ibadethaneler, akropolis (Topkapı Sarayı&#8217;nın bulunduğu yer) yapıldı. Önceleri Nea (Yeni) Roma adı ile anılan kenti, I. Constantinus kendi adıyla özdeşleştirdi. 11 Mayıs 330 tarihinde kentin adı Constantinopolis olarak ilan edildi. Önce Aya İrini, ardından 360 yılında da Ayasofya kiliselerini yaptıraran I. Constantinus, kenti Hırıstiyan dünyası için önemli bir merkez haline getirdi. </p>
<p>Bizans İmparatorluğu Dönemi (395 - 1453) 476&#8242;da Batı Roma&#8217;nın yıkılmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu&#8217;na dönüşmüş ve İstanbul da, bu yeni imparatorluğun başkenti haline gelmiştir. 6. yüzyılın ortaları, Bizans İmparatorluğu ve İstanbul için yeni bir yükseliş döneminin başlangıcıdır. İmparator I. Jüstinyen yönetimindeki bu dönemde daha önce tahrip edilmiş olan Ayasofya bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiş, 543&#8242;lerde kentte görülen ve nüfusun yarısının ölümüne sebep olan veba salgınının izleri silinmiştir. 7, 8 ve 9. Yüzyıllar İstanbul için kuşatılma yılları oldu. Yedinci yüzyılda Sasaniler ve Avarlar&#8217;ın saldırısına uğrayan kenti, sekizinci yüzyılda Bulgarlar ve Müslüman Araplar dokuzuncu yüzyılda ise Ruslar ve Bulgarlar kuşattılar. 1204&#8242;de kent Haçlılar tarafından ele geçirildi ve yağmalandı. Bu işgal ve yağma sonrasında ortaçağın en büyük kenti 40-50.000 nüfuslu, yoksul ve harabe bir kente dönüştü. Bu dönemden sonra İstanbul sürekli küçülmeye ve fakirleşmeye başladı. Şehrin soylu ve zenginleri İznik&#8217;e göç etti. Latin İmparatorluğu sadece İstanbul ve yöresinde egemenlik kurabildi.İznik (Nikia), Trabzon ve Yunanistan&#8217;daki Epiros&#8217;ta bir Bizans muhalefeti gelişti. 1254 yılına gelindiğinde Latin İmparatorluğu çepeçevre kuşatılmıştı. Bu esnada İstanbul çok fakirleşmis hatta Latin İmparatoru II. Baudouin ısınmak için sarayının ahşap bölümlerini yakacak olarak kullanmaya başlamıştı. Nihayet 1261 yılında Palailogos Hanedanı İstanbul&#8217;u tekrar ele geçirdi ve böylece İstanbul&#8217;daki Latin dönemi sona erdi. </p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu Dönemi (1453-1923) Kent, 1391 yılından başlayarak Osmanlılar tarafından kuşatılmaya başlandı. 1396&#8242;da I. Bayezid (1389-1403), Karadeniz&#8217;den gelecek yardımları önlemek için kentin Anadolu yakasına bir hisar yaptırdı. Kenti almaya kararlı olan II. Mehmed de (1451-1481), Bizans&#8217;a Kuzey&#8217;den gelecek yardımları her iki taraftan Boğaz&#8217;ı tutarak önlemek için bu defa kentin Avrupa yakasına Rumeli Hisarı&#8217;nı inşa ettirdi. İstanbul&#8217;un fetih hazırlıkları bir yıl önceden başlatıldı. Kuşatma için gerekli olan çok büyük toplar döktürüldü. 16 kadırgadan oluşun güçlü bir donanma oluşturuldu. Asker sayısı iki kat arttırıldı. Bizansın yardım almasını engellemek için yardım yolları kontrol altına alındı. Ceneviz&#8217;lilerin elinde bulunan Galata&#8217;nın da savaş esnasında tarafsız kalması sağlandı. 2 Nisan 1453 tarihinde ilk Osmanlı öncü kuvvetleri İstanbul önlerinde görüldü. Böylece kuşatma başladı. İki aya yakın süren bu kuşatma dönemi 29 Mayıs 1453 günü sabaha karşı başlayıp, öğleden sonra kentin ele geçirilmesiyle tamamlandı. Bu tarihten itibaren İstanbul bir Osmanlı kenti oldu. Fetihten sonra şehrin kalkındırılması için yeni iskan bölgeleri oluşturuldu. Bizans&#8217;ın son dönemlerinde görkemini yitirmiş olan kentte, öncelikle eskiden kalma binalar ve surlar onarılmaya başlandı. Bizans altyapıları üzerinde Osmanlı&#8217;nın temel kurumlarının binaları yükselmeye başladı. Büyük su sarnıçlarının da korunması sağlandı. Osmanlı kimliğine uygun bir gelişme gösteren İstanbul artık imparatorluğun başkenti idi. Nüfusu artırmaya yönelik bu iskan ve sürgünlerle oluşan mahalleler daha sonraki İstanbul idari yapısının temelini oluşturdu. 1459&#8242;da İstanbul her biri farklı demografik özellikler taşıyan dört idari birime ayrıldı. Bunlardan biri idarenin merkezinin olduğu Suriçi, diğer üçü ise surdışında yeralan ve &#8220;Bilad-i Selase&#8221; olarak adlandırılan Eyüp (Büyük ve Küçük Çekmece, Çatalca ve Silivri dahil), Galata ve Üsküdar&#8217;dı. 1457 sonunda eski başkent Edirne&#8217;nin uğradığı büyük yangınla şehre yeni göçmenler geldi ve şehir oldukça şenlendi. İstanbul, fetihten elli yıl sonra Avrupa&#8217;nın en büyük şehri haline geldi. 16. yüzyıla büyük bir şehir olarak giren İstanbul, Küçük Kıyamet olarak anılan 14 Eylül 1509 depreminde çok zarar gördü. 8 Şiddetinde olduğu tahmin edilen ve artçı sarsıntıları 45 gün süren depremde binlerce bina yıkıldı, binlerce kişi öldü. İstanbul, 1510&#8242;da Sultan II. Bayezıd tarafından 80.000 kişinin istihdamıyla neredeyse yeniden kuruldu. Bu yüzden günümüze gelebilen eserlerin büyük çoğunluğu bu devirden kalmıştır. 1520-1566 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman yönetiminde İstanbul birçok değerli esere ve izleri günümüze kadar ulaşan bir kent planına kavuşarak, gelişmiştir. Bu dönemde özellikle Mimar Sinan imzalı birbirinden değerli çok sayıda eser inşa edilmiştir. Veba salgını, yangınlar ve sellere rağmen Kanuni dönemi İstanbul için tam bir yükseliş dönemi sayılmıştır. Lale Devri olarak da anılan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa&#8217;nın sadrazamlığındaki 1718-1730 yılları, itfaiye teşkilatının kurulması, ilk matbaanın açılması ve çeşitli fabrikaların inşasıyla İstanbul&#8217;un değişmeye başladığı dönemdir. 3 Kasım 1839&#8242;da Topkapı Sarayı&#8217;nın Gülhane Bahçesi&#8217;nde okunarak halka ilan edilen Tanzimat Fermanı ile İstanbul&#8217;da yeni bir dönem açıldı. Batılılaşma sürecinin hızlandığı bu dönemde İstanbul&#8217;da mimariden yaşama tarzına, eğitim kuruluşlarından sanayi kuruluşlarına kadar birçok alanda yenilikler yaşandı. Bu dönemde şehir yeni alanlara doğru genişlemeye başladı. Suriçi Bakırköy yönünde, Galata ise Teşvikiye yönünde yayılırken; Boğaziçi&#8217;nde Sarıyer&#8217;e iskan hızlandı. Anadolu yakası ise bir taraftan Bostancı, diğer taraftan Beykoz&#8217;a doğru büyüdü. Bu yıllar, altyapı ve kent hizmetlerinde de önemli gelişmelere sahne oldu. Haliç üzerine köprü yapılması, tünel (metro), Rumeli Demiryolu, kent içi deniz taşımacılığı yapan Şirket-i Hayriye&#8217;nin açılması, Şehremaneti (Belediye) örgütünün diğer belediye dairelerinin kurulması, ilk telgraf hattının çekilmesi, Zaptiye Nezareti&#8217;nin kurulması ve ona bağlı karakolların açılması, Vakıf Gureba Hastanesi&#8217;nin hizmete girmesi ve Atlı Tramvay Şirketi bu gelişmelerin sadece bazılarıdır. 23 Aralık 1876&#8242;da I. Meşrutiyet ve 24 Temmuz 1908&#8242;de II. Meşrutiyet ilanlarına sahne olan ve halk arasında &#8220;Üçyüzon Depremi&#8221; denen 1894 depreminde büyük zarar gören İstanbul&#8217;, II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından 13 Kasım 1918&#8242;de İtilaf Devletleri donanmasınca işgal edildi. 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşuyla İstanbul&#8217;un başkent dönemi sona erdi. </p>
<p>İstanbulda Yaşayan Osmanlı Padişahları Osman Gazi 1299-1326 Sultan Orhan Gazi 1326-1359 Sultan Murad Hüdavendigar 1359-1389 Sultan Yıldırım Bayezid 1389-1403 Sultan Çelebi Mehmed 1413-1421 Sultan Murad II 1421-1451 Fatih Sultan Mehmed 1451-1481 Sultan Bayezid II 1481-1512 Yavuz Sultan Selim 1512-1520 Kanuni Sultan Süleyman 1520-1566 Sultan Selim II 1566-1574 Sultan Murad III 1574-1595 Sultan Mehmed III 1595-1603 Sultan Ahmed I 1603-1617 Sultan Mustafa I 1617-1623 Sultan Osman II 1617-1622 Sultan Murad IV 1623-1640 Sultan İbrahim I 1640-1648 Sultan Mehmed IV 1648-1687 Sultan Süleyman II 1687-1691 Sultan Ahmed II 1691-1695 Sultan Mustafa II 1695-1703 Sultan Ahmed 1703-1730 Sultan Mahmud I 1730-1754 Sultan Osman III 1754-1757 Sultan Mustafa III 1757-1774 Sultan Abdülhamid 1774-1789 Sultan Selim III 1789-1807 Sultan Mustafa IV 1807-1808 Sultan Mahmud II 1808-1839 Sultan Abdülmecid 1839-1861 Sultan Abdülaziz 1861-1876 Sultan Murad V 1876-1876 Sultan Abdülhamid II 1876-1909 Sultan Mehmed Reşad 1909-1918 Sultan Mehmed Vahideddin 1918-1922 </p>
