728*90
  • BÜYÜK OYUN’LARIN TAM ORTASINDA

    BÜYÜK OYUN’LARIN TAM ORTASINDA

    Irak’tan İstanbul’a uzanan bir sokak filmi meydana gelen “BüyükOyun”, intihar bombacısı olarak seçilen iki çocuk bayanın ağlatısal hikâyesini anlatıyor.
    Türkiye’yi 12 Eylül darbesine götüren iç savaş sürecini “Zincirbozan”la ele alan yöneten Atıl İnaç ve yazar Avni Özgürel, “Büyük Oyun”da AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin Irak’ı işgali sonrasında başlayan kuvvet dolu süreçten sancılı bir kesiti yansıtıyorlar. AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI silahlı gücünün ameliyatı neticesi tüm ailesini kaybeden Centam olarak’in Irak’tan İstanbul’a uzanan yolculuğu ve İslami pkk teşkilatlarının elinde bir intihar bombacısına dönüşümü bir çaresizliğin öyküsü olarak anlatılıyor. Ancak manalı tezlere sahip meydana gelen bu sıkı niyetli film, maalesef bir takım basit teknik sıkıntılar sebebiyle tökezliyor. Devamını Oku.

    Perşembe, Kasım 23rd, 2017 at 11:48
  • Yabancı Gezgin’in favori Johnny Depp

    Yabancı Gezgin’in favori Johnny Depp

    “TURİST”in (The Tourist) yönetmeni Florian Henckel von Donnersmarck’ı “Başkalarının Hayatı”ndan (The Lives of Others) hatırlayabilirsiniz. 2007’de Almanya yerine En İyi Başka Film Oscarı’nı galip gelen “Başkalarının Hayatı”, seyredenlerin yarısından fazlasının unutamadığı hayret verici bir öykü, oldukça başarılı oyunculuklar ve dayanıklı bir yönetmenlikle çıkmıştı karşımıza.
    Von Donnersmarck’tan aynı ağırlıkta ve çapta bir film bekleyenleri baştan uyaralım. “Turist”in, “Başkalarının Hayatı”nın dolaştığı sularla hiçbir alakası yok. Tam aksine, bir sürü uzaklarda bir yerdeyiz. 60’lı ve 70’li senelerde görüntü efektler çağımızdaki benzeri gelişmediğinden serüven filmlerinin kocaman kısmı Avrupa’nın harika illerini dekorasyon olarak seçerdi. İşte, “Turist” daha bir sürü, o eskiyen “açık gökyüzü serüvenleri”ne benziyor. Filmin kıvamı tutturulmuş güzel bir öyküsü Devamını Oku.

    Çarşamba, Kasım 22nd, 2017 at 13:56
  • Bana kaderimin bir oyunu mu bu

    Bana kaderimin bir oyunu mu bu

    Matt Damon ve Emily Blunt’ı buluşturan “Kader Ajanları”(The Adjustment Bureau), aşklarıyla kadere alan okuyan bir çiftin öyküsünü fantastik bir dille anlatıyor.
    AFİŞİNDEKİ aksiyon motiflerine bakmayın, “Kader Ajanları”özünde fantastik bir aşk filmi. Ama bir aşk hikâyesinin, fantastik sinemanın imkânlarıyla görüştüğü “Zaman Yolcusunun Karısı”, “Kate and Leopold”,”The Fountain” benzeri filmlerin izinden gittiği de söylenemez. Öyküsü ve görselliğiyle, bizzat kulvarını açmaya personel bir film bu. Her birşey, görür görmez birbirlerinden etkilenen bir çift ve onların birleşmesine, hepten ehemmiyetlisi âşık olmalarına mani olmak talep eden bir “büro”yla alakalı. David Norris (Matt Damon) AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI senatosuna girmek üzere meydana gelen, çocuk ve Devamını Oku.

