728*90
  • KEMAL HOCA’YA YAPILAN İSİM AYIBI

    KEMAL HOCA’YA YAPILAN İSİM AYIBI

    HATTAT, tanburî ve bestekâr Kemal Batanay 1893 ile 1981 yılları aralarında yaşadı. Üstelik tâlik yazının nihai kocaman isimlerinden Hulûsi Efendi’nin, musikide de Rauf Yektâ Bey’in öğrencisi idi; birden fazla eser verdi, beste inşa etti ve öğrenim gören yetiştirdi. Süleyman Çelebi’ye ilişkin meydana gelen bildiğimizmeşhurmevlidin tek bestesi de Kemal Hoca’ya aitti şayet en mühim yapıtı, klasik tanbur icrasının nihai üstadı meydana gelen ve 2004’te ölüm eden rahmetli Ercümend Batanay idi… Üsküdar Belediyesi kadirşinaslık etmiş ve klasik sanatlarımızın nihai isimlerinden meydana gelen Kemal Batanay’ın ismini Valide-i Atik Camii dolaylarında bir sokağa vermiş…
    Buraya civarı dekoratif, zarif, harika ve güzel… Amameselenin güzel olmayan, hattâ basbayağı ayıp kaçan bir tarafı var: Kemal Bey’in ismin verildiği sokaktaki tabelânın üst kısmına üstadın ismi hata yazılmış, “Batanay” adı “Batınay”haline Devamını Oku.

    Cuma, Aralık 2nd, 2016 at 21:40
  • PAŞA’NIN KAYIP MEKTUBU

    PAŞA’NIN KAYIP MEKTUBU

    ATASE nin durumu bundan çok farklıdır, çünkü hemen hemen tüm arşiv “classified” farzedilmekte, çalışmak talep eden uzmanlar binbir çeşitli zorla karşılaşmakta, hattâ bir defterin sayfalarını askere çevirtip tarihçiyi aval aval bakmaya mecbur bırakmak benzeri Aziz Nesinvârî hadiseler yaşatılmaktadır.
    Benzer tuhaflıklara kendimden bir misal vereyim: Birden Çok yıldan buyana Enver Paşa üst kısmına bir kitap yazıyorum. Paşa’nın, 1918 Kasım’ında Türkiye’den ayrılırken vaktin sadrazamı Ahmed İzzet Paşa’ya bir mektup yazdığı ve mektubun ATASE de meydana geldiği biliniyordu; geçmiş yıllarda yayınlanmış eserlerde vesikanın arşiv numarası da veriliyordu.
    ATASE de araştırma yapan arkadaşlara mektuptan bahsettim ve “Kitabımı bitirmeme ek olarak birden çok yil var, isterseniz siz yayınlayın ben sizden alıntı yaparım” dedim, aylarca aradılar ama bulamadılar! Çünkü ATASE’nin eskiyen komutanlarından biri Devamını Oku.

    Perşembe, Aralık 1st, 2016 at 18:43
  • Kadıköy’de genç vuran serhoş İngiliz’i dergi çıkartma desturu ile ödüllendirmiştik

    Kadıköy’de genç vuran serhoş İngiliz’i dergi çıkartma desturu ile ödüllendirmiştik

    TÜRKİYE’de nihai haftalarda ardarda birçok genç öldü. Kimisi evinden kaçıp havuzda boğuldu, kimisi yaşamını bir sapığın elinde noktaladı, kimisi de dikkatsizlik ve tedbirsizlik sebebinden bir kuyunun yahut kamyonun kurbanı oldu…
    Bir acı bilgi de, geçen zaman geldi: 4 ve 5 yaşındaki 2 kuzen, Bitlis’te donarak can vermişti!
    İstanbul’da bundan çok yıllar öncesinde yeniden bu şekilde ses getiren bir genç hadisesinin yaşandığını, serhoş bir İngiliz’in sebep olduğu hadisenin birden çok zaman içinde Ülkemiz ile İngiltere aralarında kocaman bir diplomatik tartışmaya neden olduğunu, sorunun vaktin dışişleri bakanının başını yediğini, hatta vakası çıkartan İngiliz’in de tarafımızdan ödüllendirildiğini az birey bilir. Devamını Oku.