<p>İstanbuldaki Müzeler 500. YIL VAKFI TÜRK MUSEVİLERİ MÜZESİ ADAM MICKIEWICZ MÜZESİ ANADOLU HİSARI MÜZESİ ASKERİ MÜZE AŞİYAN MÜZESİ ATATÜRK MÜZESİ (İnkılap Müzesi) AYA İRİNİ KİLİSESİ MÜZESİ (St. İrene) AYASOFYA MÜZESİ AYASOFYA MÜZESİ I. MAHMUT KÜTÜPHANESİ AYNALI KAVAK KASRI BASIN MÜZESİ BEŞİKTAŞ JİMNASTİK KULÜBÜ (BJK) MÜZESİ BEYLERBEYİ SARAYI MÜZESİ BÜYÜK SARAY MOZAİKLERİ MÜZESİ CUMHURİYET EĞİTİM MÜZESİ DENİZ MÜZESİ DEPO MÜZE DİVAN EDEBİYATI MÜZESİ (Galata Mevlevihanesi) DOĞANÇAY MÜZESİ DOLMABAHÇE SARAYI MÜZESİ ECZACIBAŞI SANAL MÜZESİ ERCÜMENT KALMIK MÜZESİ ESKİ ŞARK ESERLERİ MÜZESİ FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ MÜZESİ FETHİYE MÜZESİ (Pammakaristos Manastırı) FLORENCE NIGHTINGALE MÜZESİ FLORYA ATATÜRK DENİZ KÖŞKÜ GALATASARAY MÜZESİ HALI MÜZESİ HAT SANATLARI MÜZESİ HAVACILIK MÜZESİ HİLMİ NAKİPOĞLU FOTOĞRAF MAKİNELERİ MÜZESİ HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR MÜZE EVİ IHLAMUR KASIRLARI İMRAHOR ANITI (İlyas Bey Camii) St. Studios Manastırı Hagios Ionnes Prodromos Bazilikası İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ TARİHİ MÜZESİ İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİ İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZELERİ İSTANBUL DEMİRYOLU MÜZESİ İSTANBUL MODERN SANAT MÜZESİ İSTANBUL TEKEL MÜZESİ İSTANBUL TÜRBELER MÜZE MÜDÜRLÜĞÜ İstanbul’un Sabit İlk Planeteryum’u Rahmi M. Koç Müzesi’nde ‘KEŞİF KÜRESİ’ Adıyla Açıldı. İŞ BANKASI MÜZESİ KARİKATÜR VE MİZAH MÜZESİ (Gazanfer Ağa Külliyesi) KARİYE MÜZESİ (Khora Kilisesi) KİLİM MÜZESİ KONT SZCHENYI İTFAİYE MÜZESİ KRİSTAL İSTANBUL KÜÇÜKSU KASRI KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI SANAL MÜZİK MÜZESİ MASLAK KASIRLARI MİNİATÜRK (Minyatür Türkiye Parkı) MÜZEKART ORHAN KEMAL MÜZESİ OSMANLI BANKASI MÜZESİ Özel TÜRVAK SİNEMA VE TELEVİZYON MÜZESİ ÖZEL TÜRVAK TİYATRO MÜZESİ PERA MÜZESİ PROJE 4L ELGİZ ÇAĞDAŞ SANAT MÜZESİ PTT İSTANBUL MÜZESİ RAHMİ M. KOÇ MÜZESİ RESİM VE HEYKEL MÜZESİ RUMELİ HİSARI MÜZESİ SADBERK HANIM MÜZESİ SAİT FAİK (ABASIYANIK) MÜZESİ SAKIP SABANCI MÜZESİ TANZİMAT MÜZESİ TEKFUR SARAYI TOPKAPI SARAYI MÜZESİ TÜRK İNŞAAT VE SANAT ESERLERİ MÜZESİ TÜRK VE İSLAM ESERLERİ MÜZESİ (İbrahim Paşa Sarayı) TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI EDEBİYAT MÜZESİ VE YAZIN BELGELİĞİ URAL ATAMAN KLASİK OTOMOBİL MÜZESİ YAPI KREDİ BANKASI VEDAT NEDİM TÖR MÜZESİ YEDİKULE SURLARI YEREBATAN SARNICI MÜZESİ YILDIZ SARAYI - ŞALE YILDIZ SARAYI MÜZELERİ YILDIZ ŞEHİR MÜZESİ<br />
Anahtar Kelimeler: istanbul sohbet odası istanbul chat sitesi istanbul çet kanalı istanbul arkadaşlık siteleri istanbul sohbet odaları sohbet chat muhabbet sohpet çet arkadaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/istanbul-sitesi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir</title>
		<link>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/izmir.html</link>
		<comments>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/izmir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 19:22:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şehir Chat Sohbet Odaları]]></category>

		<category><![CDATA[izmir çet]]></category>

		<category><![CDATA[izmir chat]]></category>

		<category><![CDATA[izmir sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turksitesi.net/?p=2650</guid>
		<description><![CDATA[İZMİRİ TANIYALIM 
İl Trafik No : 35 
Yüzölçümü : 1.973 km² 
Nüfus : 3.370.866 (2000) Türkiye&#8217;nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, çağdaş, gelişmiş, aynı zamanda işlek bir ticaret merkezidir. Cıvıl cıvıl olan alişveriş merkezinde dolaşmak oldukça keyiflidir. İzmir&#8217;in batisinda nefis renkli denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadasi uzanir. Antik çağların en ünlü kentleri arasinda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İZMİRİ TANIYALIM </p>
<p>İl Trafik No : 35 </p>
<p>Yüzölçümü : 1.973 km² </p>
<p>Nüfus : 3.370.866 (2000) Türkiye&#8217;nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, çağdaş, gelişmiş, aynı zamanda işlek bir ticaret merkezidir. Cıvıl cıvıl olan alişveriş merkezinde dolaşmak oldukça keyiflidir. İzmir&#8217;in batisinda nefis renkli denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadasi uzanir. Antik çağların en ünlü kentleri arasinda yer alan Efes, Roma devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm Ion kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu. Türkçe&#8217;de &#8221;Güzel İzmir&#8221; olarak adlandırılan İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Ilıman bir iklime sahip olup, yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir. Sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı Istanbul&#8217;dan sonra ikinci büyük limandir. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir Uluslararasi Sanat Festivali ve Uluslararası Fuarı ile de önemli bir yer tutar.<br />
<span id="more-2650"></span><br />
 İZMİRİN İLÇELERİ İzmir şehrinin ilçeleri; Balçova, Çigli, Gaziemir, Karşiyaka, Konak, Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Bornova, Buca, Çeşme, Dikili, Foça, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Narlıbahçe, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla&#8217;dir. </p>
<p>Selçuk: Selçuk, Ege Bölgesinin batısında, İzmir-Aydın karayolunun 73.km yer almaktadır. Denize ve pırıl pırıl kumsala sahip Pamucak plajına uzaklığı 9 km’dir. </p>
<p>Bergama: İzmir&#8217;in kuzeyinde 100 km uzaklıkta, Bakırçay Havzasında yer alan ve ülkemiz uygarlık tarihinin en eski yerleşmelerinden biri olan Bergama, tarih öncesi dönemlerden başlayarak İon, Roma ve Bizans uygarlıkları ile devam eden dönemde, Dünya çapında önemi olan arkeolojik eserlere sahip olmuştur. Bergama&#8217;nın güneybatısında Antik Dönemin önemli sağlık merkezlerinden Asklepion, ilk yerleşim alanı olan 300 m. yüksekliğinde dik bir tepe üzerinde kurulan Akropol ve M.S. 2. yüzyıla tarihlenen Serapis Tapınağı (Kızıl Avlu) yörenin turistik cazibesini oluşturmaktadır. Zeus Sunağı 1897 yılında Almanya&#8217;ya kaçırılmıştır. Bergama güzellik ılıcalarıyla, meşhur Kozak yaylasıyla, plajlarıyla ünlü Ayvalık ilçesi bağlantısıyla, gelişmiş dokumacılığı ve kilimciliğiyle ünlü bir ilçedir. </p>
<p>Çesme: Çeşme, şifalı sıcak suları, olağanüstü sayılabilecek kalitede kumun, güneşin ve berraklığın kucaklaştığı şirin bir tatil beldesidir.Çeşme İzmir&#8217;in 94 km. batısında, kendi adını taşıyan yarımadanın en ucunda kurulmuştur. Gemiciler tarafından küçük liman diye adlandırılmıştır. Zamanla çoğalan ve buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı da yöreye Çeşme denilmiştir. 15 km. kuzeyindeki İon kenti Erythrai&#8217; nin limanı olan Çeşme&#8217;nin doğusunda, Kalemburnunda İ.Ö.1000 yıllarında küçük bir yerleşim alanı olduğu bilinmektedir. Çeşme-Ildırı köyünde ortaya çıkarılan Erythrai Antik Kenti ile Çeşme kentinde Osmanlı Döneminden kalan Kale, Kervansaray, çok sayıda çeşme ve tarihi kent dokusundaki sivil mimarlık örnekleri yörenin arkeolojik ve tarihi kaynaklarını oluşturan yapıtlardır. Şehrin ortasındaki tepe bugün kalıntıları görülen Akropolde yapılan kazılarda Athena Pallas tapınağına adak olarak sunulmuş heykelcikler bulunmuştur. Buluntular içinde en önemlisi, Arkaik devirden kalma bir kadın heykeli İzmir Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Her yıl Temmuz ayında uluslar arası şarkı festivali düzenlenir. </p>
<p>Foça: İzmir’in 70 km. kuzeybatısında kalan Foça, İon’ların Ege sahillerinde kurdukları 12 İon kenti arasında en önemli merkezlerden biridir. Foça, tarihi ve arkeolojik öneminin yanı sıra, Homeros destanında adı geçen mitolojik bir yerleşmedir. “Horoz” ve “Fok Balığı” olmak üzere iki sembolü olan Foça mitolojik, arkeolojik, tarihi, doğa ve kentsel sitin bir arada olduğu özgün bir ilçedir. Siren Kayalıkları, Şeytan Hamamı, Taş Ev (Anıt Mezar), Beş Kapılar (Ceneviz) Kalesi, Osmanlı dönemine ait Dış Kale, Fatih Camii, Kayalar Camii, Hafız Süleyman Camii ve Osmanlı Mezarlığı ile Ege mimarisinin özelliklerini taşıyan sivil mimari yapıları, Foça’nın çevre değerlerini zenginleştiren unsurlardır. </p>
<p>Aliağa : İzmir&#8217;in 60 km. kuzeyindeki Aliağa, İzmir ve Bergama uygarlıklarından izler taşımaktadır. Ege kıyılarinda sayilari 30&#8242;u asan Aiol kentleri arasinda en büyük ve önemlilerini oluşturan 12 kentten 4&#8242;ü Aigaia, Kyme, Myrna ve Gryneion ilçe sınırları içerisinde bulunmaktadır. </p>
<p>Dikili : İzmir&#8217;in kuzeyinde 120 km. uzaklıktadır. Yerli ve yabanci turistlerin ilgisini çeken şirin bir ilçedir. Hem tarihi hem de olağanüstü güzellikleri olan turistik Çandarli beldesi Dikili&#8217;ye bağlidir. Doğal güzellikleri arasında Merdivenli Köyünde bir krater gölü, Demirtaş ve Deliktaş Köylerinde de çamlık ve tarihi mağaralar bulunmaktadir. Dikili ilçesi ılıcaları ile de oldukça ünlüdür. Nebiler, Bademli ve Kocaoba köylerinde sıcak su ılıcaları vardır. İlçede karayolunun dışında deniz ulaşımında da Dikili Limani, üç yolcu gemisinin yanaşabileceği kapasiteyle hizmet vermektedir. </p>
<p>Seferihisar : Yerleşim tarihi M.Ö. 1000 yıllarına uzanan ilçenin Sığacık mevkiinde Teos antik kenti, Doğanbey-Gerenalanı mevkiinde Karaköse Harabeleri, Sığacık&#8217; ta Osmanlılar tarafindan inşa edilen kale ile kale içerisindeki eski yerleşim alanı, ilçe merkezinde Selçuklu ve Osmanlı Dönemi&#8217;ne ait anıtsal yapılar, yörenin arkeolojik ve tarihi kaynak potansiyelini oluşturmaktadır. Seferihisar 27 km.lik sahil şeridi ile güzel plajlara ve koylara sahiptir. </p>
<p>Menderes : Satsumasıyla, güzel koylarıyla, tarihi degerleriyle dikkat çeken Menderes ilçesinin Izmir&#8217;e uzakligi 20 km&#8217;dir. Ilçenin batisinda Ürkmez mevkiinde Lebedos Antik Kenti bulunmaktadir. Menderes-Selçuk yolu üzerinde birbirine yakin konumda yer alan Kolophon, Klaros, Notion ve Lebedos Antik Kentlerine ait kalintilar, ilçenin önemli arkeolojik kaynaklarini olusturmaktadir. Gümüldür beldesi dünyaca ünlü mandalina türü olan satsumanin yetiştirici bölgesidir. Özdere, Ege&#8217;deki dokuz büyük turistik bölgeden biri olup temiz denizi ve sahilinin yani sıra amatör balıkçıların avlanabildiği turistik bir beldedir. Menderes&#8217;in Görece Köyü&#8217;nde de halkın evlerde imal ettiği değisik renk ve biçimdeki boncuklar yerli ve yabanci turistin oldukça dikkatini çekmektedir. </p>