    Salı, Kasım 21st, 2017 at 16:54
  • NAİF BİR BİLİM KURGU

    NAİF BİR BİLİM KURGU

    “Super 8”, Steven Spielberg’den de seyreder taşıyor. Abrams, filmde “E.T.” ve “Üçüncü Türden Yakınlaşmalar”a hakim meydana gelen görsel atmosferi kuruyor. Çocuklar devletin tankla, tüfekle çözmek aradığı sıkıntıları “E.T.”de meydana geldiği benzeri sulhçu yollardan çözmeyi deniyorlar. Antimilitarist iletiler verici “Super 8″in bilimkurgu ve macera tarafı belli bir süre çocuksu, naif kalıyor. Şayet gerilim istikameti, öyle değil. Çocukların istasyonda çekmeye çalıştığı amatör filmle gülüp, iyice gevşedikten ardından seyrettiğimiz tren ilçesi, muhteşem. Finale civarı tüm olarak görünmeyen varlığın kasabada yarattığı gerilim de, “Jaws” ve “Alien” filmlerini aratmıyor. Zira temelde o filmlerin duygusundan esinleniyor.
    Filmin ek olarak kuvvetli yanları davar: Mesela, detaylarda kendini gösteren 70’li yıllar Devamını Oku.

    Pazartesi, Kasım 20th, 2017 at 11:25
  • Allen formunu kaybetmemiş

    Allen formunu kaybetmemiş

    Film bu zamanı, bilhassa o çağı ve sanatçıları tanıyanlar amaçlı bir sürü neşeli bir şekilde anlatıyor. Kathy Bates’in canlandırdığı Gertrude Stein’ın Picasso’yla konuşmalarını, Gil’in sürrealistlerle sohbetlerini kahkahalar atarak seyretmek olası. Ben en bir sürü Gil’in yöneten Luis Bunuel’e 1962’de çekeceği başeseri “El ángel exterminador” amaçlı düşünce vermeye çalıştığı sahneye güldüm. Adrien Brody’nin Dali’si de muhteşem. Allen, Gil’e yüreklilik aşılayan Hemingway’e de (Corey Stoll) ironik bir yerden bakmayı başarmış.
    Allen, bu filmle benim düşünceme yönelik bir bakıma çağımızın aydınına sesleniyor: “Yaşadığınız dünyadan bunalıyorsanız, belli bir süre eskilere bakın. Fitzgerald, Hemingway, Gertrude Stein okuyun, Cole Porter dinleyin, Luis Bunuel filmleri seyredin” demeye getiriyor. Allen’a yönelik orada aradığınız ilhamı ve samimiyeti bulmanız olası. Hakikaten de filmdeki Devamını Oku.

    Cumartesi, Kasım 18th, 2017 at 19:26
  • Neşterin gizlediği sırlar

    Neşterin gizlediği sırlar

    İSPANYOL yöneten Pedro Almodóvar’ın “İçinde Yaşadığım Deri”(La Piel Que Habito) isimli filmi Geçen cuma vizyona girdi. Almodóvar, kendisini tespit edecek türlerle, temalarla sınırlamayı sevmeyen bir yöneten. Diğer taraftan, gerilim, polisiye janrında filmler çekse de, hikâyelerine ustası meydana geldiği melodram türünün öğelerini yerleştirmeyi ihmal etmiyor ve filmlerine şahsi bir damga vurmayı muvaffak oluyor. Fransız polisiye yazarı Thierry Jonquet’nin 2005 tarihindeki “Tarantula” isimli romanından beyazperdeye uyarladığı “İçinde Yaşadığım Deri”yi de bir Almodóvar filmine çevirmeyi muvaffak oluyor. Film uslu bir tarzda, bir bulmaca benzeri açılıyor: Devamını Oku.