    Çarşamba, Kasım 30th, 2016 at 17:26
  • YÖK VE JÜRİLER NE YAPAR

    YÖK VE JÜRİLER NE YAPAR

    Bu ilânların ne amaçlı verildiğini anlamışsınızdır: Üniversitelerden birinde öğrencisiniz, tamamlanma tezinizi hazırlamanız lâzım, yahut yüksek lisans ya da doktora yapıyorsunuz ve tezinizi yazıp teslim etmeniz gerekmektedir diyelim…
    Artık oturup çalışmanıza, kaynakları araştırmanıza, toparladıklarınızı değerlendirmenize ve sav haline getirmenize hiç lüzum kalmamış… Bu işi sizin amaçlı inşa etmeye âmâde gruplardan yahut şirketlerden birine başvuru etmekte, konunuzu ve hazırlamanız gerekli olan metnin uzunluğunu belirtiyor, parasını da veriyor, adamların yazdıkları bu sözüm ona metni üniversiteye götürüyor ve “bilim adamı” oluyorsunuz! Devamını Oku.

    Salı, Kasım 29th, 2016 at 17:56
  • İKİ DEĞIŞIK İSİMLE ÇIKTI

    İKİ DEĞIŞIK İSİMLE ÇIKTI

    Koçu, daha daha sonra “Haşmetli Yosmalar” adıyla ve ilâvelerle yine basılan kitabında Amiral Nelnihai’un metresi Lady Hamilton’dan Rusya’nın 2 Katerina’sına ve Bizans’ın hipodromunda rakkaselik yaparken imparatoriçeliğe büyüyen başka bir deyişle metreslikten hükümet sahibi olanlara civarı uzanan kapsamlı bir yelpazeye dağılan, tarihte nam salan bir takım bayanların rüşvet, hırs ve kan dolu maceralarıyla bazılarının intiharlarını anlatır.
    İşte, Reşad Ekrem’in “Haşmetli Yosmalar”ında anlattığı ve hayatlarına bizzat elleri ile nihai verici 2 bayanın hikâyesi:
    SAFO: Eskiyen Yunan’ın şair kadınlarındandı… Zengin bir aileden geliyordu, çok iyi tahsil görmüştü ama tüm evlilik önerilerini geriye çevirdi… Onu yalnızca ve yalnızca çocuk kızlar ilgilendiriyordu! Onlar amaçlı şiirler ifade etti, “Ey harika kız, sen benimsin artık! Senin ölümsüz vücudunu Herperos’un meş’alesindeki ışığın içinden aldım. Tatlı fısıltıların fırtınadan sonraki yorgun denizin kırık sesini andırıyor”gibisinden mısralar döktürdü ve daha sonra sıkılıp yaşamını Devamını Oku.

    Pazartesi, Kasım 28th, 2016 at 20:49
  • GS=CHP

    GS=CHP

    BÜLENT Ecevit’in “Karaoğlan”olup ortalığı kasıp kavurduğu 70’li yıllarda, enbaşta CUMHURIYET HALK PARTISI’nin Taksim’deki tanınmış mitingini ve Ecevit’in meydanlarda yaptığı tüm konuşmaları ön saflarda dinlemeye giden Nişantaşı ve Bağdat Caddesi sosyetesine mensup dekoratif bayanların dillerinden düşürmedikleri bir laf vardı:
    “Hem Milletçe Partili, hem bir Fenerliyim şekerim”derlerdi…
    Onlara yönelik yalnızca CUMHURIYET HALK PARTISI’li olmak kâfi değildi, Fenerbahçe’yi destek vermek de şarttı, çünkü üyesi oldukları toplumsal sınıfa yönelik, memleketin âlî menfaatleri bu şekilde gerektiriyordu! Bülent Ecevit gençti, İsmet Paşa’ya karşın başlattığı maçtan galip çıkmıştı şayet partide kuyusunu kazmaya personel hayat civarı muhalifi vardı ve onlarla Devamını Oku.