<p>Karaburun : Karaburun, Urla Yarimadasi&#8217;nin kuzeyinde kurulmuştur. İzmir Körfezi boyunca kuzey ve batı kıyıları güzel koylarıyla bir şerit halinde uzanır. İlçenin yerleşimi taş devrine kadar uzanır. Çakmaktepe mevkiinde yapılan kazilarda elde edilen buluntulardan Hititler Dönemi&#8217;nde buranın ileri bir kültür merkezi olduğu, daha sonra yöreye egemen olan Aiol, Lidya. Helen ve Roma uygarliklari döneminde kültür ve ticaret merkezi olarak geliştiği bilinmektedir. </p>
<p>Urla : Ege Bölgesi&#8217;nin tüm özelliklerini taşıyan Urla, İzmir&#8217;in batısında 38 km. uzaklıkta kendi adını taşıyan yarımadanın orta kısmında yer alır. Urla tarih boyunca bir kültür merkezi olmuştur. Yapılan kazılarda ele geçen eserler arasında Hititlere ait Gaga ağızlı sürahi çıkarılmıştır. Limantepe Höyügü kazılarında ele geçen buluntulara göre Klazomenai Limanının dünyanın en eski ve düzenli limanı olduğu ortaya çıkmıştır. Klazomenai&#8217; de bulunan eserler Louvre Müzesi ve Atina Milli Müzesi ile İzmir Arkeoloji Müzesi&#8217;nde sergilenmektedir. </p>
<p>Torbalı : İzmir&#8217;in 45 km. doğusunda yer alan Torbali&#8217;nin ilk yerlesim alanı, Torbali Ovasi&#8217;nin batısında Yeniköy ile Özbey köyleri arasinda bir tepe üzerinde kurulan Metropolis Antik kentidir. Bir Ion kenti olan Metropolis Roma ve Bizans dönemlerinde önemini korumuş, daha sonra terk edilmistir. Şarapları ile ünlü kent ayni zamanda bir piskoposluk merkeziydi. Ovaya hakim bir konumda olan Geç Helenistik Dönem&#8217;e ait tiyatroda Roma İmparotoru Augustus ve evlatlığı Germanikus&#8217;a adanan üç mermer sunak bulunmaktadır. Kazilarda bulunan eserler İzmir ve Efes Müzelerinde sergilenmektedir. </p>
<p>Ödemiş : Izmir&#8217;in 113 km. dogusunda yer alan Ödemiş&#8217;in kuzeyinde bulunan Hypaiapa Antik Kent kalıntıları yörenin yerleşim tarihinin ilk çağlara uzandığını göstermektedir. Ödemiş yöresinin tarihsel önemi Birgi&#8217;nin Aydinogullari döneminde başkent olmasıyla başlamıştır. Birgi&#8217;de büyük ölçüde özgünlüğünü koruyan kent dokusunda Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin seçkin örnekleri, 18. ve 19. yüzyil sivil mimarlık yapılarının oluşturduğu kültürel birikim ve mimari çevre zenginliği ile doğal çevre güzellikleri yörede çok önemli düzeyde turizm potansiyeli yaratmaktadir. &#8220;Dünya Kültür Mirasi&#8221; listesine giren Birgi, 1994 yılında inanç turizmi kapsamina alınmıştır. Çakiraga Konağı, İmam-ı Birgivi Medresesi, Sultan Sah Türbesi görülmeye değer eserlerdendir. </p>
<p>Tire : İzmir&#8217;in büyük ilçelerinden biri olan Tire, şehir merkezine 82 km uzakliktadir. Aydin Dağlarinin kuzey eteklerinde kurulmuştur. Hitit, Frig, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans dönemlerini yaşayan Tire zengin bir kültür mirasina sahiptir. Beylikler ve Osmanli döneminde ekonomik açıdan büyük gelişme sağlanmis ve mimarlık tarihi açısından da zengin örnekler ortaya çikmistir. </p>
<p>Kemalpasa : Izmir&#8217;in 29 km doğusunda yer alan Kemalpasa&#8217;nin tarihi geçmisi I.Ö. 1300&#8242;lere dayanmaktadir. Akadlar ve Hititlerden baslayarak Selçuklu ve Osmanli dönemine kadar birçok medeniyete sahne olan Kemalpasa, Helen, Roma ve Bizans dönemlerinde Sart ve Ion kentleri arasında kervan yollarının uğrak yeri olmustur. Antik adi Nymphaion olarak bilinen günümüz Kemalpasa ilçesi, Nif dagi eteklerinde 200 m yükseklikte kurulmuştur. Ege Bölgesi&#8217;nde Hititlerden kalan tek örneği olan Karabel Kabartmasi ilçe sınırları içerisindedir. Kemalpasa, dünyaca ünlü kirazi ve çam ormanlarıyla tanınır. </p>
<p>İZMİRİN TARİHİ YERLERİ Tepekule Höyüğü (Bayraklı) Kentin başlangıcı hakkında bugün Bayraklı semtinde yer alan ve Tepekule olarak bilinen ören yerinin, eski İzmir’in kuruluş yeri olduğuna pek şüphe bulunmamaktadır. Burasının kuruluş yeri olarak seçilmesi, dışarıdan gelecek saldırılara karşı savunma kolaylığı sağlamasındandır. Kuruluş yerinin tercihinde öne çıkan faktörlerin başında güvenlik kadar ticari aktivite de belirleyiciydi. Bir yarım ada üzerinde bulunuşu, kente doğal bir liman imkanı sağladığından, deniz ticaretine uygun ortam hazırlıyordu. Bayraklı’da yapılan kazılarda elde edilen buluntular, İzmir’in kuruluşunun İÖ. 3000 yıllarına kadar indiğini göstermektedir. İzmir’in bu ilk döneminden geriye kalan en önemli miras, şehrin kendisidir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, kentin ızgara planlı, yani bir-birini dik kesen sokaklarla örülü bir yapıda olduğu anlaşılmıştır. Kente ilişkin önemli bulgular arasında iki tapınak, şehrin surları, sivil mimari örnekleri, cadde, sokak ve çeşmeler sayılabilir. </p>
<p>Kadifekale İzmir’in yeniden kurulması, Türkçe’de Büyük İskender diye bilinen Makedonyalı Alexandros’a bağlanır. Büyük İskender İran seferinin başlarında, İÖ. 334 yılında Pers İmparatorluğu’nun Anadolu’daki ordusunu yendikten sonra, ordularıyla Efes üzerine ilerlemişti. Bu harekat sırasında İzmir yöresine geldiği ve söylenceye göre, şimdiki Kadifekale civarında ilahi bir işaret almış ve kendisinden orada yeni bir Smyrna kenti kurması istenmişti. Kentin kuruluşunun İskender’in önde gelen iki komutanı tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmektedir. Bilindiği üzere Kadifekale, bu dönemin bir hatırası olarak kentin üzerinde bir taç gibi durmaktadır. </p>
<p>Agora İzmir, Roma İmparatorluğu döneminde önem kazanmış ve ticaret kenti olma özelliğini geliştirmiştir. Roma İmparatorluğu döneminde kentin pek çok eser kazandığı bilinmektedir. Cadde ve sokaklar taş döşeme ile kaplanmış, kentin görüntüsüne Roma mimarisi hakim olmuştur. Ancak ne yazık ki bu eserlerden büyük çoğunluğu günümüze ulaşamamıştır. Fakat Roma dönemi eserlerinden bazılarının kalıntıları, İzmir’in geçmişten getirdiği izler olarak kentte yaşamaktadır. Bu kalıntıların başında hiç şüphesiz Agora gelmektedir. Her türlü tahribata uğramasına ve bakımsızlığına rağmen büyük bölümü günümüze ulaşabilmiş olan devlet agorası Roma dönemi yapıları içinde en dikkat çekici olanıdır. İS. 178 deki deprem sonrasında tamir edilmiş şeklini yansıtan agoranın bir bölümü de, kazı çalışması yapılmadığı için toprak altındadır. </p>
<p>Konak Meydanı XVIII. yüzyılda başlayan, Osmanlı Devleti’nin modernleşme sürecinin kentlere yansıması, XIX. yüzyıl başlarına denk gelmiş ve bu dönüşüm, İzmir’in fiziksel yapısında yeni bir kentsel dokunun ortaya çıkmasına zemin oluşturmuştur. Bu nedenle imparatorluğun diğer kentlerinde olduğu gibi İzmir’de de, XIX. yüzyıl öncesinde kamusal bir merkez bulmamız mümkün değildir. Dolayısıyla İzmir’de böyle bir merkezin oluşumu, devletin modern bir monarşi olma yoluna girmesine bağlı olarak ortaya çıkabilmiştir. </p>
<p>Katipoğlu Konağı XIX. yüzyıldan itibaren oluştuğunu belirttiğimiz konak çevresindeki kamusal mekanın başlangıcı İzmir’in ünlü ayan ailesi Katipoğulları’na uzanmaktadır. 18. yüzyılın başından itibaren varlığını bildiğimiz aile, belirtilen yüzyıl içinde giderek güçlenmiş ve İzmir’in yönetiminde en etkili odaklardan birisi olmuştur. İşte Konak meydanı olarak bildiğimiz meydana adını veren yapı, Katipoğlu ailesinin konağıdır. Bu konağın dış avlusunu çevreleyen duvarların daha doğrusu cümle kapısının önündeki küçük boş alan, İzmir’in ilk Konak meydanıdır. Konağın arka tarafında küçük bir türk mezarlığı olan sulu mezarlık, Meydanın denize doğru ucunda ise bugün de hala varlığını sürdüren Ayşe hatun camii yani Yalı camii yer alırdı. II. Mahmut’un devlet yönetimini merkezileştirme amacıyla, ayanları tasfiye etmesinden Katipoğlu ailesi de nasibini almış ve konak, ailenin diğer mallarıyla birlikte 1816 yılında devletleştirilmiştir. Bundan sonra Konak, İzmir mutasarrıflarının ikametgahı ve aynı zamanda İzmir sancağının idari binası olarak hizmet vermeye başlamıştır. 1863 yılına gelindiğinde, Katip-oğlu ailesinden kalan ve yıkılmaya yüz tutan ve İstanbul’a yazılan raporlarda harabeye dönüştüğünden söz edilen konağın tamiri talep edilmekteydi. 1864′de İzmir, Aydın Vilayetinin merkezi haline getirilmiştir. Bu değişiklik hükümet konağı projesinin de yeniden ele alınmasına ve revize edilmesine neden olmuştur. Yeni hükümet konağının yapılırken binanın gösterişli olarak yapılması ve bir prestij kurumu olarak tasarlanması düşünülmüştür. İnşaat 1869-70 de başlayabilmiş ve 1872 de tamamlanabilmiştir. </p>