    Cuma, Kasım 17th, 2017 at 18:05
  • AY’DA BİRİ Mİ VAR

    AY’DA BİRİ Mİ VAR

    “ÖLÜM Yolculuğu”(Apollo 18) 1973’te AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin Ay’a saklıca bir uzay aracı gönderdiği “iddiası”yla yola çıkıyor. Bir çeşit düzmece belgesel (mockumentary) meydana gelen filmde güya “NASA kameralarının hakikat görüntülerini”izliyoruz. Modern çocuk yönetmenlerin bir sürü sevdiği bu “gerçek çekim fikri”, “Blair Cadısı”ndan “Cloverfield”a uzanan kapsamlı bir yelpazede, son zamanlarda sıkça kullanılıyor. Bizi güvenlik kamerasının kara beyaz monotonluğuna civarı götüren “Paranormal Activity” dahil olmak üzere, mevzubahis tekniğin kullanıldığı filmler, herkesin amatör videoyla çekim yaptığı, güvenlik kameralarının çoğalış hayatımızın her noktasına sızdığı bir dünyanın bilinçdışındaki gerilimini yansıtıyorlar. Bu filmlerdeki gerilim hissinin özünü, kameranın fikir meydanına mahkûm olmak ve gerçekliğin Devamını Oku.

    Perşembe, Kasım 16th, 2017 at 18:46
  • Hayatın ‘sert rüzgârları’

    Hayatın ‘sert rüzgârları’

    Karısının ortadan kaybolmasının sonrasında iki çocuğuyla baş başa olan bir yazarın dramını anlatan ‘Sert Rüzgârlar’ (Des Vents Contraires), başroldeki Benoit Magimel’in oyunuyla değinen bir film…
    Fransa’da bir sürü satanlar listesine giren, Olivier Erkek imzalı bir romandan sinemaya uyarlanan ‘Sert Rüzgârlar’, ek olarak ilk sahnede seyirciye ‘negatif cereyan’ verici Paul Anderen (Benoit Magimel) karakteri üst kısmına heyeti. Anderen, açılıştaki aile tartışmasında, karısını hayatından bezdiren, bencil bir koca olarak çıkıyor karşımıza. Ortadan kaybolan eşinin (Audrey Tautou) ondan kaçıp kurtulduğunu tahmin ediyoruz ilk enbaşta. Film ilerledikçe yabancı negatif yanlarını da görüyoruz. Bedava, ayyaş, dövüşçü bir yazar; sorumsuz, beceriksiz bir Devamını Oku.

    Çarşamba, Kasım 15th, 2017 at 11:01
  • ATEŞİN DÜŞTÜĞÜ YER’İN OSCAR ŞANSI

    ATEŞİN DÜŞTÜĞÜ YER’İN OSCAR ŞANSI

    Türkiye’nin Oscar adayı olarak belirlenmiş İsmail Güneş’in yazıp yönettiği “Ateşin Düştüğü Yer”in Amerikan ekolü tarafından bir takım avantajları var. “Evlilik dışı ilişki sebebiyle gebe olan kızını öldürmek zorunda meydana gelen baba” karakteri sanırım sevilecektir. Hollywood, bu şekilde tek cümleyle özetlenebilecek tam olarak çelişkileri bir sürü sever. Ancak filmdeki baba karakterinin çatıştığı somut bir birey olmaması, başka bir deyişle sav anti – sav eksikliği sıkıntı teşkil edebilir. Yeniden de evlat sevgisi ile töreye bağlılık arasındaki ikilem, filmin en mühim kozu olacaktır. Diğer taraftan, namus cinayetlerine sokak açan merasimin ek olarak katı bir şekilde eleştirilmemesi, yalnızca babanın acısına odaklanılması ise bir dezavantaj olabilir. Devamını Oku.

    Salı, Kasım 14th, 2017 at 10:46
  • Geleceğe kalacak ‘rüya’

    Geleceğe kalacak ‘rüya’

    SİNEMAMIZDA son zamanlarda kendini en bir sürü geliştiren yöneten hiç şüphesiz Yılmaz Erdoğan. “Kelebeğin Rüyası”nda da yönetmenlik tarafından çıtayı hayli yükseğe koyuyor ve zorlanmadan geçiyor. Anlatım ve prodüksiyon olarak hayat standartlarını tutturamayan türk malı filmlerin aralarında “Kelebeğin Rüyası”; oyunculukları, yapım kalitesi, fotoğrafları, müziği, zanaat idaresi, kamera hareketleri ve mekân seçimiyle ışıl ışıl parlayan, dekoratif bir film. Ama alıcı bir sinema, göz yaşartıcı duygusal anlar ve harika sahneler peşinde koşarken senaryosu itibarıyla eksenini şaşıran, sağa sola savrulan bir film bununla birlikte.
    Sözgelimi, açılışta gösterilen jandarma zulmünün, köylülerin madenlerde mecburen çalışmasının öykünün geriye Devamını Oku.