    Cumartesi, Kasım 26th, 2016 at 17:26
  • Buda’nın ruhu

    Buda’nın ruhu

    Dalay Lama, başka bir deyişle Tibet Budizmi’nin ruhanî ve Tibet’in senelerdir sürgünde hayatını sürdüren hem bir ruhanî hem bir de siyasî öncüsü bir beyanat vermiş, bu makama geçtiğimiz ve bu unvanı taşıyan nihai birey olabileceğini söylemiş…
    Dalay Lama ne türlü seçilir bilir misiniz? Buda’nın reenkarne olmuş ruhunun aranıp bulunmasıyla…
    İslamiyet’te hiçbir biçimde vârolmayan reenkarnasyon, bir ruhun gelişim edebilmesi amaçlı dünyaya yabancı bedenlerde ve sık sık gidip gelmesi demektir, Budizm’in de basit inançlarındandır ve hem bir bugünün, hem bir de geçmişin Dalay Lama’sı daima bu gidip iştirak eden bir ruhun bulunmasıyla belirlenmiştir. Devamını Oku.

    Perşembe, Kasım 24th, 2016 at 16:44
  • Karahisârî’nin Kur’an’ı

    Karahisârî’nin Kur’an’ı

    Kültür Bakanı Ömer Çelik’in iptal ettiği Millî Kütüphane’nin yayım girişimi rezaletinden söz ederken “tıpkıbasım”ın ne meydana geldiğini anlatmıştım, tekrardan edeyim:
    Eski devirlerden olan, meselâ birden çok surat yil öncesinde yazılmış meydana gelen bir elyazmasının yahut nadir, başka bir deyişle kolay değil yer alan ve hattâ orijinalinin ele geçirilmesi olanaksız benzeri meydana gelen matbu bir kitabın aynen, birebir yayınlanmasına “tıpkıbasım”denir. Tıpkıbasımlar yardımıyla hem bir uzmanların üstünde çalışmak zorunda oldukları değerli yazma yapıtların elden ele dolaşarak yıpranmaları önlenir; hem bir de içerik ve imaj durumundan dekoratif meydana gelen bu gibi kitaplar, meraklılarına kolleksiyon objesi olarak sunulurlar. Devamını Oku.

    Çarşamba, Kasım 23rd, 2016 at 12:42
  • YEMEN’DEKİ ÇOCUK BİNBAŞI

    YEMEN’DEKİ ÇOCUK BİNBAŞI

    1910’da patlayan isyanları ek olarak temel ifadelerle ifade eden bir yabancı kaynak, İsmet Paşa’nın başka bir deyişle İsmet İnönü’nün hatıralarıdır…
    Paşa, yaşamının nihai yıllarında kaleme aldığı ve o senelerin mühim gazetecilerinden Sabahattin Selek aracılığıyla yayınlanan hatıralarının gençlik yılları konusunda kısmında Yemen’e de koltuk verir. Çocuk bir binbaşı iken gittiği o uzak ve ateş gibi iklimde yaşadıklarını hikâye ederken bugünkü krize gerek meydana gelen Husî isyanının temelini teşkil eden Zeydî ayaklanmalarını da anlatır. Devamını Oku.

    Salı, Kasım 22nd, 2016 at 15:36
  • 17. yüzyılın kocaman âliminden korsanlara önce öğüt: Namaz kılmadan baskın yapmayın

    17. yüzyılın kocaman âliminden korsanlara önce öğüt: Namaz kılmadan baskın yapmayın

    17. yüzyıl ilim hayatımızın en mühim isimlerinden meydana gelen Kâtip Çelebi “Tuhfetu’l-Kibar fi Esfârü’l-Bihâr” başka bir deyişle “Devletin büyüklerine deniz savaşları ile ilgili bir armağan” adlı eserinde gemiler ile ilgili kapsamlı veriler verir, geçmişin kocaman pilotlarından sözeder, deniz zaferlerini anlatır ve “Korsanlara Öğütler”başlığı altında tam kırk tane “altın nasihat”sıralar. Çelebi’nin önce öğütlerinden biri, “korsanın gevşek olmaması”dır.
    TÜRK denizciliği, altın çağını 16. yüzyılda yaşadı.. Cezayir korsanları Osmanlı donanmasına katıldı, bunların bazısına “Kapdan-ı Derya”unvanı verildi ve şunlar sayesinde Akdeniz Türk gölü oluyor. Bu üstünlük, 1600’lü senelerin ortalarına civarı aynı ritimde devam etti. Okyanus koşullarına yönelik inşa edilmiş İngiliz ve Hollanda kalyonlarının Akdeniz’de seyretmeye başlaması balansı değiştirdi ve üstünlük okyanusta sahili yer alan bu iki devlete geçti. Devamını Oku.