<p>Sarı Kışla Yeniçeri ocağının 1826′da kaldırılması sonrasında yeni kurulan ordunun nefer ve subaylarını İzmir’de barındıracak, talimlerini yapabilecek ve ticaret açısından istikrarlı ortam oluşturmak amacıyla bir kışlanın inşa edilmesi acil bir durum olarak ortaya çıktı. Bugün Konak Meydanı olarak bildiğimiz alanın 1826 yılından önceki durumunu görme şansımız olsaydı, yukarıda belirttiğimiz gibi sarı kışlanın yerleştirildiği sahada 10 sabun atölyesi, büyük bir tuz-hane, 4 kahvehane, 3 manav dükkanı, 3 meyhane, çeşitli vakıf dükkanları, 44 odalı bir Yahudi-hane ve bazı evlerden oluşan bir doku ile karşılaşacaktık. 1826 yılında İzmir muhafızı Hasan Paşa ve İzmir kadısına yazılan emirde, kışlanın yapılması için gerekli hazırlıkların tamamlanması, özellikle deniz kenarında bir yer seçilmesi isteniyordu. Deniz kıyısında kışla yapılabilecek büyüklükte bir arsa bulunmadığından, saymış olduğumuz ticarethane ve evlerin satın alınarak yıkılması, denizin doldurulması ve açılacak bölgede kışla binasının yapılması kararlaştırılmış ve bu çalışmalar sonrasında 1829 yılında ünlü Sarı Kışla tamamlanarak, faaliyete girmiştir. Katip-oğlu konağının idari bir bina olarak kullanılmaya başlanması ve Sarı Kışlanın 1829 da bitirilmesiyle kamusal bir mekanın oluşumunun ilk evresi tamamlanmıştı. </p>
<p>Rıhtımın Oluşturulması İzmir’in idari merkezi olarak Konak Meydanının oluşmasının ikinci evresi, 1850′li yıllarda başlamıştır. Bu bağlamda yapılan yatırımların başında yeni rıhtımın inşası (1867-1876) gelmektedir. Rıhtım projesi, İzmir’in eski limanı yani iç limanın doldurulması sonucunu da doğurduğundan, kentin denizden görünümü iyiden iyiye değişiyordu. Bu değişim iç liman girişindeki Liman kalenin yıkılmasıyla iyice belirginleşti. </p>
<p>Hastane Türkler dışındaki bütün toplulukların İzmir’de hastanesi olduğu halde, Türklerin ilk hastanesi 1849′da Gureba-yı Müslimin adıyla inşa edilir. 1909′dan sonra yaygınlaşan memleket hastaneleri kapsamında, eski hastane 3. bloku yapılarak genişletilir. </p>
<p>İdadi/Adliye 1886 Temmuzunda İzmir İdadisi olarak eğitim faaliyetlerine başlar. İşgal döneminde işgal komiserliği tarafından mahkeme olarak kullanılır ve bu işlevini 1922 den sora 1970′de yanıncaya kadar sürdürür. </p>
<p>Hapishane 1838 Brüksel anlaşması, tüm Osmanlı ülkesinde olduğu gibi, İzmir’de de bir hapishanenin açılmasını gerekli kılmıştır, bunun üzerine, Cezayir hanı hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştır. Hükümet Konağının yapılması sırasında vilayet hapishanesinin de inşası gündeme gelmişse de, ancak 1912 yılında günümüzde Konak’ta çok katlı otopark olarak kullanılan yerde hapishane yapılmıştır. </p>
<p>Saat Kulesi Saat kulesi, konak önü veya kışla meydanı olarak bilinen alanın ortasına yakın bir yerde, dönemin valisi Kamil Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa’nın gayretleriyle inşaatına 1 Eylül 1900 tarihinde başlanmış ve yaklaşık bir yıl süren bir yapım süresinden sonra, dönemin Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit’in 25. cülus (tahta çıkış) kutlamaları çerçevesinde 1-Eylül-1901 tarihinde törenler ve şenliklerle açılmıştır. </p>
<p>Asansör İzmir’in Karataş semtinde, Mithatpaşa Caddesi’nden yaklaşık 40 metre yükseklikteki Halil Rıfat Paşa Caddesine çıkmak için, 1907′de İzmir tüccarlarından Nesim Levi tarafından yaptırılmıştır. 1942 yılında bir başka işadamı Şerif Remzi Reyent’e devredilen asansör, 1977 yılında belediyeye bağışlanmıştır. </p>
<p>Kordon 1860′lı yıllara kadar İzmir’de düzenli liman ve rıhtım bulunmamaktaydı, bu durum, gemilerin yükleme ve boşaltma işlemlerinde güçlük yarattığı gibi, kaçakçılığa da büyük çapta olanak sağladığından gümrük gelirlerinde önemli kayıplara yol açmaktaydı. 1860′lı yılların ortalarında demiryolu hatlarının işletmeye açılması ve yöreden gelen malların akışının hızlanması ve artması nedeniyle, büyük tonajlı gemilerin rahatça yanaşıp, yükleme boşaltacak yapabilecekleri bir rıhtıma ihtiyaç duyulmuştur. 1867′de J. Charnaud, A. Baker ve G. Guerracino adlı İngiliz tüccarların kuracakları kumpanyaya Rıhtım inşaatının imtiyazı verilmiştir. Şirket 1869′da inşaata başladı ve rıhtımın önemli bir bölümü, 1876 yılında tamamlanarak hizmete açıldı. İngilizler’in Alsancak Garını kurmaları, ardından Gümrük önünden Alsancak’a kadar Rıhtım yapılması ve rıhtıma tramvay hattının döşenmesi, İngilizler’i ticari ilişkilerde ön plana çıkarmıştır. Birinci Kordon’a döşenen tramvay hatları ile gündüzleri yolcular taşınırken, geceleri tramvay hattında çalışan tren katarları, Alsancak Garı’na gelen malları Birinci Kordon’dan geçirerek İzmir Limanına taşıyarak, gemilere yüklenmesine yardımcı olmaktaydı. </p>
<p>Alsancak Garı 1856 yılında İzmir-Aydın demiryolu hattının yapılması için imtiyaz, İngiliz girişimci Wilkin ve dört arkadaşına verildi. İmtiyaz 1857 yılında “İzmir’den Aydın’a Osmanlı Demiryolu” kumpanyasına devredildi ve Alsancak Garından başlayan 133 kilometrelik İzmir-Aydın demiryolu hattı, 1866 yılında hizmete açıldı. </p>
<p>Kızlarağası Hanı İzmir’in ticari etkinliklerinin başlaması üzerine, XVIII. yüzyıldan itibaren denize yakın ticaret bölgesinde hanlar inşa edilmeye başlanmıştır. Hanlar, İzmir’in Osmanlı-Türk çehresini yansıtan binalardır. Bu binalardan günümüze kalan örnekler son derece azdır. Günümüzde restore edildikten sonra önemli bir merkez haline gelen Kızlarağası hanı, 1744 yılında Sultan I. Mahmut’un Kızlarağası Hacı Beşir Ağa tarafından yaptırılmış, iki katlı, dört kapılı bir handır. </p>
<p>Hisar Camii Hisar Camii adını, yapıldığı dönemde yanıbaşında bulunan Hisardan almıştır. Bu camii İzmir’in tarihsel iş merkezinde olup, 1597 yılında Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. Ortadaki büyük kubbesi sekiz adet fil ayağı üzerinde durmakta, yanlarda üçer büyük, arkada üç küçük ve son cemaat yerinde de yedi küçük kubbesi ile tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Mihrap, minber ve vaaz kürsüsü son derece özenle süslenmiş olup, günümüze oldukça sağlam bir biçimde ulaşmıştır. </p>
<p>Yalı (Konak) Camii XVIII. yüzyılda yapıldığı dönemde deniz kenarında bulunduğu için Yalı ismini alan bu camii, Ayşe hatun ismiyle de anılmaktaydı. Caminin yapım tarihi hakkında 1755 ve 1774 olmak üzere iki farklı tarih ileri sürülmektedir. Ancak XVIII. yüzyıla ait olan bu eseri, İzmirli Ayşe Hatun, deniz kıyısındaki medresesinin avlusuna Kütahya çinileriyle bezeli, tek minareli zarif biçimde yaptırmıştır. </p>
<p>Cumhuriyet Meydanı ve Atatürk Anıtı 1922 yangını sonrasında İzmir’in imar çalışmaları içinde en önemli kazanımlarından birisi, hiç kuşkusuz Cumhuriyet Meydanı ve bu meydanda yer alan Atatürk anıtıdır. Meydan ve anıt, kentsel planlama bakımından en önemli göstergelerinden birisidir. 1925 yılında yapımı tasarlanan meydan ve anıt, ancak 1929 yılında projelendirilmiş ve İtalyan heykeltıraş Canunica’ya ısmarlanmışsa da, ekonomik bunalım nedeniyle ancak 1932′de dönemin Belediye Reisi Behçet Uz’un çabaları ile tamamlanabilmiştir. </p>
<p>İzmir Milli Kütüphane ve Elhamra Sineması Türkiye’nin Milli adını taşıyan ilk Kütüphanesi olan İzmir Milli Kütüphanesi, İttihat ve Terakki Fırkası’nın çabalarıyla, 1912 yılında okumuş, kültürlü Türk gençlerinin yetiştirilmesi amacıyla, Beyler Sokağındaki Salepçi-zade Konağının selamlık bölümünde hizmete girmişti. Bu günkü binasının yapımına 1922′den sonra başlanarak, 1926 yılında Elhamra Sineması tamamlanarak hizmete açılmış, kütüphane binası ise 1933 yılında tamamlanabilmiştir. Bu anıt eserin projesi Mimar Tahsin Sermet Bey tarafından Neo-Klasik tarzda hazırlanmıştır. </p>
<p>Erken Cumhuriyet Dönemi Mimari Örnekleri 1922 yangını, İzmir’e çok büyük bir yangın yeri hediye etmişti. Yangın yerlerinin imarı çalışmaları sırasında yapılacak kamusal binaların mimarisine özen gösterilip, görkemli yapılarla, erken Cumhuriyet dönemi mimarisi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu binalardan bazıları Fevzi Paşa Bulvarı ve Gazi Bulvarı girişinde bulunup, günümüze kadar varlığını sürdürmüşlerdir. </p>
<p>a- Vakıflar Bankası Binası (Çatalkaya Hanı) Günümüzde Vakıflar Bankası olarak hizmet veren, Fevzi Paşa Bulvarı girişinde sağ köşede bulunan bina, Mimar Kemal Bey tarafından 1931 yılında Çatalkaya adını taşıyan bir iş hanı olarak yapılmıştı. İzmir’in imarı çalışmaları sırasında yapılan bina, erken Cumhuriyet döneminin 1. Milli Mimari akımının ve Art Deco stilinin özelliklerini taşımaktadır. </p>
<p>b- Osmanlı BankasıOsmanlı Bankası’nın İzmir Şube binası olarak yapılan bina, Fevzi Paşa Bulvarı girişinde sol köşede bulunmaktadır. 1926 yılında Mimar M. Mongeri tarafından yapılan bina, 1. Milli Mimari akımının örneklerindendir. Özgün bir mimarisi olan eser, İzmir’de erken Cumhuriyet dönemi binalarının önde gelenlerindendir. </p>
<p>c- Ziraat Bankası Gazi Bulvarı üzerinde yer alan Ziraat Bankası binası, 1930 yılında yapılmıştır. Erken Cumhuriyet dönemi eserlerinden olan bu bina, hem 1. Milli Mimari akımının, hem de Art Deco stilinin özelliklerini taşımaktadır. </p>
<p>d- Borsa Sarayı İzmir Ticaret Borsası Türkiye’nin ilk ticaret borsası olup, 1891 yılında faaliyete başlamıştır. Ancak kuruluşundan itibaren bir çok bina değiştiren Borsa, şimdiki hizmet binasına ancak 1928 yılında kavuşabilmiştir. Yangın mahallinin imarı çalışmalarında İzmir Belediyesi tarafından verilen arsa üzerine yapılan binanın Tahsin Sermet Bey olup, bina 1. Milli Mimari akımın özelliklerini yansıtmaktadır. </p>
<p>İzmir Devlet Tiyatrosu (Eski Türk Ocağı Binası) 1925 yılında Türk Ocağı İzmir Şubesi binası olarak yapılan eserin mimarı, Yüksek Mimar Necmettin Emre Bey’dir. Yapı 1. Milli Mimarlık tarzının özelliklerini taşıyan, kubbeli, iki katlı zarif bir örnektir. </p>