    Pazartesi, Kasım 13th, 2017 at 17:37
  • Baba, erkek çocuk ve militer ruh

    Baba, erkek çocuk ve militer ruh

    Will Smith ile oğlu Jaden Smith’in başrollerini paylaştıkları “Dünya-Yeni Bir Başlangıç”(After Earth), kahraman bir savaşçı meydana gelen baba ile erkek çocuğunun öyküsünü anlatıyor. Gelecekte geçtiğimiz filmde Yeryüzü, ayrılınmış, riskli bir gezegen olarak geliyor karşımıza.
    WILL Smith ve oğlu Jaden, 2006 imalatı dokunaklı, göz yaşartıcı “Umudunu Kaybetme”den (The Pursuit of Happyness) 7 sene ardından bir bilimkurgu macerasında buluşuyorlar. 2010’da “The Karate Kid”deki başrolüyle bizzat ayakları üstünde durabildiğini kanıt eden erkek çocuğuyla yine bir araya gelmek isteyenWill Smith’in maksadı başlangıçta bir “vahşi hayat yolculuğu filmi”yapmakmış. Prodüktörlerin teklifiyle dallanıp budaklanan öykü, çeşitli yazarlar Devamını Oku.

    Cumartesi, Kasım 11th, 2017 at 16:55
  • Ortada’da kalanlar

    Ortada’da kalanlar

    KISA filmlerinden tanıdığım Can Kılcıoğlu’nun önce uzunca filmi “Karnaval” vizyona girdi. Kılcıoğlu, Geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nin Milli Müsabaka kısmında izleyici karşısına çıkan filminde, sinemamızın son zamanlarda belli bir süre ihmal ettiği ortada sınıfa konusunda bir öykü anlatıyor. İzmir’de geçtiğimiz film, babalarının yakınında çalışmak zorunda olan Alis (Serdar Orçin) ile Demet’in (Tülin Itina) çıkışsız yaşamları üst kısmına heyeti. Babasına (Sait Genay) başkaldırı ederek haneden kaçan Alis, iş ararken yaşamını bir otomobilin içerisinde sürdürüyor. Pastacı olup İstanbul’a gitmek talep eden Demet ise babasının (Vedat Erincin) her işine koşuyor. StarWars’un R2D2 isimli robotunu anımsadan Karnaval isimli halı yıkama makinesi de mühim bir “karakter”. Kimsenin satın almadığı bu pahalı makine, Alis’in hayat boyu taşımak zorunda meydana geldiği Devamını Oku.

    Cuma, Kasım 10th, 2017 at 12:53
  • BAĞIMLILIK İLİŞKİSİ

    BAĞIMLILIK İLİŞKİSİ

    Genelde sıkıntıları çıkaran taraf olsa da ablasına bağlı meydana geldiği görülüyor. Kardeşi aracılığıyla her fırsatta suçlanan Yasemin ise ek olarak güler yüzlü ve şefkatli. Ama bizzat başına olmayı seven müstakil bir bayan. Lale bir bir sürü kez yanan bir alevse, o amaçlı için yanan bir kordan aynı. Cinsellik, kuvvet ve savunma içgüdüsü benzeri hislerini özgür bırakma dair ise Lale’den bir sürü çeşitli. Senaryoyu yazan Emine Yıldırım, öykünün tespit edecek bir noktasından ek olarak sonra kardeşlerin arasındaki sıkıntılara her şeyin dışarısında olan bir adam karakter üzerinden sızmayı hedefliyor. Yan hanede olan bar işletmecisi Kerim (İbrahim Selim), kardeşlerin yaşamına aklı en başında, uslu, narin başlı bir adam olarak giriyor. Ama tanışmalarının üzerinden iki zaman dahi geçmeden kocaman bir alan savaşının ortada mahaline düştüğünü anlıyor… Devamını Oku.

    Perşembe, Kasım 9th, 2017 at 17:15
TOP
arkadas aşk sözleri ankara sohbet