    Pazartesi, Kasım 21st, 2016 at 16:53
  • Beklemeyin ve düş dahi etmeyin: Atina’da cami açılmaz

    Beklemeyin ve düş dahi etmeyin: Atina’da cami açılmaz

    Türk ve Yunan takımları aralarında oynanan arkadaşlık karşılaşmasına teşrif etmek amaçlı İstanbul’a iştirak eden Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras daha daha sonra Ankara’da Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte n mensuplarının önüne çıktı ve Atina’da cami açılmasıyla ilgili bir suale “Hükümetimizin bu konuyla alakalı almış meydana geldiği bir hüküm var” yanıtını verdi.
    Gazetelerde ve ajans haberlerinde problemin “Yunanistan’da bir cami açılması noktasında Ülkemiz’den onlara bir müjde verecek misiniz?” halinde sorulduğu yazılmıştı…
    Son yıllarda soru sorarken yahut en ufak bir şeyi dahi söylerken cümlenin içine lüzumsuz kelimeleri ilâve edilmesi âdet hâlini aldı.
    Bu sualde meydana geldiği gibi… Devamını Oku.

    Cumartesi, Kasım 19th, 2016 at 15:56
  • Ortada bir serhoş ve bir de kurban var

    Ortada bir serhoş ve bir de kurban var

    ŞU “alkollü otomobil kullanmak” tabiri var ya, tüylerimi diken diken ediyor!
    Dikkatinizi verip iyice bir düşündüğünüz halde, deyimin Türkçesinin bozuk rejim meydana geldiğini farkedersiniz…
    “Alkollü” meydana gelen kim? “Araç” mı, yoksa o aracı “kullanan” mı?
    Tamam, bu tabir ile neyin kastedildiğini biliyoruz; anlam ile “aracın”değil “sürücünün” kafayı çekmiş meydana geldiği kastediliyor şayet tabir bozuk inşa edilmiş! “Alkollü durumda otomobil kullanmak” gibisinden herhangi birşey denecek olsa sorun yok! Devamını Oku.

    Cuma, Kasım 18th, 2016 at 16:50
  • Kâfirler tek millettir

    Kâfirler tek millettir

    ALMAN Federal Meclisi’nin 1915 olaylarını “soykırım”olarak niteleyen metni kabulünden anında hemen ardından Parlamento binasının önünde yapılmış olan etkinlikler bilmem dikkatinizi çekti mi?
    Ermenistan’ın kırmızı, mavi ve turuncu bayrağını açan Ermeniler öncesinde birbirlerine sarıldılar, sloganlar atıldı, şarkılar bildirildi, derken kadınlı-erkekli gruplar bizim Erzurum barını andıran folklorik danslara başladı…
    Tasarının kabulü amaçlı Almanya’da yıllar süresince sokaktaki adamdan siyasetçilere, beynelmilel örgütlerden lobi şirketlerine civarı anında herkesi ve her kuruluşu inandırma etmeye uğraşmışlar, her karayolu ve herşeyi denemişlerdi ve sonuçta talep ettikleri olmuş, Alman Meclisi bizi “sokırımcı”ilân etmişti… Devamını Oku.

    Perşembe, Kasım 17th, 2016 at 13:15
kayseri escort bayan antalya escort bayan malatya escort bayan malatya escort ankara escort bayan bursa escort bayan ankara escort bayan izmit escort bayan izmir escort bayan bodrum escort bayan kayseri escort bayan bursa escort bayan gaziantep escort bayan antalya escort bayan konya escort bayan konya escort bayan adana escort bayan
TOP
chat