<p>Saint Polycarpe Kilisesi Katolik inancına göre İzmir’in koruyucu azizi olarak kabul edilen Saint Polycarp’ın hatırası için yapılmış Katolik kilisesidir. Kilisenin yapımı 1625 yılına kadar gitmektedir. Yapıldığında deniz kenarında olan, günümüzde Gazi Osman Paşa Bulvarı üzerindeki bu kilise, bir çok tadilat geçirdikten sonra 1898′de son şeklini almıştır. Kilisenin bu son halini gerçekleştiren mimar, İzmir Saat Kulesinin de mimarı olan Raymond Pere’dir. </p>
<p>Beth İsrael Sinagogu Mithat Paşa caddesi üzerinde bulunan bu Sinagog, Kamil Paşanın Aydın Vilayeti Valiliği döneminde (1895-1907), Karataş civarında yaşayan Museviler’in ibadetlerini yapabilmeleri için inşa edilmiş, İzmir’in en büyük ve seçkin havrasıdır. </p>
<p>Fuar Ticari ilişkilerin yoğun yaşandığı bir liman kent olan İzmir, Yunan işgali ve sonrasında kentin yanmasıyla, bu özelliğini yitirmişti. Kurtuluş sonrası kentin uluslar arası ticari kimliğinin yeniden canlandırılması, ürünlerinin dış pazarlara tanıtılması ihtiyacı vardı. Bunun için daha 17 Şubat 1923′te gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi sırasında İzmir Fuarı’nın temeli sayılabilecek, Yerli Malları sergisi düzenlenmiştir. Bu geçici sergiden sonra, 1927 yılında Vali Kazım Paşa’nın girişimleriyle, 9 Eylül Meşheri adıyla sergiler, önce Mithatpaşa Sanat Enstitüsünde, daha sonraları günümüzde Efes Oteli olan sahada açılmıştır. 1931 yılında uluslar arası statüye kavuşan İzmir Fuarı, 1936 yılından itibaren, yangın yerlerini imar etmek amacıyla yapılan Kültürpark’ta düzenlenmeye başlamıştır. </p>
<p>İzmir&#8217;in ünlü Camileri Osmanlı eyaletleri içinde Osmanlı mimarisinin abidevi yapılarının en az olduğu yer İzmir&#8217;dir. Dikkat edilirse Osmanlı padişahları adına tek bir yapı bulunmamaktadır. ayrıca İzmir&#8217;de bulunan Osmanlı dönemi eserlerinin mimari üsluplarının son derece sade ve gösterişsiz oldukları da dikkat çeker. </p>
<p>Konak Camii Tarih kesin olarak belli olmasa da, caminin bir 18.yüzyıl yapısı olduğu anlaşılmaktadır.Bir öğrenci çalışmasında ise vakıf kayıtlarında caminin 1309(1891-95) tarihinde inşa olduğunun belirtildiği yer almaktadır. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Vali Rahmi Bey&#8217;in camiyi onarttığı bilinmektedir. Caminin kapısı üzerinde bulunan mermer süslemeler ile, Mimar Tahsin Sermet&#8217;in yaptığı olan Milli Kütüphane ve Milli Sinema&#8217;daki mermer süslemelerin benzerliği göz önüne alınırsa, bu onarımın Mimar Tahsin Sermet tarfından yapılmış olduğu düşünülebilir. </p>
<p>Kemaraltı Camii İzmir&#8217;in belli camilerinin sıralandığı Anafartalar Caddesi kenarında, eski içliman kıyısındadır. 1960 yılında inşa edilmiştir. Anafartalar Caddesi ile 853 ve 856.Sokaklar arasında bulunan bu cami, 1812 yılında esaslı bir tamir görmüştür. Etrafında medrese, kütüphane ve sebilide vardı. Zeminde olup, tek bir kubbe, bütün cami sathını örter. </p>
<p>Salepçioğlu Camii 850 ve 917.Sokaklarda olup, son derece zarif bir yapı tarzına sahip olan cami Kemeraltında, bulunmaktadır. 1906 yılında Salepçizade Hacı Ahmet Efendi tarafından tek büyük kubbeli olarak yaptırılan camii, ince yapılı, zarif bir minareye sahiptir. Camii&#8217;nin dış duvarları mermer ve yeşil taşlarla örülmüştür. Büyük kubbesi altın varakla işlenmiş olan caminin son cemaat yerinde üç kubbesi bulunmaktadır. İzmir&#8217;in en nadide camileri arsında sayılır. Kemeraltı&#8217;ndan gitmek istenirse, Salepçioğlu Hanı&#8217;nın içinden geçilerek erişilir. </p>
<p>Başdurak Camii Hacı Hüseyin Camii ile ilgili en eski kaynak Evliya Çelebi Seyanetnamesi&#8217;nde yer almaktadır. Evliya Çelebi, caminin yapısal özelliklerini belirttikten sonra kapı üzerinde yer aldığını söylediği bir kitabenin metnini vermektedir. &#8220;Kıldı hoş sa&#8217;y-ı himem sıdk ile ol Hacı Hüseyin..Yapıldı bu kabe-i uşsak-ı zehi cay-i emin İtmamın görücek dedi şifayi tarihin Barek -Allah zeci cami-i firdevs-i berin. Sene:1062(1652)&#8221; Daha sonraki yıllara ait çeşitli vakfiyelerde Hacı Hüseyin Camii&#8217;den söz edilmekte, 19.Yüzyıldan sonra ise camii, bulunduğu mevkiin adını alarak Başdurak Camii olarak anılmaktadır. Hacı Hüseyin Efendi&#8217;nin kimliği ve yaşadığı dönemle ile ilgili olmamasının yanı sıra, camiinin yapılış dönemine ait vakfiyesi de bulunmamaktadır. </p>
<p>Kestane Pazarı Camii Kestane Pazarı Camii eski iç liman kenarında olması nedeniyle Evliya Çelebi, minareye güçlükle oturttuklarından sözeder. Çelebi&#8217;ye göre 1667 yılında yapılan camii, kare bir meken üzerine büyük bir kubbeyle etrafında dört kubbeden oluşmaktadır. Son derece güzel olan mihrabın Selçuk&#8217;taki İsa Bey Camiiden getirildiği söylenir. Giriş kapısı üzerinde bir kitabenin yer aldığı Kestane Pazarı Camiinin son cemaat yerinde üç kubbe bulunur. 872 ve 882.sokaklardadır. </p>
<p>Şadırvan Camii Cihannüma&#8217;ya göre İzmir&#8217;in Ulucamii olan &#8220;Niflizade Camii&#8221; bu olmalıdır. Zira &#8220;derya tarafında ve denize yakın&#8221; idi. Anafartalar Caddesi ile 912 sokak köşesinde olup, ismini altında ve yanında bulunan şadırvandan almıştır. Evliya Çelebi camiinin yapılışı için 1636 tarihini vermektedir. 1815 yılında da önemli bir tamir görmüştür. Evliya Çelebi&#8217;nin &#8220;bir beyaz inciye&#8221; benzettiği bu camiin altında o zamanlar &#8220;serapa aktar dükkanları&#8221; vardır. </p>
<p>Hisar Camii 1872 yılında kale arkasında, bugünkü Kemeraltı iş merkezi Hisarönü mevkiinde bulunan camii, 1592 yılında Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. Ortada bir büyük kubbe sekiz fil ayak üzerinde durmakta, yanlarda üçer büyük, geride üç küçük ve son cemaat yerinde yedi küçük kubbesi vardır. Batısında bulunan minaresi tek şerefelidir. Mihrap minber ve vaaz kürsüsü son derec özenli işlenmiş tezyinata sahiptir. Sütun başlıkları ve diğer süslemeleri oldukça korunmalı bir durumda günümüze gelebilmiştir. Camii 1813, 1881, 1927 ve 1980 yıllarda onarım görmüştür. </p>
<p>Hatuniye Camii Anafartalar Caddesi ile 943 sokak köşesinde olup eskiden yanında geniş bir medresesi de vardı. 17.yüzyıl başlarında Tayyibe Hatun adında hayırsever bir kadın tarafından yaptırılmıştır. Bir büyük ve iki küçük kubbenin örttüğü, iki eklentili bir gayrimuntazam planlı camii, 1737 de önemli tamir gördü. </p>
<p>Kiliseler Katolik Kiliseleri: Dom Kilisesi (Şehit Nevres Bul.29), Saint Policarpe (Gazi Osman Paşa Bul.No:18), Santa Maria (Halit Ziya Bul.No:67), Domeniken Kilisesi (1408 Sokak No:8), Notre Dame de Laurdes (81 Sokak No:11), Saint Jean Babtiste (Kemalpaşa Cad.15 Buca), Santa Maria (Bornava), Saint Antoine (1611 Sokak No:7 Bayraklı), Saint Helene (1729 Sokak No:53 Karşıyaka) </p>
<p>Protestan ve Anglikan Kiliseleri: St.John Kilisesi (Talat Paşa Bul.Alsancak Garı karşısı), Mary Magdelena (Hürrüyet Cad.18 Bornova), Felemenk Protestan Kilisesi(1274 Sokak No:24). </p>
<p>Sinagoglar Beth İsrael (Mithatpaşa Cad.265), Sinyora Giveret(927 Sokak 77), Şaar Aşamayim (1390 Sokak 4/2), Hevra (Talmut Tora (937 Sokak 4/17), Şalom (927 Sokak 38), Bikur Holim (İkiçeşmelik Cad.40), Algazi (927 Sokak 73), Etş-Hayim (937 Sokak 5), Bet İllel (920 Sokak 23), Roşaar (3.Karataş 281 Sokak 67). </p>
<p>İZMİR’İN Plajları İzmir ilinin Ege&#8217;ye 629 km kıyısı bulunmaktadır. Bunun 101 km&#8217;si doğal plaj (kumsal) niteliğindedir. İzmir kıyıları yarımada ve koylardan oluşan coğrafyası nedeniyle, plaj kullanımı dışında su sporlarına da olanak vermektedir. İldeki plajlardan Selçuk-Pamucak, Urla ve Gülbahçe, Çeşme-Ilıca ve Altınkum, Gümüldür ve Özdere plajları ile kuzeyde Dikili ve Çandarlı, Foça-Yeni Foça plajları, kumsal özellikleri bakımından öne çıkmaktadır. Plajlara ulaşım son derece kolay ve seridir. İzmir merkez garajdan ve Üçkuyular garajından hemen her ilçeye günün her saatinde araç temin etme imkanı vardır. </p>
<p>AnahtarKelimeler: izmir sohbet odası izmir chat sitesi izmir çet kanalı izmir arkadaşlık odaları siteleri siteleri,sohbet,chat,muhabbet,çet,arkadaş,sitesi,siteleri, odası,sitesi,odaları,nüfusu,ilçeleri,tarihi, odaları,kanalı,arkadaşlık</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/izmir.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kahramanmaraş</title>
		<link>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/kahramanmaras.html</link>
		<comments>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/kahramanmaras.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 19:22:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şehir Chat Sohbet Odaları]]></category>

		<category><![CDATA[maraş çet]]></category>

		<category><![CDATA[maraş chat]]></category>

		<category><![CDATA[maraş sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turksitesi.net/?p=2652</guid>
		<description><![CDATA[Yüzölçümü:14.327 km² 
Nüfus: 892.952 (1990) 
İl Trafik No: 46 
 Doğu Akdenizde bulunan Kahramanmaraş, dondurması ile ünlü bir ildir. Kahramanmaraş, mağraları Eshab-ı Keyf Külliyesi, yaylaları ile önemli bir turizm potansiyeline sahiptir.

Kahramanmaraş ilinin ilçeleri; Afşin, Andıran, Çağlayancerit, Ekinözü, Elbistan, Göksun, Nurhak, Pazarcık ve Türkoğlu&#8217;dur. 
Elbistan: İl merkezinin 162 km. kuzey doğusunda yer alır. İlçede tarihi eserlere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzölçümü:14.327 km² </p>
<p>Nüfus: 892.952 (1990) </p>
<p>İl Trafik No: 46 </p>
<p> Doğu Akdenizde bulunan Kahramanmaraş, dondurması ile ünlü bir ildir. Kahramanmaraş, mağraları Eshab-ı Keyf Külliyesi, yaylaları ile önemli bir turizm potansiyeline sahiptir.<br />
<span id="more-2652"></span><br />
Kahramanmaraş ilinin ilçeleri; Afşin, Andıran, Çağlayancerit, Ekinözü, Elbistan, Göksun, Nurhak, Pazarcık ve Türkoğlu&#8217;dur. </p>
<p>Elbistan: İl merkezinin 162 km. kuzey doğusunda yer alır. İlçede tarihi eserlere örnek olarak Elbistan Ulu Camii, Selçuklu Hamamı, Himmetbaba Camii ve Türbesi, Kalealtı köyündeki Roma dönemine ait Kızkalesi sayılabilir. </p>
<p>Afşin: Kahramanmaraş&#8217;ın 146 km. kuzeyinde yer alır. Çeşitli uygarlık dönemlerine ait tarihi eserler ve doğal zenginlikleri olan Afşin ilçesinde Dedebaba Türbesi, Afşin Kalesi, Hurman Kalesi, Tilavşin Kalesi, Pirali Cami minaresi ve Eshab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) külliyesi önemli tarihi eserlerdir. Afşin ilçesinde Eshab-ı Kehf ve Mağarasının bulunması burayı turizm açısından oldukça önemli bir hale getirmektedir. Cami, kervansaray, ribat ve planı saptanamayan birçok küçük yapıdan oluşan bu külliye, M.S. 12. yy.da yapılmıştır. Doğal güzellik olarak, Tanır, Ayrandede, Emirilyas köyü mağarası, Eshab-ı Kehf park ve ormanlığı, dikkat çeker. Ayrıca Yazıköy, Çamiçi, Örenderesi ve Binboğa ormanlık alanı gibi ormanlık alanları her türlü kampçılığa uygundur. </p>
<p>Göksun: İl merkezine 91 km. uzaklıktadır. Roma ve Bizans dönemlerinde Kokussos (Cocussus) adıyla anılan, Maraş-Kayseri-Kilikya yolu üzerinde, önemli bir konaklama merkeziydi. İlçe sınırları içinde Maltepe Höyüğü, Bozhöyük, Kızıl Kale, Akça Kalesi, Çakır Mağaraları gibi çeşitli önemlere ait höyük ve kale kalıntıları bulunmaktadır. </p>
<p>Andırın: İl merkezine 114 km uzaklıktadır. Andırının tarihi hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte, ilçe sınırları içinde Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait Meryemçil (Geben) Kalesi, Azgıt (Yeniköy) Kalesi, Anacık Kalesi gibi kaleler ve kalıntılar bulunmaktadır. </p>
<p>Pazarcık: İl merkezine 48 kilometre mesafededir. İlçenin güneyinde Gözlügöl mevkiindeki Evri kasabası, Turunçlu köyü mevkiinde Bizanslardan kalma çok miktarda sarnıçlar ve mezar şapelleri mevcuttur. Bozlar köyü civarı Abbasilerden kalma sur kalıntıları ile çevrilidir. Aksu çayı kıyısındaki Şallıuşağı köyü mevkiinde yine Abbasilerden kalma kale halen ayakta durmaktadır. </p>
<p>Çağlayancerit: İlçenin doğal yapısı yayla özelliği göstermektedir. Su kenarları yeşil alanlar, halkın piknik ihtiyacını karşılayacak önemli yerlerdir. </p>
<p>Ekinözü: Kahramanmaraş İlinin kuzey doğusunda Çağlayancerit ve Elbistan İlçeleri arasında yer alan Ekinözü içmeceleri ile ünlüdür.İçmelerin, cilt, mide ve böbrek hastalıklarına çok iyi gelen bir suyu vardır. Ekinözü içmeleri önem ve yatırım önceliği bakımından ülkemizdeki 10 içme kaynağından biridir. </p>
<p>Nurhak: Nurhak ilçesi çok eski bir yerleşim yeridir. Tarihi ipek yolunun ilçe içerisinden geçtiği eski tarihi harabeler halen görülmektedir. </p>
<p>Türkoğlu: İlçe Akdeniz Bölgesinin doğusunda yer alır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. İlçede okuma yazma oranı yüksek olup üniversite mezunu oldukça fazladır. </p>
<p>Coğrafyası: Kahramanmaraş, Akdeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri&#8217; nin birleştiği yerde bulunmaktadır. Güneybatısını Nur Dağları&#8217; nın uzantılarının kapladığı ilde diğer önemli yükseltiler Berit, Engizek, Binboğa, Delihöbek, ve Ahır Dağları&#8217; dır. Kahramanmaraş, Elbistan ve Göksun Ovaları ilin önemli ovaları olup, Ceyhan nehri ile Aksu çayı önemli akarsularıdır. </p>
<p>İklimi: Kahramanmaraş ilinde, genel olarak denize uzaklık ve yükselti nedeniyle, değişikliğe uğramış karasallaşmış bir Akdeniz iklim tipi egemendir. İlde yazlar sıcak ve kışlar soğuk geçer. </p>
<p>Tarihçesi: Tekir Vadisi, Döngel Köyü&#8217; ndeki mağaralarda yapılan araştırmalarda ele geçen buluntular yörede insan yerleşiminin Üst Paleolitik Çağda başladığını; Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Çağları&#8217; nda da sürdüğünü göstermektedir. Şehri Hititler kurmuşlardır. Daha sonra Asurlular, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular, Memluklular, Dulkadiroğulları ve Osmanlılar şehre hakim olmuşlardır. Dünyanın sayılı madalyalı şehirlerinden biri olan Maraş&#8217; a Kurtuluş Savaşı sırasında halkın gösterdiği direnişten dolayı 7 Şubat 1973&#8242; den itibaren TBMM tarafından Kahramanlık ünvanı verilerek adı Kahramanmaraş olarak değiştirildi. </p>
<p>Anahtar Kelimeler: kahramanmaraş sohbet odası kahramanmaraş chat sitesi kahramanmaraş çet kanalı kahramanmaraş arkadaşlık siteleri kahramanmaraş sohbet odaları sohbet chat muhabbet sohpet çet arkadaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/kahramanmaras.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kars</title>
		<link>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/kars.html</link>
		<comments>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/kars.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 19:22:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şehir Chat Sohbet Odaları]]></category>

		<category><![CDATA[kars çet]]></category>

		<category><![CDATA[kars chat]]></category>

		<category><![CDATA[kars sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turksitesi.net/?p=2654</guid>
		<description><![CDATA[Yüzölçümü: 18.557 km² 
Nüfus: 349.437 (1992) 
İl Trafik No: 36 
 Kars Doğu Anadolu da ülkemizin en doğusundaki ve aynı zamanda karasal iklim dolayısıyla da en soğuk illerinden birisidir. Ancak mekanın bu olumsuzluğu ilin sanayii gelişmesinde nispeten olumsuz olmuş olsa da il turizm potansiyeli açısından bölgenin başlıca illerinden birisidir. İl ülkemizin başlıca kış turizm merkezinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzölçümü: 18.557 km² </p>
<p>Nüfus: 349.437 (1992) </p>
<p>İl Trafik No: 36 </p>
<p> Kars Doğu Anadolu da ülkemizin en doğusundaki ve aynı zamanda karasal iklim dolayısıyla da en soğuk illerinden birisidir. Ancak mekanın bu olumsuzluğu ilin sanayii gelişmesinde nispeten olumsuz olmuş olsa da il turizm potansiyeli açısından bölgenin başlıca illerinden birisidir. İl ülkemizin başlıca kış turizm merkezinden birisidir ve yapılacak yatırımlarla bu alanda daha da gelişebilir. Bunun yanı sıra kültür turizmi açısından da tarihin çok eski devirlerine uzanan antik kalıntıları ve ören yerleri ile önde gelen kültür turizmi açısından da Yontma Taş Çağından itibaren kesintisiz bir yerleşime sahne olan kent önde gelen kültür turizm merkezlerindendir.<br />
<span id="more-2654"></span><br />
Kars ilinin ilçeleri; Akkaya, Arpaçay, Digor, Kağızman, Sarıkamış, Selim ve Susuz&#8217;dur. </p>
<p>Digor: İl merkezine 42 km. uzaklıktadır. Ünlü Türk şairi Dede Korkut&#8217;un Digor&#8217;da yaşadığına inanılmaktadır. Çevrede Orta Çağdan kalma kiliseler bulunmaktadır. Bunların içinde Digor yakınlarında bulunan Beş Müzesi (Beş Kilise) ve Karabağ Köyü yakınlarında bulunan, iyi korunmuş Karabağ Müzesi&#8217;ne (Müren Kilisesi) araba ulaşımını takiben yürüyerek gidilebilir. </p>
<p>Kağızman: İl merkezine 75 km. uzaklıktadır. Ayrıca Kağızman&#8217;ın kuzeyinde bulunan ve batıdan doğuya doğru akan Aras Nehri Kanyonu vahşi, doğal güzelliklerle doludur. Bu kanyondaki güzellikler, Kağızman ve Tuzluca yolu izlenerek görülebilir. Ayrıca Tunç Kaya (Keçivan) Kalesi, Köroğlu Kalesi ve Çengim Kilisesi gibi tarihi yapılar da mevcuttur. </p>
<p>Sarıkamış: Kış sporları ve kış turizmi bakımından Türkiye&#8217;nin önemli merkezlerinden biri olan Sarıkamış, 2200-2900 m. yüksekliğinde bir plato üzerinde yer almaktadır. Doğal güzelliği ve modern kayak tesislerinin yanı başında açılmaya başlayan oteller Sarıkamış&#8217;ın önemli bir turizm merkezi olmasını sağlamaktadır. Sarıkamış&#8217;ta, en uygun kayak mevsimi 20 Aralık-20 Mart tarihleri arasındadır. Susuz: İl merkezine 24 km uzaklıktaki ilçe yakınlarında yer alan Susuz Şelalesi, görülmeye değerdir. Ayrıca yine ilçe merkezi yakınlarındaki Susuz Kaplıcaları da romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir. </p>
<p>Akyaka: İl merkezine 54 km. uzaklıkta olan Akyaka ilçesi sınırları içinde tarihi Ocaklı (Ani) kenti bulunmakta ve ziyaretçilerin ilgi odağı olmaktadır. </p>
<p>Arpaçay: Doğusunda Ermenistan toprakları ve Akyaka İlçesi, Güneyinde Kars İli bulunmakta olup, Kuzeyinde Çıldır İlçesi ve Batısında da Susuz İlçesi toprakları ile çevrilidir. </p>
<p>Selim: İlçe Doğu Anadolu bölgesinin en yüksek yaylaları üzerinde yer alır. </p>
<p>Coğrafyası: Kars ili Doğu Anadolu Bölgesi&#8217; nin kuzeydoğu kesimlerinde yer almaktadır. Büyük bir plato özelliği gösteren il coğrafyasında genel olarak bitki örtüsü bozkır görünümündedir. Yalnız Sarıkamış ilçesinde çam ormanları bulunmaktadır. Kağızman ilçesinde bağ ve bahçecilik yapılmaktadır. </p>
<p>İklimi: Kars Doğu Anadolu Bölgesi&#8217; nin en soğuk bölgesinde yer alır. Bu nedenle karasal bir iklime sahiptir; kışları uzun ve sert, yazları ılımlı hatta serince geçer. </p>
<p>Tarihçesi: Araştırmalardan Kars tarihinin Cilalı Taş Devrine kadar indiği (M.Ö. 9000-8000) anlaşılmaktadır. Bölge daha sonraları Hurriler, Urartular, İskitler, Partlar, Sasaniler ve Bizanslıların hakimiyetine girer. 1064 yılında Selçuklu Sultan Alpaslan, şehir ve civarını fethetmiş, böylelikle Türk kavimlerine Anadolu yolunu açmıştır. Şehir ve çevresinde Moğollar ve Akkoyunlular, Karakoyunlular gibi Türk devletleri hüküm sürmüş, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim bölgeyi fethettikten sonra Osmanlı İmparatorluğuna katmıştır. </p>
<p>Anahtar Kelimeler: kars sohbet odası kars chat sitesi kars çet kanalı kars arkadaşlık siteleri kars sohbet odaları sohbet chat muhabbet sohpet çet arkadaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/kars.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gümüşhane Sitesi Sohbet</title>
		<link>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/gumushane-sitesi-sohbet.html</link>
		<comments>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/gumushane-sitesi-sohbet.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 18:57:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şehir Chat Sohbet Odaları]]></category>

		<category><![CDATA[gümüşhane çet]]></category>

		<category><![CDATA[gümüşhane chat]]></category>

		<category><![CDATA[gümüşhane sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turksitesi.net/?p=2636</guid>
		<description><![CDATA[Yüzölçümü : 10.227 km² 
Nüfus : 169.375 (1990) 
İl Trafik No : 29 Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında, Çin-Trabzon Tarihi İpek Yolu Güzergahı üzerinde, tarih ile doğal güzelliklerin kucaklaştığı, zengin Gümüş Madeni ocaklarından dolayı Gümüşhane adını taşıyan bir ildir. Gümüşhane Milattan Önce 3000 ‘ lere uzanan tarihi içerisinde bir çok uygarlıklara ev sahipliği yaparak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzölçümü : 10.227 km² </p>
<p>Nüfus : 169.375 (1990) </p>
<p>İl Trafik No : 29 Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında, Çin-Trabzon Tarihi İpek Yolu Güzergahı üzerinde, tarih ile doğal güzelliklerin kucaklaştığı, zengin Gümüş Madeni ocaklarından dolayı Gümüşhane adını taşıyan bir ildir. Gümüşhane Milattan Önce 3000 ‘ lere uzanan tarihi içerisinde bir çok uygarlıklara ev sahipliği yaparak bu kavimler mozaiğinin izlerini günümüze taşımaktadır. Denize 100 km. uzaklıkta olan ilin klima özelliğini sahip havası, sahip olduğu eşsiz doğal güzellikleri, yer altı resim sergisini andıran zengin oluşumlu mağaraları, 450 ‘ ye yakın yaylası, çok sayıda antik kentleri, doğal park alanları,zengin flora ve faunası bakir bir turizm potansiyeline sahiptir.<br />
<span id="more-2636"></span><br />
Gümüşhane ilinin ilçeleri; Kelkit, Köse, Kürtün, Şiran ve Torul&#8217;dur. </p>
<p>Kelkit : Gümüşhane&#8217;nin en büyük ilçesi olup, sınırları içinde önemli tarihi yerleşme merkezleri bulunmaktadır. Bizanslılar tarafından kurulan şehirde kalıntıları, surları kiliseleri, su yolları ve kanalları; kabartma eserler ve heykeller bulunmuştur. </p>
<p>Kürtün : Harşit çayı kenarında Tirebolu-Torul transit karayolu üzerinde kurulmuş, son derece dağlık araziye sahip bir ilçedir.Kürtün İlçesinin çevresi yeşil ormanlık alanları ile adeta bir orman denizi görünümündedir. </p>
<p>Köse : İlçe kuşaktan kuşağa geçen ve halen önemini koruyan zengin bir mutfak mirasına sahiptir. Evelek dolması, kelem dolması, siron, fıt fıt haşılı, ve pirinçli börek yörenin damak zevklerini sembolize etmektedir. </p>
<p>Şiran : Tomara Şelalesi Şiran İlçesi&#8217;nin güney batısındaki Seydi Baba Köyü&#8217;nde yer almaktadır. Şelalenin suları, tepe yamacından kayaların arasından ve yer altından çıkarak yere dikey olarak akmakta ve yatağını oluşturmaktadır. </p>
<p>Torul : Harşit Çayı etrafında kurulmuştur. Torul ilçesi turizm bakımından oldukça zengindir. Karaca Mağarası, Zigana Dağı, Limni Gölü, Yedi göller, Tarihi köprüler bunlardan bazılarıdır. </p>
<p>Kaleleri </p>
<p>Canca Kalesi: Bu kaleye Vank köyünden ve Kale Deresi denilen vadiden gidilmektedir. Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde bu kaleden bahsetmektedir. Kale, doğu-batı istikametinde arka arkaya üç bölümden oluşmaktadır. Ayrıca yüksek duvarlar ile takviye edilmiştir. </p>
<p>Kov Kalesi: Merkez ilçe sınırları içerisindedir. Gümüşhane-Erzincan karayolunun 21. km’sinde eski ismi Kov olan Esenyurt köyünün sınırları içindedir. Kaleye karayolundan ayrılan stabilize bir yolla ulaşılır. </p>
<p>Akçakale: Gümüşhane’nin Bağlarbaşı semtindedir. Kale olarak anılmakla beraber, küçük bir istihkam yeridir. Kale, bir kaya kütlesinden faydalanılmak suretiyle inşa edilmiştir. Daha sonra yapının üst kısmı tamamen yıkılmıştır. </p>
<p>Keçi Kalesi: Merkez ilçe sınırları içerisindedir ve Kale bucağından geçen transit yol üzerinde bulunmaktadır. Bu kaleye halk arasında Kokanes veya Koans da denir. Kale, çok sarp bir kayalık üzerinde yer almaktadır. İhtişamlı bir görünüşe sahip olan bu kalenin iki yolu vardır. Kaleye giriş doğudandır. Kale, doğu ve batı tarafından yüksek kalelerle takviye edilmiştir. Kale içerisinde bulunan iki yapı dikkati çekmektedir. Toprak seviyesinden biraz yüksekte olan yuvarlak kemerler dikdörtgen şeklindeki mekânlara aittir. Arka arkaya bulunan bu iki yapının aydınlığı sağlayacak hiçbir penceresi mevcut olmadığından, bunların zindan olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Kalede ayrıca vadiye inen gizli su yolları da mevcuttur. </p>
<p>Torul Kalesi: Torul ilçesinde bulunan kalenin hangi devirde yapıldığı bilinmemekle birlikte, Cenevizliler döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Uzun Hasan’ın ölümünden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından alındığı bilinen kalenin sur duvarlarından bir bölümü ayaktadır. </p>
<p>Gümüşkaya Kalesi: Dibekli köyünün kuzeyinde dağlar arasındadır. İki dağ arasına açılmış girişin üzerindeki yazıt yeri boştur. Kalenin yakınındaki kayalarda gözcü kuleleri, kale içinde düzgün tabanlı, duvarlarında nişler bulunan küçük bölmeler vardır. Yapının çevresinde taş basamaklar yuvarlak bir yapı kalıntısı ve su deposu bulunmaktadır. Burada çeşitli dönemlerden çanak, çömlek, çini parçaları, cam gereçler, gözyaşı şişeleri, ikonlar ve takılar bulunmuştur. </p>
<p>Gümüştuğ (Avliyana) Kalesi: Torul ilçesine 30 km. uzaklıkta Gümüştuğ köyündedir. Irmağın her iki yakasındaki kalıntılarda Bizans döneminden silahlar, “Konstantinata” basımlı sikkeler bulunmuştur. Sol kıyıda bulunan kalede, 1,5 m. yükseklikte, biçimlendirilmiş beş sütunun, bir tapınağın kalıntıları olduğu bilinmektedir. </p>
<p>Camileri ve Kiliseleri </p>
<p>Süleymaniye Camisi: Eski Gümüşhane yerleşim yerinde, Süleymaniye Mahallesi’ndedir. Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı cami, onarımlar yüzünden özgünlüğünü yitirmiştir. Selçuklu geleneğini sürdüren dikdörtgen planlı yapı, mihrap önüne dikey uzanan üç neften oluşmaktadır. Kalın, silindirik gövdeli minare sağlamdır. Geçmişte 6 ahşap direğin taşıdığı düz toprak dam değiştirilmiş, çatıyla örtülmüştür. Camiye bitişik medrese günümüze ulaşamamıştır. </p>
<p>Küçük Cami: Eski Gümüşhane yerleşim yerinde Süleymaniye Camii’nin arkasında bahçeler içindedir. Yapımıyla ilgili bilgiler kesin değildir. 12. yüzyıl başlarında Danişmendlilerin yöreye gelişlerinden sonra yapıldığı sanılmaktadır. Kare planlı, tek kubbelidir. Yaklaşık 10 m. yüksekliğindeki kubbe küçük taşlarla örülmüştür. Kapı ve pencereler yuvarlak kemerlidir. Sivri kemerli mihrap, gri renkte taştan yapılmıştır. Hagios Georgios Manastır Kilisesi: Hutura köyüne giden yolun sağında, tepe üstünde manastır kalıntısı ve kilise vardır. 14. yüzyılın ilk yarısında Trabzon Prensi Aleksios Komnenos yaptırmıştır. Kilise 1509&#8242;da keşiş Ananias, 1624&#8242;te Georgios Stratilatis tarafından onartılmıştır. Ayrıca Sultan II. Abdülhamit döneminde onarıldığını gösteren yazıtı da vardır. Haç planında, kubbeyle örtülü bir yapıdır. Apsis önüne yerleştirilen birer payeyle doğu-batı yönüne genişleme göstermiştir. Haç kolları beşik tonoz örtülüdür. Ana ve yan yüzler yarım sütunçelerle üç bölüme ayrılmış, bu bölümlere yuvarlak kemerli pencereler açılmıştır. Batı yönünde, ortada üstü kapalı sütunlu ana giriş vardır. Yapı, bitki (üzüm, kıvrık dal, palmiye), halat, ejder motifleri ile bezelidir. Pencere üstlerinde İsa&#8217;nın monogramları ve Aziz Georgios&#8217;un simgeleri işlenmiştir. </p>
<p>Ayvalos Kilisesi: Kilise, merkez ilçe sınırları içerisinde olup, Mescitli köyünden Arnavutlu Yaylası’na giderken yolun sağında yer almaktadır. Küçük, dikdörtgen planlıdır. Kapısı düz olup, üzerinde beşik tonozlu alınlığı vardır. İç duvarlardaki freskler halen belli olmakla birlikte, genelde tahrip olmuştur. </p>
<p>Çakırkaya (Kalur) Kaya Kilisesi: Şiran ilçesinin Çakırkaya köyündedir. Kaya kütlesinin düzgün ve özenli bir işçilikle oyulmasıyla oluşturulmuştur. Doğu-batı yönünde üç nefli bazilika planındadır. Öbür yan duvarlarda yalancı kemerlerle devinim sağlanmıştır. Kilise önünde odalar, bitişiğinde bir kaya şapeli vardır. Ancak planı ve mimari öğelerinin Trabzon kiliseleriyle benzerliği göz önüne alınarak 14. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Ortadaki sütunlar yıkılmış durumdadır. Kaya kilisesi olması açısından ilginç bir örnektir. </p>
<p>Panaghia (Meryem Ana) Manastır Kilisesi: Torul ilçesinin, Büyük Çit Vadisinde, Çit Deresi&#8217;nin sol tarafındaki yamaç üzerindedir. Yüksek duvarlarla çevrili avlu ve kilise kalıntısı görülebilir. Khaldea Metropolitliği’ne bağlı 7 kiliseden biridir. Kiliseyi ilk kez 890-900 tarihleri arasında üç keşişin kurduğu bilinmektedir. Daha sonra Trabzon Komnenosları döneminde ve 19. yüzyılda onarılmıştır. Haç planlı yapının daire biçiminde üç apsisi vardır. Ana mekânı örten kubbe, Trabzon Ayasofya Kilisesi’ndekine benzemektedir. </p>
<p>Olucak (İmera) Manastır Kilisesi: İl merkezine 15 km. uzaklıktaki Olucak köyündedir. Olucak (İmera) köyü eski yerleşimdir. Manastır, yerleşim yerinde günümüze en sağlam gelen yapılardan biridir. köye hâkim geniş bir alana yapılmıştır. Bahçe duvarının kuzey bölümünde şapel ve bir kaç odacık bulunmaktadır. Yazıtında 1350 tarihinde yaptırıldığı belirtilmekle birlikte 19. yüzyıl içinde onarım gördüğü sanılmaktadır. </p>
<p>Sanata Çakallı Kilisesi: Çakallı (Yaylaköy) yerleşim yerinin merkezinde yer almaktadır. Kilise üç nefli ve bazilika planlıdır. Kilisenin ana taşıyıcı duvarları genelde sağlamdır. Örtüsü tamamen yıkılmıştır. İki girişten biri batıda diğeri ise kuzeydedir. Işıklandırma dengeli bir biçimde yan duvarlar ve apsislere yerleştirilmiş pencerelerle sağlanmıştır. Köşelerde yontu taşı kullanılmıştır. Kilise 19. yüzyıl mimari özelliklerini taşımaktadır. </p>
<p>Pavrezi Şapeli: Merkez ilçe sınırları içerisinde bulunan şapel, Mescitli (Beşkilise) köyü yakınında Pavrezi&#8217;dedir. Küçük boyutlarda, dikdörtgen planlı, tek nefli bir yapıdır. Apsisin beşik tonozunda 1405&#8242;de yapıldığını gösteren yazıtı vardır. Yapı, iç duvarlarını süsleyen freskleri ile ünlüdür. Bu duvar resimlerinde, İncil’den alınan sahneler ve kilise büyükleri canlandırılmıştır. Bunlar son dönem Bizans resminin başarılı örnekleridir. Santa Kiliseler Grubu </p>
<p>Köprüleri Tohumoğlu Köprüsü: Gümüşhane-Erzurum yolunda Tohumoğlu kesimindedir. Selçuklu dönemine ait olduğu sanılmaktadır. Küçük taşlardan yapılan ve iki gözlü hafif sivri kemerli bir köprüdür. </p>
<p>Gümüşkaya (Kodil Bahçe) Köprüsü: Gümüşkaya yolu üzerindedir. Tek gözlü ve kesme taştan yapılmıştır. Hafif sivri kemerlidir ve günümüzde hala kullanılmaktadır. </p>
<p>Meryem Ana Köprüsü: Büyük Çit Vadisi’nde ve Çit Deresi üzerinde aynı adı taşıyan iki köprü vardır. Her iki köprünün de Meryem Ana Kilisesi’ne ulaşımı sağlamak amacıyla yapıldığı sanılmaktadır. Hafif sivri kemerli, küçük taşların dizilmesi ile yapılan köprü tek ve geniş gözlüdür. Günümüzde de kullanılmaktadır. </p>
<p>Gümüşhane Köprüsü: Gümüşhane’nin merkezinde Harşit Çayı üzerinde Köprübaşı denilen yerde iki caddeyi birbirine bağlayan köprü, biri büyük diğeri küçük iki gözden oluşmaktadır. Yontma taşlarla inşa edilen köprünün iki gözünün ortasında yapılış kitabesi vardır. Mermer üzerine sülüsle yazılan kitabeye göre, 1575’te Ferruh Zad oğlu Halifi tarafından yaptırılmıştır. Bu tarih III. Sultan Murat’ın saltanat günlerine tesadüf etmektedir. </p>
<p>Kamberli Köprüsü: Gümüşhane’nin Canca Mahallesi’ndedir. Harşit Çayı üzerinde yer alan köprü, tek gözlüdür ve yontma taşlarla inşa edilmiştir. Kısmi bir onarımdan geçirilen bu köprünün kitabesi yoktur. </p>
<p>Ardesa Köprüsü: Torul ilçe merkezinde bulunan köprü 1890 senesinde kesme taştan yapılmıştır. Dere yatağı içinde bulunan iki ayak ve kenarlardaki ayaklar üzerinde yükseltilmiştir. Ayaklar arasında yuvarlak kemerler bulunmaktadır. Köprü korkulukları da kesme taştan yapılmıştır. </p>
<p>Mesire Yerleri </p>
<p>Limni Gölü: (Soğuksu Ormaniçi Dinlenme Yeri ) Torul İlçesi Zigana köyünde bulunan Limni krater gölü ve çevresi sahip olduğu zengin flora ve faunası yanında özel klima özelliğine sahip havası, 200 ün üzerinde barındırdığı endemik bitki çeşidi ile sağlıklı , huzur verici, tatil ve kamp-karavan imkanı sunan, olağanüstü doğa güzelliği sunan bir mekandır. Limni gölüne Gümüşhane’ ye 25 km. olan Torul İlçesine Gidilerek ulaşılmaktadır. </p>
<p>Tomara Şelalesi: Şelale Doğu Karadeniz Bölgesi Gümüşhane İli Şiran İlçesine 25 km mesafede bulunan Seydibaba Köyündedir. Tomara Şelalesi adeta kayaları patlatarak 15-20 m. genişliğinde bir alandan çıkarak yaklaşık 25-25 metre yükseklikten yatağına dökülmektedir. Şelale ve çevresinin zengin flora ile oluşturduğu uyumlu peyzajı görülmeye değer güzelliktedir. Şelale çevresinde yeme içme ve dinlenme öncü tesisleri bulunmaktadır. </p>
<p>Korunan Alanları - Artabel Gölleri Tabiat Parkı - Tabiat Anıtları </p>
<p>Mağaraları Gümüşhane&#8217;nin jeolojik yapısından dolayı çok sayıda irili ufaklı mağara vardır. Karaca, Arılı, Kartalkaya, K. Ardıçlı, Ambela, Köprübaşı, Taşbaşı, Altıntaş, Yaylım , Üstüaçık, Cingora, İnönü , Kabanbaşı, Mamatlar, Arsa, İkisu, mağaraları önemlilerindendir. - </p>
<p>Karaca Mağarası </p>
<p>Gümüşhane Yaylaları </p>
<p>Zigana Turizm Merkezi - Zigana Yaylası Ulaşım: Gümüşhane - Trabzon yolunun 60 kilometresinde bulunan Zigana tünelini geçtikten sonra doğuya 3,5 km. stabilize yolla ulaşılır. Zigana&#8217;ya Trabzon merkezden 112 km. asfalt yolla ulaşılabilir. </p>
<p>Özellikler: 2. 032 m. yükseklikteki Zigana yaylası aynı zamanda kayak merkezidir. Her türlü alt yapı hizmeti tamamlanmış durumdadır. Zigana, yaz aylarında çim kayağı, kış aylarında kayak turizmine elverişli ender beldelerimizden biridir. Nemli deniz iklimi ile kara iklimi arasında çok ilginç bir bölgemizdir. Zigana yaylasından 3 km. patika yolla ulaşılan Limli (Saranoy) gölü görülmeye değerdir. Limli gölüne araç ile Kalkanlı köyü içinde geçen 11 km. asfalt, 8 km. toprak yolla ulaşabilir. Kalkanlı köyünde, elektrik, su, PTT bulunmaktadır. Yaz kış, bakkal, kasap, manav, kır kahvesi işletilmektedir. </p>
<p>Konaklama-Yeme-İçme: Kayak merkezi olarak kullanıldığından, yaylada her türlü konaklama ve yeme-içme yerleri bulunmaktadır. </p>
<p>Şiran - Tomara Şelalesi Ulaşım: Şiran ilçesinin 14 km. güney-batısında stabilize yolla ulaşılan Tomara şelalesinin 2 km. yakınındaki Seydibaba köyüne kadar dolmuşlarla gidilebilir. Seydibaba Köyü ile Tomara şelalesi arası bir kilometredir. </p>
<p>Özellikler: Bir kaynaktan çıkan çok miktarda suyun 8 m. yükseklikten dereye akmasıyla oluşan Tomara şelalesi suyu, oldukça soğuktur. Bakir durumdaki Tomara şelalesi çevresi gürgen, fındık, meşe türü yeşil bitki örtüsü ile kaplıdır. Tabiatın insan eliyle bozulmadığı, bahçeler içindeki Seydibaba köyünde, Tomara Şelalesi yakınında kamp kurulabilir, kırsal yaşamı bütün canlılığı ve sadeliği ile yakından tanınabilir. </p>
<p>Konaklama-Yeme-İçme: Bakir durumdaki Tomara Şelalesi civarında herhangi bir tesis bulunmamaktadır. Konaklama için kamp malzemeleri getirilmelidir. Temel ihtiyaç malzemeleri yakındaki Seydibaba köyünden temin edilebilir. </p>
<p>Altıntaşlar (Kalis) Yaylası Ulaşım: Yaylaya, Gümüşhane - Torul yolunun 15. kilometresinden güneye, Şiran yoluna dönülerek, Hasköy, Gülaçar Köyü üzerinden 40 km. asfalt, 12 km. toprak yolla ulaşılır. Gümüşhane&#8217;ye toplam uzaklığı 67 kilometredir. Yaylaya, Gümüşhane - Şiran yolunun 40 kilometresinden batıya bol soğuk suya ve gür manzaraya sahip Altıntaşlar deresi boyunca toprak yolu takip ederek de ulaşılabilir. </p>
<p>Özellikler: Kısmen alt tapısı tamamlanmış olan yaylanın içinden dere geçmektedir. Altıntaşlar deresinde bol miktarda alabalık bulunmaktadır. Eskiden yaylada altın madeni çıkarıldığı söylenmektedir. Yaylaya 6 km. mesafede bulunan Altıntaşlar mahallesinde bakkal, kasap, kır kahvesi ve lokanta bulunmaktadır. </p>
<p>Konaklama-Yeme-İçme: Bakir durumdaki yaylada konaklama için kamp malzemeleri getirilmelidir. Temel ihtiyaç malzemeleri yakındaki Altıntaşlar mahallesinden temin edilebilir. </p>
<p>Anahtar Kelimeler: Gümüşhane sohbet odası Gümüşhane chat sitesi Gümüşhane çet kanalı Gümüşhane arkadaşlık siteleri Gümüşhane sohbet odaları sohbet chat muhabbet sohpet çet arkadaş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turksitesi.net/turkiye-sehirleri/gumushane-sitesi-sohbet.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

